GÜN DAİMA BULUTTA KALMAZ

“Sabahın sahibi vardır. Gün daima bulutta kalmaz. Herhal ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri…” Nazım Hikmet

Her zaman ne bulutludur gökyüzü, ne de bulutsuz. Hayatın kendisini şöyle geçip karşına dinlediğinizde dengeye şaşar kalırsınız. Bugün sırtınızdan vuran bir de bakmışsınız yarın dostunuz olabilir, bugün dostunuz olan da yarın sırtınızdan vuran… Neresinde duracağız hayatın o zaman, kime güveneceğiz, her yüzümüze güleni dost mu bileceğiz? Sanırım her şeyle mesafe iyidir, belirli bir uzaklıktan bakmak görebilmeyi sağlar, çok yakında olmaktansa. Her şey değişir, değişmez asla dediğin gün gelir değişir; bulutlar dağılır, güneş açar. Ancak bir de bakmışsınız o güneşin ardında kar fırtınası bekliyordur. Ama şunu da söyleyeyim, hayattaki her şey iyiliğe doğru akar. Kötü olarak algıladığımız, aslında bizim iyiliğimize hizmet ediyordur. O anda sınırlı akılla bunu göremesek de büyük resim ileride gözlerimizin önüne serildiğinde deriz ki ben iyi ki bunu yaşamışım; bu yaşadığım, içimdeki kilitli kapıları açmaya ya da birilerinin kendi kapılarını açmalarına vesile olmuş. Nietzsche’nin “öldürmeyen şey, güçlendirir” sözü tam da bu bağlamda bize çok şey ifade etmeli. Hayatın dengesini anlayıp, bizi harekete geçirme çabasını görebilmeyi ve bu çabaya ortak olup bütün yaşanmışlıklarımızın, becerilerimizin ve potansiyelimizin kaslarını nasıl da geliştirdiğini, karaları bağlamak yerine resmi çevirip bu yönden, gelişim ve değerlenme yönünden bakabilmemizi söyler bizlere hayat…

Soruna odaklanmak, çözümü kaçırtır bir anlamda da. Önünden tasını tarağını toplayıp gider, fark etmezsin bile. Sen bulutlara odaklanmışsındır, halbuki güneş bulutların ardında seni beklemektedir. Sana kalan bulutları dağıtmaktır, ama ellerinle, ama yüreğinle ve inanmaktır hayat için verdiğin emeklerin bir gün yeşerebileceğine… Yağmur yağmadan, suya doymadan yeşerebilir mi toprak? Ahmet Kaya ne güzel söylemiş şarkısında:

“…Ağladıkça, ağladıkça bozkırlar yeşerecek görecek, göreceksin,

Ağladıkça, ağladıkça, güneşi tutacağız görecek, göreceksin…”

Yaşamadan, olunur mu; sen yaşamadan olabileni hiç gördün mü? Acıyı tutup elini yakmadan, için dağlanmadan o acıyla hayat sahnesindeki yerini görebildin mi? Var oluş amacına erebildin mi? Hayat en iyi şekil vericidir, tıpkı bir demir ustası gibi. Su ve ateş serper de yüreğine cismine, seni var eder. Sen öldüm sanırsın, ama o sana işine yarayacak yeni yeni organlar, dokular, kaslar vermiştir… Görebilene ne hoştur şu hayat…

Ve bir şiirle derim ki:

 

Her insan yeniden ve yeniden doğabilecek yaşta

Kimi farkında ama kimi de güç yarışında.

Sebebi de sorma, sırrı kendinde ara.

Açmadan daha gözünü dünyaya

Olmuş olanları kötüye kurcalama.

Bırak herkes ilerler kendi yağında,

Almak istemeyene söz mü işler yolun şafağında.

O senin sözünle düzelecek değil ya

Değmez canını asla sıkmaya.

Güzel günler yakındadır, kötüye yorma.

Sen başını erdemine yasla,

Önce kendi değirmenini çevir, bir ufak tasla.

İçindeki gücü sermayen bil korkma.

Bu benim başıma neden geldi, diye de sorma.

Her şeye cevap “sensin” aslında…

***

 

Ve daima gülümse… Çünkü hayatın senin için güzel planları var.

Sevgiyle…