Bir sürü insan tanımıştı. Karşılaştığı yer yeni yüzde bambaşka çizgileri yakalamıştı. Tüm bu insanlarla uzunca sohbetler etmiş, onların hikayelerine ortak olmuştu. Kurulan bu ortaklıklar, ona büyük bir zevk vermişti.

Çünkü, her hayat kıymetliydi. İnsan denen varlık değerli ve önemliydi. İşin özünde, “insan” olmak tek başına yeterdi, her şeyin üstündeydi.

***

Her yaşam, farklı bir tondu. Birbirine benzemeyen bu tonların içinde neler yoktu ki?…

Gözyaşları… Yeri geldiğinde insanı mahveden öfke nöbetleri… Tutkulu her aşkın yaşattığı zaafiyetler… Kaybedeceğini bile bile mücadelesinden vazgeçmeyenler… Gururunu her şeyin üstünde tutanlar… Parasıyla dünyadaki her şeye sahip olabileceğini sananlar… Başarıyı bu hayatta tek geçenler… Bütün bir ömrü sadece bir notayla geçirenler… Ne yaşarsa yaşasın yeniden kalkıp yürüyenler… İçi kan ağlasa bile gülebilenler… Yargısız infaz yapanlar… Babasına dahi güvenemeyenler… Hırslarının kurbanı olmuşlar… Hayatını yalnızca öğrenmeye adayanlar… Daima aldananlar… Hatasından ders çıkarmayanlar… Delirircesine duyarlı olanlar… Başkalarınca çizilmiş yollarda kaybolup, hiçbir zaman kendi olamamışlar… Mutluluk denen şeyin, sahiden de atılacak son bir adımla geleceğine inananlar… Dünya umrunda değilmiş gibi görünüp, her detaya takılanlar… Umutlarını hiçbir vakit söndürmeyip her zorluğa direnenler… İmkansızlıkların peşinden koşan hayalperestler… Minik bir kuşun cıvıltısında, hayatın coşkulu melodisini yakalamakta ustalaşanlar… Tükenmişliğe asla katlanamayanlar…

***

Hiçbir tanesini doğru ya da yanlış diye isimlendirmemişti. Dinlediği hiç kimseye “haklısın” ya da “haksızsın” dememişti. Çünkü, her varoluşun bir sebebi vardı.

Doğruydu;

Hayat, tercihlerle şekilleniyordu. Ancak, bu tercihlerin arkasında sayısız parametre yer alıyordu. Ne de olsa insan karmaşık bir yapıya sahipti. Onu kabaca anlatmak yanlıştı. Hiçbir şeyin tesadüf olmadığı bu dünyada, insan yaşamı da basit bir şekilde tasvir edilemezdi. Mutlak yargılarla insanı izaha kalkışmak, düşülebilecek en büyük gafletti.

Herkesin aynı olması beklenemezdi. Zaten yaşamı zevkli kılan şeyin başını çeken de işte tüm bu farklılıklardı. Bu çeşitlilik üzerine kafa yormak bile keyifliydi.

***

Kendisinin birbirinden tamamıyla farklı insanlarla karşılaşıp, bu sohbetleri etmesi de rastlantı değildi. Bu talihli tanışmaların arkasında, her zaman insana vermiş olduğu değer vardı.

Farkındaydı;

İyisiyle de kötüsüyle de insan önemliydi. Sevaplar da, günahlar da insanın varoluşuna hizmet ederdi.

Ögrenmişti;

Türlü türlü tonların oluşturduğu karmaşık yapıda, kazanan ya da kaybeden yoktu, olamazdı. Hayatı anlamlı ve değerli kılan, her bir yüze yerleşmiş, eşsiz çizgilerdi. Görebildiği için şanslıydı.