İnsanlık mı Covid-19 mu?

0
672

Ben bugün hiçbir sıfata sığınmadan,süslü kelimeler kullanmadan dümdüz bir hemşire olarak sesleniyorum herkese. Merhaba sevgili herkes!

Mezun olduğum yıldan bu yana atanamayan özel kurumlarda deyim yerindeyse sürünen bir hemşireyim. Şu an çalışmasam da çalışan tüm sağlık personellerini yürekten kucaklıyorum. Biz 15 yaşında daha çocukken bizim elimize iğne verildi hatta sadece iğne değil can teslim edildi. Biz daha kendimizi tanımıyorken başka hayatları tanıdık, onları sevdik, onlara üzüldük hatta beraber ağladık. Stajyer hemşire olmak bile o kadar gurur vericiydi ki bizim için hep öyle olacak zannettik. Hemşire olmayı hepimiz canıgönülden isteyerek çıktık bu yola.Mezun olduğumuzda binlerce insanın hayatına dokunacağımızın hayaliyle bugünleri bekledik. Beklediğimiz günlerin bu döneme denk gelmesine inanın ne diyeceğimi bilemiyorum. Biz yine gururluyuz orası ayrı ama insanlar da bizi hep sevecek en azından saygı duyacak zannettik. Yanlış anlamayın kara kaşımızı gözümüzü sevsinler istemedik, bir hayat kurtarabildiğimiz ya da en azından bunun için canla başla çalıştığımız için saygı duysunlar istedik. Sadece şimdi değil, bundan yıllar önce de sadece bunu istedik. 2013 yılından bu yana 70 binden fazla sağlık çalışanın şiddete maruz kaldığını hatırlatmak isterim. Bu sadece bizim bildiğimiz bir sayı olmakla birlikte ölüm sayısını net olarak bilmiyoruz. Kimisi; hastanın nezdinde konuşma tarzı beğenilmediği için,kimisi hastasının veya yakınının  istediği ama ihtiyaç duymadığı ilacını yazmadığı yani doğrusunu yaptığı için,kimisi sen benim karımı muayene edemezsin diyen eşe durumu anlatmak zorunda kaldığı için şiddet gördü. Kimisi de gözünün üstünde kaşı olduğu için şiddet gördü. Şiddeti lütfen sadece fiziksel düşünmeyin,psikolojik şiddetten bahsetmek inanın daha korkunç. Yani yıllardır yaşadığımız ama medyada ilgi görmediği için sizlerin bilmediği onlarca olay var,hatta benim de bilmediğim. Covid-19 sayesinde üç gece birer dakika alkışlandı bütün sağlık çalışanları hem de sadece her zaman yaptığı işini yaptığı için. Bizler alkışlarken ki bu alkışlardan çok daha fazlasını hak ettiklerini düşünürken bazıları da sadece işini yaptıklarını, abartılmaması gerektiğini söylerek kendilerini gösterdiler. Ertesi gün ise yine medyada(bu ara sağlık çalışanına ilgi çok olduğu için) gördük ki bir sürü sağlık çalışanı yine şiddete maruz kalmış. Hem de sadece görevlerini yaptıkları ve hastaları düşündükleri için. Bu korkunç salgından önce de tüm dünyada birçok hastalık görüldü,milyonlarca insan öldü. Sağlık çalışanları o dönemlerde de sonraki dönemlerde de görevini yapmaya devam etti,kendi canı pahasına. Kaç defa hastaneye gittiğimizde,bizi muayene eden doktora, tedavimizi yapan hemşireye teşekkür ettik? Ya da bu minneti canıgönülden gösterdik? Ya da gerçekten minnet duyduk mu? Ya da onun yerine her şeye mana bulup olay mı çıkardık? Veyahut olay çıkaranları gördüğümüzde sessiz mi kaldık? İlla ki bir felaket mi yaşanması gerekiyordu her şeyin kıymetini bilmek için? Güneşli bir günde ya da gecenin üçünde bizi iyileştirmek için çalışan sağlık çalışanlarına saygı duymadık, bu aklımıza bile gelmedi. Nasılsa görevi, yapmak zorunda değil mi! Saygı gösterebilmeyi, teşekkür edebilmeyi öğrendik mi? İnsan olabilmeyi hatırladık mı? Lütfen hatırla, önce kendin için,sonra bütün dünya için.

Sayılarla pek ilgilenmediğinizi hatta benim de ilgilenmediğimi söyleyerek başlamak istiyorum. Bir yılda kanserden 8,2 milyon kişi hayatını kaybediyor ve bunların yarısı yani 4 milyon kişi erken ve önlenebilir kanserler arasında. Bu da demek oluyor ki 4 milyon insan imkansızlıklar yüzünden can veriyor. 2015’te Dünya Sağlık Örgütünün bildirdiği rakamlara göre dünya üzerinde açlık sorunu yaşayan 800 milyon insan var. En acı tarafı ise bu sayıyı yarıya indirmek için yani 400 milyon insana indirmek için 24 milyar dolara ihtiyaç duyuluyor. Yanlış anlamayın açlık sorununun ortadan kalkması için değil sadece yarıya indirebilmek için. Yani her durumda 24 milyar dolar 400 milyon insan,nefes can demek. Üzülerek söylemeliyim ki bu da ancak yatırım yapılması halinde gerçekleşebilecek bir eylem. Ve yine üzülerek hatta kahrolarak söylemeliyim ki dünyada her gün 24 bin kişi açlıktan ölüyor. Bir lokma, bir parça ekmek bulamadıkları için. Bu can veren 24 binin kaç tanesi bizim yakınlarımızda ya da ulaşabileceğimiz mesafede sizce? Ulaşmayı yüz yüze görmek olarak düşünmeyelim sadece. Ya da mahallenizde hiç mi ihtiyaç sahibi insan yok? Evinde ocağı tütmeyen insan peki? Haberlerde ya da sosyal medyada gördüğümüz bunca insan muhakkak birilerinin komşusu. Hani komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildi? Din,dil,ırk görüş gözetmeden birilerine yardım eden kaç insan kaldık? Ya da her yemekten sonra aç insanlar aklımıza geldi mi? Eğer gelseydi dünya şu an böyle bir yer olmazdı. Dünya şu an nasıl bir yer biliyor musunuz? Koskoca bir mezarlık hem de öyle bir mezarlık ki her gün binlercesini içine çekiyor.

Ağzı dili söylemeyen hayvanlara tecavüz ettik yetmedi parça parça kestik. O da yetmedi sadece zevk! için o hayvanları bacaklarından direklere astık, çivili mamalarla zalimce öldürdük,zehirledik.Biz bile kendimize artık güvenmiyorken onlar bize yine güvendi.Sokaklar onlara kaldı şimdi hem de dışarısı hiç böyle güvenli olmamıştı. Hayvanın tek düşmanı insan,insanın en büyük düşmanı yine insan. Hayvanları öldürmeyen bir virüs bize bir şey anlatmak istiyor olabilir mi?

Çocuklar bizim için her şeyden daha kıymetli değil mi? Anne kuzusu diye gözünün içine baktığınız, bebekken acaba sütüm az mı karnı doyuyor mu diye düşündüğünüz ve uğruna can vereceğiniz evlatlarınız,evlatlarımız. Dünyanın bir köşesinde çocuklar nefeslerini kesen kimyasal bir zehirle öldürülüyor. Öldürülmeden önce de bin türlü işkence görüyorlar. Hangisi ölüm onlar için? Biz televizyonlarda internetlerde görüp halimize şükrettik, yanımızda yatan evladımıza daha sıkı sarıldık. Ee o ölenler çocuk değil miydi? Çocuk dünyanın her yerinde çocuk değil miydi yoksa? Onlar da birilerinin süt kokan kuzusu değil miydi? Gözyaşalarımız dışında elimizden hiçbir şey gelmedi onlar ve daha nicesi için. Corona Virüs neden bu kadar önemli oldu peki? Çünkü virüs bu sefer mazlum, zalim ve seyirci diye ayırmıyor. Zengin,fakir veya mevkii makam sahibi diye hiç ayırmıyor. Şimdi ölüm bir nefes kadar yakınımızda değil mi? Evden bir adım atsak şüpheden,korkudan öleceğiz. Ölüm herkese aynı mesafede göz kırpıyor bu sefer.

Covid-19 bizlere insanlığı çok acı bir şekilde hatırlattı. Zenginliğin de bir şeyleri çözemediğini,parayla satın alınamayacak şeylerin olduğunu her nefeste hatırladık. Fakirlerin zaten vay haline. Onlar ağlaya ağlaya anladı bazı şeyleri.Temizliğin ne kadar önemli olduğu beynimize kazındı artık. Dışarda nasıl davranmamız gerektiğini pek anladığımızı sanmıyorum ama bir şeyler öğrenmeye başladık sanırım. Düşünmek için istemediğimiz kadar zamanımız oldu. Bu süreçte açın halinden anlamayı, hasta insanlar için dua etmeyi ve diliyorum ki birlik olmayı öğrendik. Sofradan kalktığımızda komşuyu düşünmeyi, rahat bir yatağa yattığımızda sokakta kalanları ve derin bir nefes alırken nefes darlığı sonucunda boğularak ölenleri düşünmeyi öğrendik. Sağlık çalışanları ve diğer çalışanlar canla başla mücadele ederken biz de sadece evde kalarak kahraman olabileceğimizi öğrendik.

Çalışanlara alkıştan ziyade her gün saygı duymamız gerektiğini,

İnsan hayatını satın alabilecek bir para birimi olmadığını,

Karnımız tokken de açlıktan ölen insanları düşünmeyi

Dört duvar arasında öğrendik. Umarım sonradan kazandığımız bu “insanlığı” elden bırakmayız. Dünya bize nefretini kusarken kendimizle yüzleşmeyi de öğrendik. Aslında insanın insan olamadığı zamanlarda dünyada bize yer olmadığını acı bir şekilde gördük. İnsanların pisliği olmayınca yıllarca simsiyah akan nehirlerin dupduru aktığını, hayvanların korkmadığını aslında dünyanın hiç görmediğimiz bütün güzelliklerini sadece ekranlardan gördük. Ne acı ama! Tüm dünyaca insan kalabildiğimiz nice günler görürüz umarım. Tabii bu mümkünse.

 

 

İnsanlık mı Covid-19 mu?


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.