Koskoca sokakta tek başına birisi, elinde eskilerden kalma bir file çanta, üzerinde çok terzi görmüş oldukça yamalı, kolları kısa eski takım elbise ceketi, ayağında tabanı kendinden ayrılalı uzun zaman olmuş olan eski ayakkabı, yüzündeki kırışıklıklar ve izler geride kalan 55 yıldan birer anı fısıldıyor. Sol kaşının üstündeki artık silikleşmiş artı işareti lisedeki ilk kavgasından, burnundaki dikiş izi ilk mahalle maçı sonrasında yaşanan galibiyet kavgasından.
Avucunun içindeki yoğun, ağrılı karartı ise geçim derdinden dolayı bulduğu ilk işe girmesini haykırıyor bomboş sokağa. Pantolonunun 1’den fazla olan ütü izleri, zımparalanmış gibi duran çamurlu diz bölümü ağrılı.
Yakasında iğneli hafif yıpranmış bir fotoğraf, üzerindeki en temiz en ağrılı parça. Eskilerden kalmış bir şeylerin eski ile ağrılı buluşmasıydı, gözlerinin gökyüzünde süzülüşü, kayıp olan en güzel arananların acılı bulunuşu olmalı.
Ufak taşlı tespihinin parmakları arasındaki kıvrık dönüşleri çok kahvehane görüp geçirmiş. Morarmış dudakları, sararmış dişleri sigara ile buluşalı yıllar olmuş anlaşılan.
Eskilerin ağrısını da kucaklayıp koca sokaktan tek başına uzaklaştı, bildiğine göre başını alıp gitmek bu idi, eskisiz, ağrısız olmazdı.
ESKİLERİN AĞRISI