İNSAN KAVRAMI ÜZERİNE

1
191

    Yazıma, evvela insan kelimesinin ve insan varlığının tanımını yaparak başlamak istesem de, bu kadar bilindik, bu kadar kendimizden olan bir kelimenin açıklamasını yapmanın bu kadar zor geleceğini düşünememiştim. Çünkü insan kendisine yabancıdır deniliyor. Yinede bu mühim kelimeye bir açıklık getirecek olursam İnsan; kendisine dahi izah edemediklerinin anlaşılmasını bekleyendir derim. Kimi zaman bir şeyler olur, kendimizi diğer günlerden daha farklı hissederiz, niçin öyle hissettiğimizi anlayamayız ve nedense kendimizin dahi anlayamadığı bu vaziyetin diğer insanlarca anlaşılmasını bekleriz. Bunun sebebi, insanın anlaşılmaya muhtaç bir varlık olmasının altında yatıyor.  İnsani bir nitelik olarak her birimizin aklı, fikri, duyguları, düşünceleri var elbet. İnsanın bu dünyaya imtihan olmak için geldiğini de biliyoruz. İnsan zaman zaman kendisiyle, kendi düşünceleriyle de imtihan olabiliyor. Zaman zaman her insanda olabilen insanlık hali olarak nitelendirebileceğimiz bazı durumlar vardır. Örneğin bizi endişelendiren, üzen, öfkelendiren, kaygılandıran, yoran ve kafamıza takılan bu düşüncelerimiz ile imtihan oluruz. İnsan, böyle zamanlarında acizliğini anlar, kendi kendine yetemediğini fark eder. Bu durumlarda insan ya anlatacak ya da anlaşılacak, başka çıkış yolu yoktur .

Bana sorarsanız, yeryüzündeki bütün insanları toplasak, her birine ayrı ayrı sorsak o kadar farklı yanıtlar alırız ki. Ben de ne kadar farklı yanıtlar alabileceğimizi sizin gibi merak ettim ve bu konuda bir hikaye araştırdım : “Bir sınıfta öğretmen öğrencilere sorar; ‘Çocuklar, sizce insan ne demektir, insan nedir, insan neye benzer?’ Yanıtlar o kadar düşündürücü ve güzel ki..: -İnsan kuşa benzer, biraz zorlasak uçar gider. Hani kuş misali derler ya… Öyle işte. -İnsan uçurtmaya benzer. vb cevaplar gelir. Ve sonunda öğretmenin o muhteşem cevabı geliyor, şöyle ki; “İnsan, çıtalıya (uçurtmaya) benzer aslında. İnsan doğar can kazanır, büyür güç kazanır. Gücünü ikrar’ından alır. İkrar verdiği kararlardır. Eğer kararında adaletli ise erdemli olur. Adaletinde Kemal’i bulursa kamil olur. İşte o zaman Yunus Emre’nin dediği gibi: ‘Canlar canını bulur. Ölse bile bedeni ölür. Ama o can sonsuza kadar yaşar.’ Bunlardan biri eksik olursa çıtalı uçamaz, insan da kamil olamaz. Kamil olmayana da insan denmez zaten, beşer denir. Beşer, deri demek. bildiğimiz deri, hani şu üstümüzde olan. Ayağımıza giydiğimiz yemeni gibi. Ama o sonsuza dek yaşayamaz, dayanıksızdır çünkü. Ona güç verecek, onu yaşatacak olan şey eksiksiz adaletle alacağı kararlardır. Ancak o zaman insan olur işte. Peki insan (Kamil) adaletini nasıl sağlayacak? Hakla. Hak; içinde senin olmadığın kararlardan ibaret adalete denir. Adaletin kemali böyle olur. Demem o ki, insanın sonsuza dek yaşaması, içinde kendisinin olmadığı tertemiz adalete bağlıdır. İşte o zaman insan toprağın altında da olsa ölmez. Hakka aşıktır çünkü. Ne demiş Yunusum, iki gözüm : ‘ Ölürse beden ölür, canlar ölesi değil. ‘”                                           Evet, oldukça uzun soluklu bir tanım oldu. Epey de düşündürücü. Öyle ki, beşer ve insan, yani Kamil kavramlarını çok net biçimde birbirinden ayırmış. Benim en çok dikkatimi çeken kısım; “İnsan doğar can kazanır, büyür güç kazanır, gücünü ikrar’dan alır. İkrar verdiği kararlardır.” kısmı oldu.                                                                      Burada, insanın büyüdüğünün göstergesi, güç kazanabilmiş olmasına bağlanıyor. Güç kazanmış olduğunun göstergesi ise kararlarına bağlanmış, Fakat burada bahsettiğimiz karar sıradan bir karar değil. Sürekli karara değiştirerek maymun iştahlılık yapmak değil, güçlü bir şekilde karar verebilmektir. Gerçek anlamda kararlı olmak ta zaten güçlü olmak demektir. Güç ise; çevredeki bin bir türlü caydırıcı etmene rağmen niyet ettiği bir işi bitirebilme yeteneğini ve sorumluluğunu gösterebilmektir. Kendinden emin olmaktır kararlı olmak. Öğretmenin insan tanımında insanın özelliklerine güçlü kararlı olmak ta eklendiğine göre kendimize sormalıyız; “Gerçekten karar vermeyi biliyor muyuz?” Başkalarına sorarak, el – alemin ne diyeceğini düşünerek,  çevremizdeki faktörlerin en ufak bir engellemesinde yıkılarak, kararımızın arkasında durmamızı engel olan tüm unsurlara hemen yenilerek, ne kadar güçlü ve kararlı, dolayısıyla ne kadar İNSAN olabildiğimizi düşünüyoruz?..                                                   İnsan evvela kendisine inanmalı, güvenmeli. Kendinden emin olan bir insanı hiçbir şey doğru bildiği yolundan saptıramaz, insanlığını yok edemez.                                                                                                                  Kendine inanmanın dışında, bir de kendini tanıyıp bilmelidir insan. Kendini tanımayan bir insan başkalarını da tanıyamaz ve başkalarıyla doğru ve etkili iletişime geçemez. Bir insan kendisini tanıyıp, anlayıp, daha sonra başkalarını da anlarsa zaten kararlarından döndürmeye çalışan ve gücünü kıran insanları da ayırt edebilir hale gelir ve olaylara karşı olan tavrını buna göre alır.  Örneğin yanımızda sürekli negatif konuşup, var olan mutluluğumuzu ve keyfimizi kaçırıp, bizi de kendisine benzeten olumsuz insanlar… Bu tarz insanlar kendilerini tanıyamamış, dolayısıyla başkalarını tanımayı geçin, başka insanları anlayamayan ve asla anlayamayacak olan, empati yoksunu insanlardır. Bu tarz insanlar hem kendilerine hem de çevresindekilere zarar verirler.                                                 Yalnız şöyle de bir durum var, güçlü ve kararlı dediğimiz insan; kendisi dışındaki insanların negatif konuşmalarından etkilenmeyen insandır. İşte bu yüzden, sağlıklı zihinlere ve psikolojik olarak dayanıklı bireylere dönüşebilmemiz için, kendimizi gerçek insan tanımına uygun olarak yetiştirmemiz gerekiyor.                                     Bizleri gücümüzden ve kararımızdan döndüren unsurları sadece insana has olarak düşünmemeli elbette fakat konumuz insan ve bu unsurların da yüzde doksanını insan oluşturduğu için daha çok insan faktörünün üzerinde durmayı tercih ettim.                                                                                                                                         İnsanların karşımıza çıkma sebepleri, değişik insanların yollarının kesişmesi ve insan tanımak üzerine birkaç sözüm daha olacak;                                                                                                                                            Hiçbir insan karşımıza tesadüfen, amaçsızca çıkmamıştır. Etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır. Ya bizi bir yerlere götürürler ya da bize bir şeyler öğretirler. Bir insan gelir, karşınıza çıkar yollarınız kesişir, o insanı seversiniz, o insana aşık olursunuz, SİZE AŞKI ÖĞRETİR. Bir insan gelir, karşınıza çıkar, yollarınız kesişir, onunla güzel zaman geçirirsiniz, birbirinizi anlarsınız, iyi gününüzde kötü gününüzde birbirinizin yanında olursunuz, onu kalbinizde sıcacık hissedersiniz, SİZE DOSTLUĞU ÖĞRETİR. Bir insan gelir, karşınıza çıkar, yollarınız kesişir, size tecrübe olur, yol olur, yoldaşlığı öğretir, SİZE KENDİNİZİ ÖĞRETİR, SİZE HAYATI ÖĞRETİR…

VESSELAM.                                           

İNSAN KAVRAMI ÜZERİNE


1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.