Dünya fâni bir yerdir biliriz, fâniler olarak burada yer alırız ve hayatımızı belirli kurallar çerçevesinde idame ettirmeye çalışırız. Rahman’ın arzusuyla yaratılmış birer eşref-i mahlûkatlar olduğumuz da çok aşikâr. Fâni dünyada fâni olarak yaşamak, diğer canlılardan bir fark arz ediyor elbette. Düşünme kabiliyetimiz ve en önemlisi de sorumluluk bilincimiz bu farklılığın bir göstergesidir. O’ndan geldik ve sonunda da O’na döndürüleceğiz deriz hep. Yüce Rabbimizin ayetleri de bunu ispatlıyor. İlk insan, yüce insan Hz. Âdem… İnsanlığın öncüsüdür o. Âdem adını anlamıyla, hakkıyla taşımış bir zâttır. Âdem, kelime anlamıyla da insan, insanoğlu, adam demek. Kökeni İbraniceye dayanan bu sözcüğü zikrettiğimizde her defasında bir kez daha âdem yani insan olduğumuzu, fâni olduğumuzu anlarız. İnsanlığın tanımlaması olan bu kelime aynı zamanda ilk insanın da adı olmuştur. Velhasıl kelam insanoğlunu tanımlamaya bin şahit isterken, bir kelime yetmiştir.
Âdem kelimesini şapka(^) sız haliyle ele alırsak adem kelimesi bu haliyle yok oluş, hiçlik ve yokluk anlamlarına geliyor. Bu kelime bile aslında tek başına Yaradan’ın varlığı karşısında hiçliğimizi ,yokluğumuzun ispatı değil mi ? O’nun varlığıyla yok olduğumuzun, bu yoklukta hem O’nu hem de bir nebze kendimizi bulduğumuzun göstergesi değil mi? İnsan olmak, insanoğlu(âdem olmak) iki farklı anlamıyla ne de güzel tanımlanmış. Peki anlamı ne kadar taşınıyor bu kelimenin? İnsanoğluyuz ama insanoğluna yakışır bir âdem miyiz? Yüce Kudret tarafından eşref-i mahlukât(yaratılmışların en şereflisi) olarak tanımlanmışız ama bu sıfata ne kadar layığız? Bunlar sorgulanması gereken esaslardır. Hani bir söz vardır ya “Dünya âdemoğlu olarak insan olmaya yetmiyor.” hakikaten de öyle, şu an insanlıkta muhal bulan vaziyet budur.
Ey âdemoğlu! Şikâyet etme kabullen, kabullenişin senin kurtuluşundur. Başına gelen her türlü bela Rabbi ‘ne şikâyetinden ileri gelir. Kendine dönüp bakmanın zamanı gelmiştir. Seslenmek lazımdır her bir insana: “Ey insan, etsen de bir şeyleri yerle yeksan, sonunda vuku bulacak olan ortadadır. Kabullenmek lazım, sen de insansın ben de insan.”