Harika Bir Gün

0
136

Eliniz, ceketinizin cebinde yürüyorsunuz. Cebinizde telefonunuz var. Tek parmağınız, şarkı değiştirmek için hazır bir şekilde telefonun üzerinde duruyor. Cebinizden kulaklarınıza kadar uzanan kablonun ucunda, kulaklıklar. Kıpır kıpır bir şarkı dinliyorsunuz. Havada tatlı tatlı üşüten bir rüzgar var. Spor ayakkabılarınız içerisinde yürümek, hemen tepenizden aşağı doğru inen güneşin gözünüzü alması huzur verici. Anlık hızla geçen bir rüzgar, saçlarınızı ve ceketinizin iliklenmemiş yakasını havalandırıyor. Derin bir nefes alıyorsunuz. Burnunuzdan giren hava, vücudunuzun her bir köşesini tazeleyerek hızlı bir tur atıyor. Dudaklarınızdan çıkarken, yerini yenisine bırakıyor. Evdeki hiçbir şey ters gitmiyor yada bu gün canınızı sıkabilecek boyutlarda değil. Sizi bekleyen bir iş yok. Sorumluluklarınız dağ olup, güneşi gölgeleyememiş.

Güzel yürüyüşünüze devam ederken, balon tutan bir bebek ve bebeğe kuyruk sallayarak eşlik eden bir köpek görüyorsunuz. Bankta oturmuş, güneşin tadını çıkaran bir adam ve birbirlerine el sallayarak gülümseyen çocuklar. Dinlediğiniz kıpır kıpır müziğin, dünyanın iki katı büyüklüğünde bir hoparlörden, tüm dünyada çaldığını düşünüyorsunuz. Etrafınızdaki herkes, müziğin neşesine kapılmış gibi görünüyor. Kulaklıklarınızı çıkarmak, hoparlörü kontrol etmek istemiyorsunuz. Büyünün bozulmasını istemiyorsunuz. Müziğinizin sesini, hiçbir dış ses duymayacağınız şekilde açıyorsunuz. Güneşin batışı, müziğiniz gibi sıcacık.

Mutluluk adında bir filmdeki hoş bir sahne olduğunuz bu an, bozulmaya ne kadar müsait.

Parmağınız, yanlışlıkla telefonunuza değiyor ve müzik değişiyor. İki saniyelik bir sessizliğin ardından, yavaş bir müziğin notalarını duyuyorsunuz. Notaların içerisinde, müziğin vurduğu her bir ritmin içinde, neşenizi kaybediyorsunuz. Batmakta olan güneş, size bir vedayı anımsatıyor. Gökyüzünün birazdan kararacağını hatırlıyorsunuz. Yavaş müzik, gittikçe acı bir tınla devam ediyor. Artık kulaklarınızda, hüzünlü bir şarkının ahengi dolaşıyor. Burnunuzdan çektiğiniz hava, soluk borunuza ve oradan kalbinize ulaşıyor. Kalbinizde küçük bir sızı hissi ve ardından kaşlarınız çatılıyor. Sabah uyandığınızda arkanızda bıraktığınız, yorganınız ile üzerini örttüğünüz her şey, bulunduğunuz ana uçuyor.

Adımlarınız yavaşlıyor. Rüzgar, şimdi daha soğuk. Bankta oturan bir adam görüyorsunuz. Ne kadar yalnız. Belki birisi tarafından terk edilmiş olabileceği izlenimini veriyor. Balonla oynayan bir bebek görüyorsunuz. Hayatın yükünden henüz haberi yok. Keşke hiç büyümeyecek olsa. Bir köpek görüyorsunuz. Sahibinin yanında yürüyor. Ne kadar vefakar. Oysa siz, vefasızlığa çok fazla maruz kaldınız. Gelecek günleri görmeye değer bir hayat sizi mi bekliyor yoksa el sallayarak ayrılan çocuklar gibi, siz de mutlu dakikalardan ayrılmak zorunda mısınız?

Etrafınızda az önce neşe saçan, müziğinize eşlik eden her şey aynı. Farklı olan iki şey var. Birincisi, kulaklarınızda çalan müzik. İkincisi, sizin bakış açınız. Dinlediğimiz müziklerle, bulunduğumuz ana bakışımız, ruh halimiz oldukça etkilenir. Ancak unutmamak gerekir ki, müziği açan ve kapatan, değiştiren ve durduran sizsiniz. Hayata nasıl bakarsanız, öyle görünür. Varlığından haberdar olmadığınız kocaman bir güç, onu kullanmanız için bekliyor. Neyin sizi üzeceğine ve neyin sizi gülümseteceğine siz karar verirsiniz. Hakkında hiçbir şey bilmediğiniz konulara, durumlara, kişilere, canlılara, olaylara, güzel bir gözle bakarsanız güzellik görürsünüz. Kötü bir gözle bakarsanız, ne göreceğinizi biliyorsunuz. Güzel bakışlarınızla, gün batımını seyredin. Güzel bakışlarınızdan, mutluluk yaşları silin. Şu anda üzerini örttüğünüz sorunun, tıpkı diğerleri gibi geçeceğini unutmayın. Müziği açın ve gücü elinize alın. Çünkü siz, harika bir gün geçirmek üzeresiniz ve bu tamamen sizin ellerinizde. Sevgiyle kalın.

 

Harika Bir Gün


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.