Ertele…

0
732

Söz bir gün yaparım. Hatta ne yapacağıma bile bir gün karar veririm. Kaç yaşında olursa insan o kadar az mı erteler yoksa huylu huyundan asla vazgeçmemiş midir?
Sözlerinde saklı olan atalarımız, başta mavi gözler bahaneler bulup bugünümüzü yarına ertelemiş miydi? Peki ya öyle olsaydı nasıl var olabilirdik?

Başarı hikayeleri okuyup imreniriz, bol vakitler kısıtlı nakitler içinde yüzeriz öğrencilik hayatımızda, olgun bireyler olup orta yaşa erdiğimizde vakti harcarız ve yaş kemale erdiğinde ertelediğimiz tek şeyin ‘benliğimiz’ olduğunu görürüz. Kulak misafiri oldum bazen, bazen de başlı başıma parmakla gösterilmeye layık görüldüm hatam ile.

Enstrüman çalanlara imrendim bir kemanım bile vardı onu çalmayı erteledim, kendime bir plates minderi aldım sağlam kafa sağlam vücutta diye diye spor yapmayı erteledim, renkli kalemler boy boy defterler yığdım masama çalışmayı erteledim, yığın ile para verip fotoğraf makinesi aldım her gördüğüm manzarada bir sonrakine erteledim derken derken dizdim ardı ardına. Bahaneler boyumu aştı henüz on sekiz yasında nereden bulmuştum bu kadarını?

Düşünmeyi ertelemekten korktuğum bu çağda kendi hatalarımdan utandım. İmrendiğim o başarı hikayelerinden adım adım ötelendiğimi, ertelendiğimi fark ettim. Ben kendimi bulamıyordum belki de. Bir çok şey yığılı şimdi önümde artarak gidiyor, azalarak yitiyorum. Daha erken hatamdan dönmeyi bile ertelemişim…

Biliyorum, tüm bunları yapan bir tek ben değilim. Büyüyoruz, büyük bir kısmı bebek çocuk olmakla geçen bu hayat o kadar kısa kalıyor ki yapacaklarımızın, yapmak istediklerimizin yanında… Bu satırlardan sonra ‘tam da bu ana erteleyelim’. Geleceğimizi parlak görmek için hatta yalnızca görebilmek için TAM DA BU ANA…

Ertele...


Önceki İçerikİllüzyon Hayat
Sonraki İçerikDolu
Yalnızlığı iki satır arasına saklayıp yanına yanaşamayan bir kız, Dinozorlar tavuk mu oldu sorusunun cevabını arayan bir Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisi, Yağmur adını taşımayı sevdiği kadar altında yürümekten haz etmeyen bir çelişki, aşk benim bahçemde yeşermez sanıp dünyanın en ela gözlerine aşık olan bir kalp… Ben yanınızda oturan arkadaşınız, azarını taze yediğiniz anneniz, başınızı sıvazlayan babanız, sokakta omuz atıp aldırmadan gittiğiniz kişi, ben iç sesiniz. Ben yalnızca Yağmur’um. MERHABA!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.