Kadın Cinayetleri

0
1151

Kadına yönelik kavramı, kadına sadece cinsiyetinden dolayı uygulanan, toplumsal cinsiyet temelli bir ayrımcılıkla güdülenen, dayanan ve insan hakkı ihlaliyle sonuçlanan psikolojik, ekonomik, cinsel ya da fiziksel unsurlarını içerebilen her türlü tutum, davranış ya da ifadeyi kapsamaktadır. Dünyanın her yerinde, birbirinden bağımsız coğrafya ve kültürlerde, farklı şekil ve içeriklerle de olsa kadına karşı olgusu mevcut durumdadır. Ülkemiz bu konuda  son yıllarda sıkıntılar büyük sıkıntılar çekmektedir. ‘ Cinayetlerini Durduracağız’ platformunun açıkladığı verilere göre 2013’de 237, 2014’de 294, 2015’de 303, 2016’da 328, 2017’de 409, 2018’de 440, 2019’un 11 ayında ise 430 cinayeti yaşandı. Bunlar sadece öldürülen kadınlar. Peki ya hala sessiz bir şekilde şiddete maruz kalıp sesini çıkaramayanlar ? Hala görmeye devam edenler bu sayıların içinde yok. Fakat görüyoruz ki ülkemizde ki gelişmelere bakınca bu sayıdan çok daha fazlası mevcut.  Yukarıda belirttiğim istatistiklerde zaten her geçen yıl kadın cinayetinin arttığını gösteriyor. Aile içi veya eski sevgili cinayetleri kadın cinayetlerinin genelde temelini oluşturuyor. Son dönemde çıkan bazı haberlerde babası tarafından, sevgilisi olduğunu öğrendiği kızını öldürmesi gibi insanın kanını dondurucu ve ‘nasıl rahat yaşayalım ‘ babamız bile bizi öldürebiliyor sevgilimiz olduğu için düşüncesine itecektir. Şiddeti uygulayan cinsiyetin , şiddete maruz kalan cinsiyetten dünyaya geldiğini çabuk unutmaktayız.  Kadın karnına koca bir dünyayı sığdırdı ama siz dünyanıza bir kadını sığdıramadınız misali.  Aslında her şeyin temelini olgusu oluşturmaktadır. Şiddete eğilimli toplumumuz, sadece kadın değil canlı veya cansız her objeye mesela heykele saldıran zihniyet ile kediye köpeğe saldıran zihniyet aslında aynı. dürtüsü onu hep bir şeylere saldırma eğiliminde hissettiriyor. Ve o gösterdiği, canlı veya cansız şeye de bir gerekçe adlandırıyor. Bir kadına uyguladığı sonrası namus vurgusu yapabiliyor . Bir heykele saldırdığında o heykel deki kişiden rahatsız olup onu yıkma dürtüsü duyabiliyor. Aslında ruh sağlığı bozuk olan bu toplumda her gün bir , şiddeti doğuruyor .Bir şiddete tepkimizi bile yine şiddetle gösteriyoruz. Kanunlarımız çok zayıf. İnsanlar tecavüz eden kişiye, sırf mahkemeye takım elbise ve  kravatlı geldi diye ceza indirimi aldığını veya kadının üzerine düşmüş diyerek cezadan kurtulduğunu görünce de kendi adaletini kendisi sağlama peşine düşmektedir. Resmen kadını koruyan değil de tecavüzcüyü koruyan kanunlarımız var. Ancak kamuoyunda infial olan olaylarda veya siyasal makamlarca da eleştirilen kadın cinayetlerinde yüksek cezalar verilebiliyor. Emine Bulut , Özge Can Aslan, Münevver Karabulut gibi kamuoyunda yer almayan kadınların maruz kaldıkları ve cinayetlerde ise gereken cezaların verildiğini düşünmüyorum.  Son günlerde herkes Kadir Şeker’i konuşuyor.  Kadir, Konya’ da bir parkta sevgilisini döven birisine engel olmak isterken çıkan arbede de kalbinden bıçaklayarak ölümüne neden olmasıyla  suçlanıyor. Şimdi buradan Türk adaletine şunu sormak istiyorum. Eğer siz bu çocuğa ceza verirseniz o zaman, kadına her uygulandığında hiç kimse müdahale etmez ve gördüğünde uzaklaşır. Hiç tanımadığım bir kadın için niye hayatımı heba edeyim düşüncesine kapılır. Yazımın başında da söylemiştim amacımız kadını mı yoksa uygulayanı mı korumak? Eğer kadını korumaksa amacımız, kadını koruyanı da korumak olmalı görevimiz.  Kadın cinayetlerini bitirmek istiyorsak muhakkak ki bu kanunların ; kadını döven , gösteren, tecavüz eden ve katledenlere gereken cezayı en ağır biçimde vermesi gerekiyor. Türkiye’nin bir çok kurumunun bu konuda ön ayak olması gerekir. Erkeklerin yoğun olarak geldikleri camilerde Cuma hutbelerinde, kadına saygıyı baz alarak konuşmalar yapılmasını , politikacıların da bu olaya el atıp gerekli cezaları bir araya gelip kanunlaştırması gerektiğini düşünüyorum. Günlük hayatta iş yaşamında , sosyal ortamlarda ve evde aile bireylerimizin veya herkesin cinsiyetçi sözlerden uzak durmalarını öneriyorum. Çünkü nasıl söylersek öyle gider alışkanlıklar böyle yıkılır. Kimse kendi cinsiyetinden dolayı bir zarara, bir baskıya uğramamalı. Eğer biz o cinsiyete veya baskı uygularsak her şey den önce yaratılış olgusuna karşı saygısızlık etmiş oluruz.  Hiçbir din, hiçbir kitap bu cinsiyeti şu veya bu sebeple öldür demez.

Kadın Cinayetleri


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.