İNSANLIĞIN GÜNÜMÜZDEKİ SOSYO-KÜLTÜREL DURUMU

0
81

Günümüz Türkiye’sinde kitapçıların, kütüphanelerin, müzelerin önünde insan kuyrukları göremiyoruz Böyle yerler belki de ülkemizin en az insan uğrayan yerlerinden biri haline geliyor. Ülkemizde ki kitap okuma oranı diğer ülkelere göre oldukça düşük olmakla beraber, telefon kullanım oranı aksine fazlalaşıyor. Günümüzde sorgulamadan ve araştırma yapmadan yaşıyoruz. Sorgulayan, araştıran ve sürekli öğrenmek isteyenlerin sayısı günden güne azalırken bunun önüne geçemiyoruz. Birbirimizden kopuk ve habersiz yaşayıp, sanal gerçekliğe yöneliyoruz. Bu durum ülkemizi her anlamda geriye götürürken; sorgulamayan, merak etmeyen ve araştırmayan insanlar olarak hayatımıza devam ediyoruz.” Bütün ümidim gençliktedir” diyen Atatürk, bizlerin okuyup öğrenmek yerine küçücük bir ekranın içine hapsolduğumuzu görse aynı sözünü söyler miydi?  

Bütün gerçekliğin o minik ekranlardan ibaret olduğunu düşünüyor, akıllı cihazlar dışında her gerçeği görmezden geliyoruz. Duygularımız ve vicdanımız yok oluyor. Hemen yanı başımızda gerçekleşen savaşlarla ilgilenmiyor, nasıl olsa bize bir şey olmadı diyerek hayatımıza devam ediyoruz. Sadece kendimizi düşünüyor, başka insanların acılarını, kederlerini umursamadan yaşıyoruz. Gitgide hissiz insanlar haline geliyoruz. Eğer bir konunun veya bir olayın bize bir zararı dokunmuyorsa onun hakkında düşünmüyor ve umursamıyoruz. Dünyanın gerçek yüzünü görmezden gelerek yaşıyoruz. İnsanlığın gerçeklerini kabul etmiyoruz sanki hep iyi şeyler olacakmış gibi tutarsızca yaşamaya devam ediyoruz. Bunların sonunu getirmek için çabalamamız gerekirken kafamızın içi yemek, içmek, gezmek, eğlenmek gibi dünyevi şeylerle dolmuş taşıyor. 

Kültürümüzü, örfümüzü, adetimizi bilmeden yaşıyoruz. Kendi tarihimizden bir haberiz. Araştırmak yerine üstünü örterek hayatımıza devam ediyoruz. Geçmişimizi görmeden geleceğe bakmaya çalışıyoruz. Tarihimizle, edebiyatımızla kısacası bizlerle ilgili kitaplar okumamız gerekirken en çok hangi kitap satılıyorsa onu okuyoruz. Hayat bir kurmacadan ibaret gibi yaşıyoruz. Kötü olan hiçbir gerçeği kabul etmiyor, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek yolumuza devam ediyoruz. Toplumumuzun genel sorunlarına bir çözüm yolu aramayı reddediyoruz, “ben nasıl çözebilirim?” diyoruz. Bizler kötü olan şeylere gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatıyoruz. Eğer o kötülük başımıza gelmediyse kendi açımızdan bir sorun olmadığını düşünüyor ve sanki o kötülük hiç gelmeyecekmiş gibi kendimizi kandırıyoruz. 

Bizlerin daha çok okuması ve daha çok sorgulaması gerekirken halimizden memnun bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Kabullenmeye öyle alışmışız ki her şeyi sorgulamadan kabul ediyoruz. Sorgulayan insan olamıyoruz ve kendimizi geliştiremiyoruz. Sanki yerimizde saymaya mahkummuş gibi bir adım ileri gidemiyoruz. Bir adım ilerisi hakkında hiçbir fikrimiz yok. Durduğumuz yerde mutlu olduğumuzu düşünüyoruz. Halbuki biraz olsun “neden, nasıl, niçin” gibi sorular sormaya başlasak bir adım değil daha da ileriye gideceğimizi farkındayız ama yerimizden kıpırdamıyoruz. 

Okumalıyız, okumalıyız, okumalıyız… Okudukça farklı dünyaları farklı bakış açılarını öğrenmeliyiz. Sayfalar arasında kaybolmayız. Gözlerimizi o küçücük ekranlarda değil kitap sayfalarında yormalıyız… 

İNSANLIĞIN GÜNÜMÜZDEKİ SOSYO-KÜLTÜREL DURUMU


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.