İntikam Ateşi

0
1579

İçimde yanan ateşiyle rahat uyumam imkânsızdı. Bir sağa bir sola dönüp oda arkadaşlarımı rahatsız ettiğimin farkındaydım ama yurt odasındaki yatağımda değil de dikenler üzerinde yatıyordum sanki. Öyle bir ateşti ki bu, ne alevler yükselip her yeri yakıp yıkıyordu, ne de yavaşça sönüp küle dönüşüyordu. Yandıkça yanıyor, içimi yaktıkça yakıyordu.
Bu ihaneti unutmayacağıma yemin etmiştim. Ne pahasına olursa olsun intikamımı almaya, bendeki ateşi söndürüp, onu içini yakmaya, kaç sene yaşarsam yaşayayım, ömrümün sonuna kadar bu kalleşliği unutmamaya yemin etmiştim. Daha yirmi bir yaşındayken bana yaşatılan bu ızdırabın öcünü almadan rahat uyuyamayacaktım.

Ben de kalktım… Yatağım ranzanın üst katındaydı. Odadakileri uyandırmak istemiyordum fakat yurdun ranzaları asırlık olduğundan her hareketimde gıcırdıyordu. Ne kadar dikkat etsem de, oda sakinlerinin hepsini uyandırmayı başarmıştım. Maalesef yapacak bir şey yoktu. Aklım ayrı, kalbim ayrı isyan ederken uyumamın imkânı yoktu.

Dedim ya… Ben de kalktım. Hızlıca giyinip, çantamı aldım. Kimin uyanıp kimin uyuduğuna, hatta kimin merakla beni dikizlediğine aldırmadan kendimi dışarı attım.
Gece yarısı yurttan çıkmak mümkün değildi tabii. Tıp Fakültesinde okumanın, bir elin parmaklarını geçmeyen avantajlarından birini kullandım. Yurt bekçisine nöbetteki arkadaşımın hastalandığını ve acilen nöbete gitmem gerektiğini söyledim. Sağ olsun hiç zorluk çıkarmadı. İzin kağıdıyla bile uğraşmadan çıkabildim. Otobüs durağına kadar yürümem gerekiyordu. Böyle aldatılan genç bir kadının, sokakta hırsla yürüdüğü sahnelerin olmazsa olmazı olduğundan, tabii ki yağmur yağıyordu.
Usulca süzülen yağmurun altında sinirimden adımlarını pat pat yere vurarak yürüdüm. Öyle dalgındım ki, kendime geldiğimde otobüs durağını çoktan geçtiğimi fark ettim. Üstelik şemsiyem olmadığı için bir hayli ıslanmıştım. Yine de hızımı kesmeden yürümeye devam ettim. Kafamda nasıl intikam alacağımın bin bir çeşit planını yaparken karşıma çıkan iri bir köpek yüzünden olduğum yerde durdum. O da benim gibi ıslanmıştı ve gece vakti köpeklerin pek de dost canlısı olmayacağını biliyordum. Koşmak o an yapılacak en aptalca şeydi. Bu kadarını biliyordum ama yapılacak en mantıklı şeyin en başından bu saatte dışarı çıkmamak olduğunu düşünemiyordum. Adrenalinin de etkisiyle âna odaklanmıştım. Köpek bana, ben köpeğe bakarken dizlerim boşaldı. Olduğum yere çöktüm. Islak kaldırıma oturmuştum ama ziyanı yoktu çünkü ben de kaldırım kadar ıslaktım.

Gözümden süzülen yaşlar yağmurla karıştı. Hüznümü gökyüzünün hüznüne kattım. Birlikte ağladık…
Boyu neredeyse benim bel hizama kadar gelen köpek yanıma yaklaştı. O da oturdu. Kısa bir inlemenin ardından ön patilerini bana doğru uzatıp, üzerine başını koydu ve yattı. O andan sonra usulca ağlamak yerine, boğazıma düğümlenen hıçkırıkla birlikte hüngür hüngür ağlamaya başladım. Önümde yatan köpekse ara ara inlemeye devam ediyordu. Âdeta o da benimle birlikte isyan ediyordu.

Daha fazla deliliğin lüzumu yoktu. Köpeğin başını kısa bir an okşadıktan sonra kalkıp yurda doğru yürümeye başladım. Kötü gün dostum da arkamdaydı. Tüm intikam planlarım aklımdan uçup gitmişti.

Çünkü anladım… İyiyle kötünün bir olmayacağını, arasında dağlar kadar fark olduğunu anladım. Aldatan bir sevgiliden alınacak intikamın kırılan kalbi onarmaya yetmeyeceğini anladım.
Yoluma bakacaktım. O an yolum ne kadar karanlık olursa olsun, yoluma bakacaktım. İnandığım sevgimi aldatarak iki paralık eden insandan bir de intikam almaya çalışıp daha da değersizleştirmeyecektim.

Yurt kapısından içeri girerken, o geceki dostumu geride bıraktım. Hırsımdan, nefretimden arınmış bir halde odama geri döndüm. Yarım saat öncesine göre ne değişmişti bilmiyordum. Ama artık ağlamadan, sızlanmadan, huzur içinde uyuyacağımı biliyordum.

İntikam Ateşi


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.