İNTİHAR: UMUT

0
373

Her şey akrebin dördü, yelkovanın ise on yediyi gösterdiği sırada; soğuk bir günün bozuk, küçük bir pencereden reksiz, dağınık, aynı zamanda yorgun olan odaya sızmasıyla başladı, sızan o soğuk rüzgarın, koltukta oturan sarışın adamın saçlarını savurmasıyla.

Tozlu rafların, tozlu kitapların, tozlu çerçevelerin tam ortasında oturan sarışın adam yalvarıyordu, fısıldayarak.

“Tanrım, beni affet.”

Adam bu sözleri önce tavana asıp boğazını iyice saran bir ipliğe çevirdi, sonra da “hayır” dedi.
“Hayır, tanrım hiç büyük bir günah işlemedim, hiç kimseye zarar verdiğimden de değil, Kederimden düğümlediğim bu ip.
Hayır tanrım hiç kimse beni incitmedi. Ne sevdiklerimin bana söylediği, bıçak gibi yalanları, ne de tüm aciz insanların öldürmeyip yaralayan savaşları; hiç biri tanrım, hiç biri göz yaşlarımdan düğümlenmiş olan bu ipliğin sebebi.”

Adam, eliyle dışarıyı işaret etti.

“Yağmur yağıyor. Bu işte tanrım, bu acı veriyor. Tanrım yağmur hiç bitmeyecek gibi, hiç.”

Adam umudundan oluşturduğu tabureyi, ayak ucuyla iti vermişti.
Yağmurun durduğunu, hatta güneşin açtığını görememişti. Yağmurun getirdiği gökkuşağını, dışarıya doluşan çocukları görememişti ve de yağmurun ona sunduğu umudu.glass-rainy-car-rain-300x200

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.