Kadın/Erkek Olmak

0
21

Kadın olmak/Erkek olmak.

Bu iki olgu yüzyıllardır çok farklı konulara, çok farklı tartışmalara gebe kalmıştır. Peki nedir kadın olmak, nedir erkek olmak ?

Burada elbette ki biyolojik bir farklılık söz konusu; fakat aslında var olan ve topluma yansıyan durum bu farklılığın da ötesinde.

Patriarkal (ataerkil) bir sistem üzerine oturtulmuş toplumun içindeyiz. Yüzyıllar önce başlayan, geçmişte var olmuş, günümüzde de varlığını devam ettiren bir sistemden bahsediyoruz.

Bakıldığında insanız ve iradesi olan varlıklarız. Her şeyi seçebilme şansımız varken içine doğacağımız coğrafyayı, kültürü ve ailemizi seçemiyoruz;direkt bu sistemin içine doğuyoruz ve bu sistemin doğruları/yanlışları çerçevesinde yetiştiriliyoruz. Örneğin en baştan ele alalım; Erkek çocuk daha doğmadan mavilere, kız çocuk ise pembelere sarılıyor. Bu da aslında daha doğmadan çocuğun cinsel kimliğine yapılan bir müdahale bir saldırı; fakat bu da başlı başına ayrı bir yazı konusu.

Erkek çocuk yetiştirilirken “aslan oğlum”, “erkek adam” dayatmalarıyla şekillendirilirken kız çocukları ise daha çok “narin”, “kırılgan” sıfatlarıyla ya da “yapamazsın” “edemezsin”lerle büyütülüyor. Burada erkek kimliği yüceltilirken dişi kimliği ezilmiş oluyor.

Bir de tüm bunların yanında erkek kimliğine sırf erkek olduğundan dolayı yapılan bir yüceltme varken erkeklerin “erkek adam” olduklarından ötürü duygularını açıkça dile getirmesi yanlışlık/eziklik/yapılmaması gereken olarak nitelendiriliyor. Küçük bir oğlan çocuğu ağlamaya başladığında “erkek adam ağlamaz” cümleleriyle bastırılıyor, hal böyle olunca çocuk ağlama eylemini yanlış olarak kodlayıp bunu erkekliğiyle bağdaşmayan bir şey olarak görüyor. Ağlamanın erkekliğini zedelediği/zedeleyeceği düşüncesiyle duygularını bastırmayı seçiyor; çünkü böyle gördü, böyle öğretildi.

Küçük yaşta çocuklar adına yapılan oyuncak seçimlerine de yüzeysel olarak bakacak olursak; erkek çocukları için genellikle silah, tüfek vs gibi şiddete yönlendirici oyuncaklarla karşılaşılıyor. Basit gibi görünen bu durum, bakıldığında gündemimize yansıyan en önemli sorunların yine en önemli nedenlerinden biri haline geliyor. Kaç yaşında ve cinsiyeti ne olursa olsun başlı başına şiddet kavramı şiddet içeren ve şiddete yönelik her şey “olmaması gerekenler” listesinin en başında yer alması gerekirken bunun yaşantımıza yansıyan şekli ise olması gerekenin maalesef ki tam tersi. Çocuk “oyuncak” kavramını ilk kez bu şekilde tanıyor böyle alıyor böyle kodluyor. İlerleyen yaşlarda televizyonlarda izlediği filmlerde,dizilerde, çizgi filmler de karşılaştığı sahneler de cabası. Tüm bunlarla karşılaşan çocuk için de şiddet bir güç, bir üstünlük göstergesi haline geliyor. Bu şekilde, çeşitli manipülasyonlarla yetiştirilen bireylerin farklı bir zihniyete sahip olması ya da şiddet yanlısı bireyler olması da kaçınılmaz oluyor.

Yine bu konuyla ilgili; erkek çocukları için cinsel organ bir “güç(!)” göstergesi gibi lanse edilirken “göster oğlum amcalara pipini” cümleleri kız çocuklarına gelindiğinde “ayıp,günah, saklanması gereken yer” haline geliyor. Böyle yetişen çocuk, o zihniyetle var olduğu bedenin karşı cinsine oranla üstün olduğu düşüncesine kapılıyor ve bu fikri benimsiyor. Kendini en üst, üstüne bir şey söylenmeyecek hele ki erkekliğine laf söylenmeyecek bir gruba ait görüyor; çünkü böyle gördü böyle yetiştirildi.

Erdal Atabek’in “Kışkırtılmış Erkeklik Bastırılmış Kadınlık” kitabında da bu konuyla ilgili şöyle bir şeye değiniliyor; Sünnet, oğlan çocuklarının “erkek adam” olduğuna dair yapılan bir kutlamayken; diğer taraftan regl, kız çocuklarının üreme fonksiyonunu kazanması anlamına gelmesine rağmen yine gizlenip saklanması gereken ayıp görülen bir durum halinde. Yine bu da bizlere küçüklükten öğretilen bir yanlış, bir yönlendirme, bir bastırılma.

Bakıldığında tüm bunlar gündemimizde olan “kadın şiddeti,kadın cinayetleri” konularının en temelinde ele alınması gereken şeyler bence. Değişim gücü biziz, o farkındalığı kazandıracak olan bizleriz. “Böyle geldi böyle gider/gidecek” gibi bir kaide yok. Herkes bilmeli ve bildirmeli. Çocuk yetiştirilirken yapılan ayrımlar, o çocuklar bilinçlendirilirken yok sayılmalı ki algı değişsin/değiştirilsin.

Kadınların ezildiği ve erkek egemenliği altında var olduğu, otoritenin erkekte olduğu, erkeğin gücünü göstermesinin yolunun şiddetten geçtiği, adamın çalışıp kadının evde çocuk baktığı, ağlayan bir erkeğin güçsüz sayıldığı bir toplumu yine ancak bizler yok edebiliriz, kafalara bu şekilde oturmuş tüm ataerkil düşünceleri biz silebiliriz. Erkekler de ağlar, yemek yapar, çocuk bakar, pembe giyer. Erkekliği şiddet uygulamada bulan bir zihniyet, bir sınıfa bir cinsiyete bir kimliğe ait olmaksızın “insan” değildir. İnsan olabilmek belli akli denge durumlarına belli vicdani duygulara sahip olmayı da beraberinde getirir.

Ve tabiki kadınlar da işe gider, para kazanır, araba sürer. Tüm bunları yapabilmek için “erkek gibi kadın” tanımlamasına ihtiyaç yoktur. “Kadın gibi kadın” olarak da bir fark yaratabilir bir kadın.

Tüm bu çerçevede söylenebilecek tek ve en doğru şey şudur ki:”Bize öğretilen yanlışlara karşı başkaldırmamız gerekiyor.”

Kadın/Erkek Olmak


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.