ilk ışık

0
766

Işık, gizem giz, bir meleğin başındaki harenin aydınlığı hiçbirini bekleyemez günler. Sayıları vardır onların peşi sıra itiş kakış yol alırlar. Önce biri olurlar sonra aniden yirmi sekiz, yirmi dokuz ve otuz çıkarlar hayatımızdan. Ben temmuzun en sıcağındayken siz aralığın ayazında dişleriniz takırdayarak odun sayarsınız ve aniden bir masal dolaşır ayağınıza. Bazen ağustos böceği, bazen birlik olur karınca deriz kendimize. Elinizden bırakmaz sizinkiler; hani dostlar, şu yılların işleyemediği arkadaşlıklar hatta sırtınızdan yediğiniz en ağır bıçak darbesi asla uzaklaşmaz gözünüzün önünden.

Günlerin sayısına kanmadıkça güçlenen ruhumuz daha az sızdırır gözyaşlarımızı. Geçen güne yalnızca bitti, en adi yumruğu vuran acıya geçti, en hiddetli öfkeye yalnızca çattı kaşlarını gitti demedikçe ensemizden uzaklaşmaz hiç biri. Şımarık bir çocuktur günler. Üzerinde durdukça hüznün kazar çukurunu ve derin bir anı olur, hatırında tutmaya çalıştıkça güzelliğini nankör olur siler, yutar unutturur. İş başa düşer; derin çukurları güzel insanlarımızla doldurup asla dibine batmayız şimdi.

Zor büyür bazı çocuklar belki kalabalık çoğunda yalnız… Hayat mutluluğunu çalmaya çalışır önce bayat bir şekerle gözünü boyar. Aile der, sevgili der ama sen demez asla. Günler aklımızı çelerken o kadar hızlı akar ki butona ilk basan kurtarır yüreğini. Acı geçti, sevda güzel, hayat senindir o vakit. Ne çocukluğunun kulak tırmalayan sesleri kalır ne yakın geçmişteki çığlıklar fısıldar kulağına.

Gecenin en karanlık saati de olsa ‘GÜNAYDIN’, derin bir uykunun rehavetinden taze kurtulmuş bir beden ilk ışığına erişmiştir.

ilk ışık


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.