Herhangi bir yere

Şöylemesine oturayım, ya da böylemesine, şu koltuk da rahat aslında.
Yine ait hissedemiyorum kendimi herhangi bir yere , öylesine boştayım ki zerreye koysan doldurmam.
Veranda’nın havası iyidir şimdi buz gibi eser bu saattlerde,
-sahi mırnav nerede yemeğini de yememiş.-
Salonun pencereleri neden açık ki , normalde asla açık bırakmam ben verandaya çıkmama gerek kalmadı oranın soğuk, sert, karanlık, kasvetli, karışık , dondurucu rüzgarı içeri geliyor, yel esiyor bir koku geliyor birden ait hissediyorum kendimi herhangi bir yere. Günlerimi, saatlerimi, geçmiş yaşımı, dökülmüş saçlarımla herhangi bir yerde bu vaziyette geçirebilirim.
-mırnav suyunu da içmemiş, sahi mutfağın penceresi neden açık-
Sardunyalarım nasıl dayanır bu soğuğa, benim gibiler onlar nazik, hassas kırılgan, ağırgan içeri almalıyım,evimin en yelsiz yerine , en sessiz , duygusuz yerine.
Elim dökülmüş saçlarıma, gözüm sarı çiçeklerime gitti, rengi solmuş sarı, hasta sarısı olan çiçeklerime , benimle iyileşmeyecek onlar biliyorum ama onlar benim herhangi bir yere ait olma sebeplerim olabilirler.
Dantelli perdelerim, kirlenmişler , ütüsüz kalmışlar, onlar benim herhangi bir yere ait olma sebeplerim olabilirler.
Bu ses de ne ? cızırtılı cızırtılı, ait hissettirmiyor beni herhangi bir yere .
Gözüm lambadaki rahatsız edici parlaklığa takıldı,gözüm acıyor hatta baktıkça büyü üçyor , kaçırmalıyım gözlerimi , her kötü şeyden kaçtığım gibi ondan da kaçmalıyım .
Bu sefer gözüm kolumda ki mor yaralara takıldı, en sevdiğim renktir mor aslında , en sevdiğim şeyin benim canımı böylesine yakması, Hadi ama! olmaması lazım değil mi? Ondan da kaçmalıyım.
-mırnav hala yok ortalıkta-
Masadaki saatler öncesinden yapılmış,soğumasın diye ağzı kapatılmış çorba, sarı-mor-siyah çizgili bardak ellerimi uzatsam değmez bilirim, öylesine konulmuş gibi duruyor orda etrafında dosyalar, ilaçlar, kalemler, kağıtlar, iğneler, ilaçlar , çok ilaçlar onlar ordayken ait hissedemiyorum kendimi herhangi bir yere, bana kötü hissettiriyor, canımı yakıyor , nefesimi kesip zamanı yakalamama izin vermiyor, önüme çıkıp kovalıyor beni , kaçıyorum son hızımla kaçıyorum, beni yakalamasına izin veremem, vermiyorum ama yoruluyorum, soluklanıp tekrar devam ediyorum kaçmaya gidebileceğim en derine , içimdeki en derine kaçıyorum, güveni ve huzuru içimde buluyorum, en derinliklerimde.
Sahi , bu cızırtılı şarkı da ne böyle ,ya bu yel ile birlikte gelen koku, elimin altındaki sardunyalar, karşımdaki ütülü, temiz dantelli perdelerim , dökülmemiş saçlarım, geçmemiş yaşım hepsi ait hissettiriyor beni herhangi bir yere.
Yine gitmişim derinliklere , çıkmak çok zor ordan ama ait hissetmeliyim herhangi bir yere, orası burası olmalı, penceremdeki sarı çiçekler ile, yastığımdaki dökülmüş lepiska saçlarım ile, yüzümdeki geçmiş yaşımın izleri ile, kolumdaki yaralar ile, ilaçlarım çok olan ilaçlarım ile , hastane yatağımın komodinin üstündeki mırnavın fotoğrafı ile ait hissetmeliyim kendimi herhangi bir yere.