Fark Edebilmek: Kendine Açılan Yol

Taviz vermemek mümkün, en azından değerlerimizden. Toplumun bizi kapatmaya çalıştığı fanusun içinden sıyrılıp kendin olarak hayatı yaşamayı seçebilmek başlı başına bir devrim. Bu yapacağın en iyi devrimlerden biri hem de. Kendin nasıl istiyorsan öyle yaşayabilmek… Ama şu anlaşılmasın, sınırsız bir özgürlük değil tabii ki bu. Birilerine ve kendine zarar vermeyeceğin türden bir özgürlük. İlkelerine ve hayatın ilkelerine saygısızlık etmeyeceğin türden. Örneğin, bir kafede herkes çatal bıçakla tost yiyorsa senin seçimin ne olurdu? -Her zaman evinde, yalnızken dahi çatal bıçakla yiyorsan sorun yok- Herkes gibi çatal bıçakla yiyip o anda oluşturulmuş olan konfor alanına mı dahil olurdun, yoksa tostu elinle tutarak yiyip kendi devrimini mi gerçekleştirirdin, hatta belki de kafede bir devrim olurdu bu davranış. 🙂 Aslında niye öyle oluyordu ki siz zaten evde de elinizle tutup yiyordunuz. Yani bir davranış birileri tarafından garipsenmeye başladığı noktada o garipsenen davranış devrime alan açar. Çünkü farklıdır bütün var olanlardan. Halbuki oluru odur, bunu fark eden olmaz. Çünkü, üst üste binen aynı davranışların olduğu yerden sürekli beslenmek, insanda fark etme yeteneğini köreltir. Fark ettiği sadece, garipseyip burun kıvırmaktır farklı olana… Ama fark etmek bu değildir ki.

Birilerinin ayıplamasından korkup oluru dışında davranmak çerçeve bir hayatın duvara yapıştırılması gibi. Sırf herkes öyle yapıyor diye, bir şeyleri öyle yapmak ne kadar yaşanılır ve anlamlı kılar ki yaşamı. Yapış yapış bırakmaz mı insanı, başkalarının tutkallarıyla. Davranışlarımız tabii ki yerine ve duruma göre değişiklik gösterebilir, kendimize ve başkalarına da saygı açısından bu gereklidir. Yani, şık bir restaurantta çorba kasesini kafanıza dikip içmekten bahsetmiyorum tabii ki ama ilk örnekten de anlaşılacağı üzere yapacağınız davranışın gayet işlevsel, zararsız, sizin açınızdan oluru olması ve mantıklı olması diğer durumlardan bunu ayırıyor. Şu da olabilir tabii ki herkesin çorba kasesini kafasını dikip çorbasını içtiği bir yerde de yemek yiyebilirsiniz. Bu durumda da davranışınız yine herkesin yaptığı gibi mi yapmak olurdu? Ama siz evde hep kaşıkla içiyordunuz ya çorbayı…

Herkesin yaptığı şey, senin yapmaman gerekeni fısıldar sana daima. Sana bağımsız olarak koşacağın bir kulvar açılır o anda. Bu her şeyde böyledir, bunu görmek daha önemlidir, fark edebilmek yani… Yapamasan dahi farkında olmak seni kendin olma yolunda dinç tutar…

Amann… Bırakalım da tost da tostluğunu bilsin. Çorba da çorbalığını 😉

Sevgiler…