Dünyanın Mavi Bebeği

12
485

Bugün ki hikayemiz 9 yaşında olan Dünyaya ait. , sarışın ela gözlü içine dönük ama arkadaşları tarafından sevilen bir çocuktur. Derslerinde başarılı hatta en çok matematik dersini seven bir öğrencidir. Aynı zamanda eviyle okulu arasında mesafe kısa olmamasına rağmen okul servisi kullanmayan tek çocuk. Genelde okula yürüyerek gider .

Bir gün okuldan çıkmış eve doğru yürürken arkasından birinin ona seslendiğini duyar. İlk başta kimseyi göremese de biri ona seslenir devamlı. Sağa bakınır kimse yok sola bakınır kimse yok. Korkmaya başlar ve hemen eve doğru koşar adımlarla yürümeye başlar. O hızlandıkça ses de daha çok onu çağırmaya başlar. Fakat Dünya aldırmaz artık sese tek isteği bir an önce evine gitmektir ve koşmaya başlar. O kadar hızlı koşar ki etraftaki her şey artık bulanıklaşmaya başlar tam aklından bunu geçirirken ayağı bir taşa çarpar Dünyanın ve düşer. Ayağa kalkmaya çalışırken fark eder ki dizleri ve elleri kanıyor. İnsanlardan yardım istemek için etrafına bakar ama kimseyi göremez. Tam o sırada aynı ses bu sefer; taşın altına bak diye fısıldar. Baktığında görür ki bir kâğıt var üstünde de “bunca varlığa şahit olduktan sonra tekrar hiçliğe dönmek mümkün mü?“ diye bir yazı vardır.
Okuduğu şeye hiçbir anlam veremeyen Dünyanın kafası allak bullak olmuştur. Oturduğu yerde 10 dakika kâğıtta yazanın ne demek olduğunu düşündükten sonra hemen eve gitmeye koyulur. Yolda hep şunu sorar kendine; ne demek? Nasıl bir şeye benziyor? Peki ya varlık? bu soruları düşünürken eve geldiğini kapının önünde anlar. Fakat ne kadar çabuk gelmişti eve. Bu kadar hızlı gelmenin imkânı yoktu! Neler oluyordu?
Kapıyı çaldı ve annesi dizlerinden akan kanı görmüştü. Sahi ya, düşmüştü ama zihni o kadar doluydu ki unutmuştu bunu. Annesinin sorusunun üzerinde dizlerinde ki acıyı fark etti ama bununla kaybedecek vakti yoktu. Annesine hemen hiçliğin ne demek olduğunu sordu. Bu soru üzerine rengi atan annesinin telaşlandığını gördü ve bir daha böyle sorular yok git üstünü değiş sonrasında oyun oyna sözleri üzerine odasına gitti Dünya. Hiçbir şey anlamıyordu artık. Bana seslenen kimdi, bu yazıyı kim niye yazdı, annem niye böyle bir tepki verdi diye düşünürken uyuyakaldı.
Uyandığında akşam olmuştu. Kalktı elini yüzünü yıkadı okul önlüğünü çıkardı ve tekrar yazıyı düşünmeye başladı. Nasıl bir şeye benziyordu acaba hiçlik? gözlerini kapadı ve hiçliği hayal etti. Acaba en sevdiği oyuncak bebeği gibi bir şey miydi? hangi renkti acaba, mavi olmalıydı çünkü en çok mavi rengini severdi. Evet, sonunda bulmuştu, hiçlik denen şey mavi güzel bir oyuncak bebekti.
Hiçliğin resmini çizdi Dünya yapabildiği en güzel, en büyük, masmavi bir bebek resmi yaptı. Resmi çizdikten sonra hemen odasında duvara astı. Kocaman harflerle “Hiçliğin Bebeği” yazmıştı kâğıtta bir yere.
Seneler geçti. Dünya büyüdü. 9 yaşında geçirdiği o ilginç günü hiç unutmadı. O duyduğu ses evrende ki işaretlerden biriydi sadece. Ses Dünya demiyordu aslında, düşün diyordu. Sese kulak astı Dünya. Senelerce hiçliği düşündü. Bazen mavi gökyüzüne benzetti onu bazen yıldızsız gökyüzüne. Kendince bir cevap aradı ona. Kendince tanımlar yaptı; Her şey, hiçlikteydi onun için ama hiçlik her şeyde değildi. Çizdiği resimde hiç değildi. Hiçlik sadece insandaydı. İnsanların ruhunu hiçlik sarmıştı.

Dünyanın Mavi Bebeği


12 YORUMLAR

  1. Ellerinize sağlık Kubra hanım, yazınız çok anlamlı ve düşündürücu idi. Çok beyendim, yeni hikayelerini bekliyorum. Sevgilerle Arzuhanım.

  2. Kelimelerin anlatımın okadar güzelki sanki o dünyada yaşıyoruz ellerine yüreğine sağlık imza gününü lütfen ankarada yaparsan sevinirim başarıların daim olsun kübra hanım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.