Hayaller..

0
334

“Hayaller” dedi yaşlı adam..
Aldığı derin nefesi verirken öksürüyordu
“Hayaller hep kırılmak için vardır delikanlı..”
Böyle çok bilmiş tavırları sevmezdi aslında Siyah, ama dinlemeye devam etti.. Bilirdi eğer Beyaz bir şeyler anlatıyorsa iyiliği içindi.. Hem ne zararı olabilirdi yaşlı bir adamın nasihatlerini dinlemenin.. Siyah yaşlılığın ne olduğunu bilmiyordu ama Beyaz gençliği yaşamıştı..
“Kırılacak hayaller kurulur her zaman için..”
Gözlerine ve kıpırdayan dudaklarına, kırarmış saçlarında gezdirip samimiyetine dair deliller buldu Beyaz’ın.. Dinlemeye devam etti..
**Tik Tak – Tik Tak**
“Kurduğun hayalleri düşün Siyah..”
**Bergamut çayının kokusu**
“Hiçbirinde başarısızlığa, bozguna yer yok değil mi?”
Üzerine haçlı kıyafeti giydirdiği kestanelerin hafif yanık kokusunu getiren o dalgayla aniden maşayı aldı eline Siyah ve çevirirken kestaneleri; “İnsan başarısızlığının hayalini neden kursun ki?” diye gayri ihtiyari soruya soruyla karşılık verdi Siyah..
**Tebessüm**
-satrançta rakibinin hareketini tahmin etmişliğin rahatlığı hakim sesine-
“Çocuklar neden sapanla kuş avlar Siyah?” dedi, bu sefer konuyu değiştirmek istediğini düşündü Beyaz’ın..
“Haşereliklerinden olacak..” kendinden emin konuşuyordu Siyah, kendide şaşırmıştı.. Yarılmış karınlarından iyice ayrılan kestaneleri emaye tabağın içerisine atıyordu bir yandan..
**kuru öksürük**
Beyaz “Hayır” dedi, “Hayır olamaz, dünyanın en zeki varlıkları sadece yaramazlıklarından hedefliyor olamaz masum kuşları, bir sebebi olmalı illaki, düşün biraz Siyah.. Korkma düşünmekten..”
İki şekerli çayını karıştırdığı Beyaz’ın verdiği ritim ve ortaya çıkan kokuyla düşünmeye çalıştı kendi çocukluğunu.. O da nişan almıştı kuşları..
Evet hatırladı sebebini.. Muhafızdı küçüklünde, bahçelerindeki tulumbalarda duran sabunu korurdu hırsız saksağanlara karşı.. Hak verdi Beyaz’a.. Sıyrıldı düşüncelerinden..
**Tik Tak**
“Masum değildir belki kuşlar.” diyebildi.
Tebessüm yayıldı Siyah’ın yüzüne, eskileri hatırlamak, cehennem ateşinde yanmış haçlıların kokusu, fokurdayan nargile sesi.. İhtiyar hak verdiğini hissettirdi iki parmaklık beyaz sakallarını sıvazlarken..
Kendi bildiğini anlatmaya başladı Beyaz;
“Her zaman olduğu gibi çocukken de hayalleri vardır insanların.. En ulaşılmazlar, en olmazlar… Ne zaman ki hayallerini gerçekleştirme yoluna başvursa, kuşlar bir şeyler fısıldar büyüklerine.. Hemen azarlanıp paylanır çocuklar.. Kırılan hayallerinin sorumlusu tutar kuşları.. Bundan sebep sapanla korurlar kendilerini ve hayallerini kuşlardan..”
Sorulan ikinci sorunun ilk soruyla bağlantılı olduğunu hissedememişti Siyah.. Hak veriyordu yine Beyaz’a, yerden göğe kadar.. İlk hayal kırıklıklarının sorumlusuydu kuşlar.. Sürekli fısıldıyorlardı annelere duymaması gerekenleri..
“Masum değil işte” dedi Siyah, kulağında çıtırdayan kömürlerin sesi.
“Kim masum değil Siyah, masum olmayan kim?”
Kimdi masum olmayanlar, ulaşılmaz hayaller kuranlar mı, bu hayallere ulaşmasına engel olan kuşlar mı? O zaman için elbette kuşlardı.. Şimdi şimdi hak veriyordu kuşlara, iyiliğini istediklerinin farkındaydı en azından.. Kimse evde yokken dut ağacının en yüksek dalına çıkmaya çalışması, yapacağı ağaç evin projesi için gerekliydi ama bir kuş onu da fısıldamıştı annesine.. Ağaç ev istemenin nesi masum değil diye düşünmeden edemedi Siyah.. Bunu sormalıydı Beyaz’a.. Kuşlar değilse masum olmayan, kimlerdi? Çocuklarda olamazdı ya..
“Hayaller” dedi yaşlı adam.. İç sesini duymuş gibiydi Siyah’ın..
“Hayaller hep..”
-kuru öksürük-
Yılların biriktirdiği köşe yazılarından küpürler, dağınık ama tozsuz kitapların sağındaki raftan düşeyazdı durup dururken, yada Siyah’a öyle geldi..
“Peki her şeye rağmen çocukluğu yaşayan onca insanın paylaştığı dünyada neden kuşlar barışın, özgürlüğün simgesi olabiliyor.. Tezatlık değil midir bu delikanlı?”
Bu sorunu cevabını biliyordu Siyah.. Ailesinden daha çocuk yaşında ayrılmak durumunda kalmıştı eğitimi için ve düşman olup sapanla taş attığı kuşlara imrenmeye başlamıştı.. Özgürlüklerine..
Bunları dile getirmek yerine “Değil..” dedi sadece.. “Tezat değil bu, insan değişiyor gün geçtikce..”
**Tik Tak**
Ekledi yaşlı adam; “Hayallerde değişiyor insanlarla birlikte..-büyüyor,küçülüyor- Masum olmayan hayaller çoğunlukla kırılıyor.. Kırılan çok hayaller kuruyoruz ve kuşlara küsüyoruz gerçekleşmeyince.. Kırılacak hayaller kuruduk diye kendimize kızmak aklımızın ucundan dahi geçmiyor tabii.. Yağan turuncu yağmurlar altında ıslanmayı düşlüyoruz birkaç kişiyle. Ama o birkaçı bizimle aynı yağmuru düşlemiyor diye kırılıyoruz, üzülüyoruz kimi zaman.. Onun bir insan olduğunu, hayallere sahip olduğunu ve belki O’nunda kırılan hayallere sahip olabileceği aklımızın ucunda dahi geçmiyor değil mi delikanlı?”
-cama vuran yağmur damlaları daha da körüklüyor konuşmayı-
“Benciliz evet.” diyebiliyor kestaneleri soymaya çalışırken.. Hayallerimize kızacağımıza hep başkalarına…
Eli yanıyor kestanenin birinden.
…başkalarına kesiyoruz cezaları.”
“Bilmiyoruz haddimizi delikanlı. İnsanlığımızın sınırını bilmiyoruz ve kırılacak hayaller kurmada ısrar ediyoruz, yıkıldıkça da küsüyoruz kuşlara..”

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.