İnsan Ancak Yüreğiyle…

0
132

Sevgili Herkes,

Önceden satırlarıma sevgili günlük diye başlardım şu anda birilerinin okuyor olması beni öyle heyecanlandırıyor ki. Beğenip beğenmemesinden hiç bahsetmiyorum, birilerine hem de benden kilometrelerce uzaktaki birilerine sesimi duyurabilmek resmen büyülü. “Benim sesim insana dokunmazsa çıkamaz. Dokunduğu insanın yarasını harf harf iyileştirmezse,güzelleştirmezse çıkamaz.” Hissettiklerimi nasıl anlatabilirim diye düşünürken bu cümle çıktı geçen karşıma. Sımsıkı sarılmak istedim. Nasıl olur da, benim hissettiklerimi bir başkası da bu kadar güçlü hissedebilir ve bu kadar güzel kaleme alabilir. İşte bazen böyle oluyor, bazen cümlelerle sarılıyorsun. Hem de hiç tanımadığın, hiç bilmediğin birilerine. Yarasını iyileştiriyorsun ya da tuz basıyorsun. Ama harf harf işliyor yüreğine o cümleler. Benim küçüklüğümden beri her harfine sarılmak istediğim iki kitabım oldu. Birisi Peter Pan. Hayallerimin başladığı yer olmayı başaran ilk kitap Peter’di. Bir an önce büyümek istediğim zamanlarda “sakın büyüme, bu bir tuzak” diye bana seslenmişti resmen. Kendimi değersiz hissettiğim zamanlarda ise “Ben ne harikulade birisiyim ya, harikayım resmen!” diyerek başımı okşamıştı. Küçükken büyümek isteyen herkesin aksine büyümeyi reddeden Peter Pan’ı şimdi yürekten anlıyorum. Daha sonra da Küçük Prens benim  başucu kitabım olmuştu. Ne zaman hayatımda bir şeyler yolundan çıksa hep Küçük Prens’e sığınırım. Kendimi o dünyanın içine koyarım,onlarla birlikte yaşarım. Son sayfasına  geldiğimde gerçek hayata dönmek her seferinde daha zor oluyor. Bunun anlamı sanırım büyümek gerçekten tuzak.

“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:”Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

Derin bir nefes alarak ben de içimden tekrarladım defalarca. Gözlerimdeki ışığın her daim parlaması için emek veriyordum. Işığa tutunmalıydık. Ya da yüreğimize ışık olan, insanlara,kitaplara,filmlere. Bu cümleyi ne zaman kursam aklıma Oğuz Atay’ın akıllara kazınan cümlesi geliyor. “Bazılarımız şiirlere,şarkılara,filmlere,kitaplara tutunuyor.. Sanırım artık insan,tutunamıyor insana.” Ama biz tutunalım, hayat denilen bu karanlık yolda biz birilerine ışık olalım. Sonra onunla beraber de şiirlere,kitaplara,filmlere tutunalım. Zaten insan denen canlının yalnızlık mayasında yok. Kalben yalnızlıktan bahsetmiyorum,bazen kalabalığın içinde de yalnız kalırız. Biz kalben de yalnız kalmayalım, kalabalığın içinde ikimiz kalalım.

Gerçeğin mayasını gözle aramaktan yorulmadınız mı artık? Şuracıkta atan kalbinize hiç mi ses vermediniz? Çiçek dolu pencereden başınızı uzattığınızda karşınızdaki taş ev olsa ne olur? Siz çiçek dolu bir pencereden bakıyorsunuz. İnsan önce kendi penceresini,kendi yüreğini temizlemeli. Sonra da önüne biraz çiçek ekmeli. İşte o zaman gerçeğin mayasını yüreğimizle görebiliriz:)

Sevgilerimle!

İnsan Ancak Yüreğiyle...


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.