İntiharsal Düşünceler

2
128

Hiçbir zaman mükemmel olmadınız. Belki çok şey yaşadınız, belki az. Acılar çektiniz, bedeller ödediniz, belki kendinizi hiç sevmediniz veya yaşamak için sebebiniz kalmadı. Olur ya, kötü bir şey tek başına gelmez, ardı arkasında daha kötü olayları da getirebilir. Hangimiz yaşamadık ki bunu? Hangimiz kurtulmak istemedik ki bu hayattan, durumlardan ve olaylardan. Ergeninden, yetişkinine, belki de yaşlısına, hayat herkesi bir şekilde yormadı mı kendi çapında? Çok fazla intihar eğilimi görüyorum, Dünya’da en mutsuz ülkelerin arasında olduğumuzu öğrendim bugün. Gelecek kaygısı, eğitim sistemini suçlamak, maddi zorluklar ve daha nicesi. Aldatıldınız belki de yıllarca aynı yastığa baş koyduğunuz ömrünüzü paylaşma yemini ettiğiniz biri tarafından. Aşağılandınız belki, küçümsendiniz, takdir görmediniz hiç. Âşık oldunuz belki hiç karşılık alamadınız hep çaresizlikler için de kaldınız. Onurunuz kırıldı, zedelendi. Patronunuz emeklerinizi harcadı. Gereken saygıyı görmediniz hiç. Hayal kurdunuz belki, altında kaldınız hayallerinizin. O kadar hevesle başladığınız bir şey avuçlarınızın arasından kayıp gitti…
Sevemediniz belki hiç kendinizi, sizi kimsenin sevmediğini düşündünüz, kalbinize, hayallerinize, yaşamınıza kepenk vurup kapattınız kapıyı. Sizi anlıyorum, yalnız değilsiniz. Çünkü bir çoğumuz böyleyiz. En güçlü görünen insan, en varlıklı, en egoist, en hayatından memnun gibi görünen insanın bile, eve gittiğin de gün karanlığa ve sessizliğe gömüldüğünde, için de halledemediği olaylar olabilir. İnsanız yaşıyoruz işte, düşüyoruz, bazen kalkamıyoruz, bazen de yorgun düştüğümüz için kalmaya halimiz kalmıyor. İsyan ediyoruz kimi zaman ‘NEDEN KÖTÜ ŞEYLER HEP BENİM BAŞIMA GELİYOR’
Artık yaşamak istemiyorum dediğiniz nokta da hayata dair içinizden bir şeyleri kopartmışsınızdır demektir. Biri tutsun istersiniz elinizden, çıkartsın sizi o kuyunun dibinden, sağına bakarsın, soluna bakarsın kimse yok…
Çünkü hayatta hep yalnızsındır. Tıpkı, öldüğümüz de yalnız olacağımız gibi. Düşünüyorum bazen ben de kaç gün kalacağımızın belli olmadığı hayatta bunca tantana, bunca isyan, bunca haykırış, bunca çırpınış niye? Her zaman sonuç aynı değil mi ne de olsa? O zaman neden yıpranalım? Neden dünyevi konularla ruhumuzu kırıp incitelim?
Önce kendi değerimizi bilelim, önce kendi ruhumuza, varoluşumuza, hayatımıza saygı gösterelim. Bu dünyaya geldiysek bir amaç için geldik eminim ki, bu amaç bir medya patronu olmak olmayabilir. Bu amaç deli gibi zengin olmak olmayabilir. Bu amaç beş yüz tane diplomaya sahip olmak olmayabilir…
Belki amaç sadece yaşamaktır, pes etmemek. Hayat sana acımasız yaklaştıkça hayata bir kahkaha patlatmaktır. Beni yıkamazsınız! Demektir belki…
Her doğan güneşe gülümseyip, yeni bir gün, yeni bir umut demektir belki de…
Her batan güneşe bakıp neler yaşadım diye hoşnut bir biçimde gülümsemektir belki de…
Hayat belki de sadece yaşamaktır, nefes aldığımız sürece, yarın için umut vardır. Nefes aldığımız sürece, değiştirebileceklerimiz vardır. Nefes aldığımız sürece, gülümsemek için sebep bulabiliriz. Bir civcivi severek, denizin kokusunu içine çekerek, dalgaların üstünde dans ederek, sizden mama isteyen bir kediye mama verip onun yüzünde ki mutluluğu izleyerek, sabah 6 da ofise girdiğimizde içtiğimiz kahveden keyif alarak, ağustosta belki de serin sulara dalarak. Mutlu olmak için ihtiyacın olan sensin. Sen mutsuzken içinde ki çocuğu düşün veya ölmek isterken. O 5 yaşında ki çocuğu. Onun gözlerinde ki hüznü, onun gözlerinde ki oyun oynama, mutlu olma yaşama isteğini…
Onun gözlerinde ki hayata dair merakı gör. En çok neyden keyif alırdı sence? Onu en çok ne mutlu ederdi? Bunu bir dene. Kaybolabilirsin şehir karmaşasında, is duman altında, kibirli insan ordusunun arasında, etrafta kol gezen haydutlar, evrende hiç olmayan adalet kavramı içinde. Önemli olan için de ki çocuğu kaybetme. Sadece yaşa. Bunu yazarken, kimlerin okuduğunu bilmiyorum. Ama fark etmez. Her kimsen, sakın düşünme asla mükemmel olmadığını. Her kimsen sakın düşünme kıymetsiz olduğunu. Sen özelsin, içinde birçok farklı cevheri barındıran ve ortaya çıkmasını sağlayacak olan sensin. Benzersizsin. Yıkıldıysan öyle kalma, kalk ayağa, bak aynaya. Hak ettiğin bu mu? Gözyaşları, umutsuzluk. Toparla kendini ve bağır, çığlık at, dök içini, istersen tuvale, istersen kimsenin duymadığı bir yere haykır, istersen kalemine, istersen sayfalara, tıpkı benim şuan yaptığım gibi.
Ama vazgeçme, umut etmekten, yaşamaktan, gülümsemekten, nefes almaktan vazgeçme…

İntiharsal Düşünceler


Önceki İçerikSevgi Darağacı
Sonraki İçerikManzara
İstanbul Medipol Üniversitesi Fizyoterapi bölümü öğrencisiyim. Yazmak benim hobim değil yaşam tarzım. Yazmayı ve okumayı öğrendiğimden beri en yakın arkadaşım kitaplar ve kalem kağıt oldu. Farklı düşünceler üretmeyi, ve bunları benim gibi düşünen, dünyaya benim gibi bakan insanlarla paylaşmayı seviyorum. Küçük samimi dünyama hoşgeldiniz.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.