Hayatın Yabancı-sı

0
583

İnsan her yeni güne kimliksiz uyanır bence. Başka şehirlerde aynı güneşi selamlarken içimdeki o hiçlik hissinin kimliğe ihtiyaç duyduğuna inanmıyorum. Yani nasıl olur, nasıl olur da bir insan bu hayata bu kadar yabancı kalır. Her sabah gözlerimi açtığım dünyada elbette hayat benden önce başladı. Birileri eşini uğurladı, birileri erkenden uyanıp keyifle sabah kahvesini içti. Birileri de saatlerce boş duvara bakarak hiç olmayacak hayallerin içinde kendini başrol yaptı. Bazen mutluluktan ağladı, bazen yine mutluluktan. Mutluluktan ağlamayı sadece kitaplarda,filmlerde görmüş olmanın burukluğuyla, kendine mutluluktan ağlatacak senaryolar yazdı. O duvardan gözünü ayırdığında yabancısı olduğu bir hayatın içinde olmak onun için rüzgara sarılmak gibiydi. Eliyle tutamadığı, kalbini titreten bir rüzgara sarılmak.

Her sabah uyandığımda o minicik evin içinde kendime yapacak onlarca iş bulurdum. Elli metrekarelik ev beş yüz metrekare olur, önümde kırmızı halılar uzanırdı. Hiçbir şey olmasa da her şeyim varmış gibi hissederdim. Şimdi bambaşka bir evde yine aynı güneşle uyanıyorum. Ama hep bir şeyler eksik ya da her şey fazla. Bu boşluğa bir soru sorulamaz çünkü cevabı da yoktur. Nasıl bu kadar zor olabilir diye uyanıyorum her sabah. Her sabah o boşluk üzerine uzunca düşünüyorum. Valiz gördüğüm her yerde çok alışık olduğum bir ağlama krizi geliyor. Aslında sadece valiz, kumaştan yapılmış cansız bir valiz. Kendimi depresif ilan edip hatta bunu bir güzel kabullenip her şeyi abarttığıma inanmaya başladım. Gereksiz acımı iyileştirmek için iyilik anlatıcılarını dinlemeye başladım. İçimi o kadar baydı ki, ki den sonrasını tamamlayamıyorum bile. Her şeye gülmem, her şeyi sevmem neden gerekiyor? Mutlu olmanın yolu bundan mı geçiyor? O zaman mutlu olan herkes de kendinin yalancısı. Hatta bunca insan mutsuzluğunun farkında bile değil. Zaten sorun mutsuz olmam değil, çünkü mutsuz da değilim. Sadece her şeyin bu kadar yabancı gelmesi, her şeyin bu kadar hiç olması beni çok rahatsız ediyor. Bazı anlarda -ooof amma abarttın,kendine acımaya bayılıyorsun. Alt tarafı büyüdüğün eve geri döndün,bak bütün sevdiklerin burada daha ne istiyorsun?- derken buluyorum kendimi. Kına gecesinde gelini zorla ağlatmaya çalışan teyzeler gibi hissediyorum kendimi. Benimle aynı şeyleri yaşayan ve hisseden insanlar var mı diye düşünüyorum sürekli. Sanırım başkaları da benimle aynı duyguları paylaşıyorsa içim rahatlayacak. Ne zaman yazmaya çalışsam, aynı şeyleri yazarken buluyorum kendimi. Sanırım kimseye anlatamadığım şeyleri ancak yazarak üstümden atabileceğim. En azından buna inanmak istiyorum. Şu kadarcık ömrüm hep bir şeylere alışmakla,sabretmekle geçiyor. Aslında en çok buna üzülüyorum. Kendi verdiğim kararların sonucuna bile tek başıma katlanmak istemiyorum. Artık hayatımda hiçbir değişiklik istemiyorum sanırım. Olası bütün değişiklikler beni rahatsız ediyor. Kalkıp gitsem diye düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor. Gitgide babaanneme benziyorum afitap!

İçimde bir şey var bu akşam

Beyazlar karardı bir anda

Sen orda benim çok dışımda

Uzaklar çoğaldı bir anda.

B İ R A N D A, B İ R A N D A, B İ R A N D A…

Hayatın Yabancı-sı


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.