Garip'im Orhan

 

Bazıları memnun, burası hayalidir

Bazıları kaçkın, burası cehennemidir

Adına büyük şehir denilmektedir

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Kimine olmuş bir ekmek kapısı

Kimine olmuş tek dert babası

Nefes yerine kuru gürültü cakası

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Desen ki ibadet dolu yerleri var

Desen ki ışık dolu caddeleri var

Adım atınca sabırsız kişileri var

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Çeşit çeşit insanı kafelerde

Çeşit çeşit lezzeti dillerde

Hoşgörü kadar aksiliği mazilerde

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Rüzgârı neşe olur büyük evlere

Rüzgârı hazin olur bazı hanelere

Yönünü bilemezsin karışık mahallelere

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Bir yerin rivayeti, mührü kalesinde

Bir yerin sarnıcı keskinliğinde

Her kaldırım taşında yazılı tarihinde

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Ah İstanbul mutluluksun kadehlere

Ah İstanbul mezesin yine kadehlere.

Sen; Dillerdesin, gönüllerdesin, küfürlerdesin

Olmuyor Garip’im, bir türlü sevilmiyor.

 

Ben: Ne Tevfik kadar gaddarım

Ne de Yahya kadar aşığım sana.

Ben bedenen, Orhan hatrına

Yaşıyorum bu şehirde bin bir çabayla.