Çok konuştuğumuz zamanlar bunun farkında olmamıza rağmen kendimizi durduramayabiliriz. Bunun sebebi karşımızdaki insan olabileceği gibi anlattığımız bir kişi de olabilir. Bazen yaşadıklarımız o kadar mükemmeldir ki anlatmaktan kendimizi alamayız, bazense o kadar rahat hissederiz ki her şeyi anlatmak isteriz.

Konuşmak, önem verdiğimiz olaylar veya kişilerden bahsetmek güzel olabildiği kadar bize karşı da kullanılabilen olaylardır. Belki anlatırken aklımıza gelmez ancak bir kere geldikten sonra da karşımızdaki kişiyle konuşmamız güçleşir. Her ne kadar anlatmamız gerekse de anlatamayabiliriz. Sırf yapmak istemediğimiz için, sırf canımız öyle istiyor diye… Bazen karşımızdaki bunu anlarken, bazen de suçu bize itebilir: Neden artık eskisi gibi konuşmuyorsun? , gibi saçma bir soruyla karşımıza çıkabilirler. Yapmamız gereken şey ya onları geçiştirip yalanlar söylemek ya da canımızın istemediğini artık onunla konuşmanın bize yalnızca acı getirdiğini söylemek de olabilir ancak ikinci seçeneğin biraz zalimce olduğunu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim ve kendi tercihim de zaten ilkidir.

Konuşmak istemediğimiz tiplerden biri de yeterince tanıdığımız ve artık hayatlarımızda olmasını istemediğimiz insanlardır. Bu insanların bazıları sülük gibi yapışıp kanımızı emerken bazıları direkt olayın farkına varıp çok fazla üstelemeyenlerdir. Açıkça konuşmak gerekirse ikinci insan tipinde oldukça az olduğu kanaatindeyim. Birinci insan tipi ise… Onlar hakkında konuşmaya gerek yok, zaten yeterince durum açık. İnanın ki bu insanlara konuşmak istemediğinizi söyleseniz bile gelip ‘’ Suçum ne ki? Asıl kendine baksana sen!’’ gibi sözleri kendilerine hak olarak görebilirler. Bu yüzden onlara kimseyle konuşmadığınız, herkese karşı böyle olduğunuzu ve bunun gibi yalanları uydurmanız daha iyi olabilir. Zamanla zaten sizin yanınıza gelmeyi, kanınızı emmeyi bırakacaklardır.

Peki ya bizi dinleyen, yanlarındayken her şey hakkında konuşmak istediğimiz o insanlar, o insanlar nerede? Bazen ceplerimizde taşıdığımız telefonlarımızda bulabilirken bazen de evimize en yakın kafede bulabiliriz bu insanları. Öyle ararken bulamayacağımız gibi beklemenin de bir faydası yoktur. Bazen hayat en ihtiyacımız olduğu günde karşımıza çıkarırken bazen de hiç beklemediğimiz anda haytalarımıza girer bu insanlar. Bu insanların hiç gitmemesini, hep onlara bir şeylerden bahsetmeyi, karşılıklı konuşmayı ve onları dinlemeyi isteriz fakat gözümüz gibi sakınırız; aman kötü yanlarımızı görmesinler, sakın ha! Gizleyelim bütün kötülüklerimizi (!) diye düşünebilir, hatta bazen fark etmeden böyle yapabiliriz ancak bırakın sizi birkaç hatanızdan dolayı yargılayacaklarsa durmasınlar yargılasınlar. Zaten bu insanlara bizim anlatmamızın asıl amacı bence onların yanında rahat hissetmemiz ve bizi dinlemeleridir.

Bazen hayatlarımızda anlamsız bir eksiklik hissedebiliriz. Bu eksiklik hiç tanışmadığımız, bizi dinleyen, konuşmamızdan pişman etmeyen bu insanlardır. Umarım bir gün siz de sevgili okurlar benim bulduğum gibi bu insanları bulabilirsiniz. Bulmadan önce birçok yanlış kişiyle tanışacaksınız ancak bu sizi yıldırmasın…