DÜNYAMIZI DEĞİŞTİREN ON İKİ HASTALIK

0
221

Dünyamızı Değiştiren On İki Hastalık kitabının yazarı olan Irwin W. SHERMAN, sıtma hastalığı ile ilgili çalışmaları bulunan bir biyoloji profesörü olarak bilinmektedir. Ayrıca 42 yıl California Üniversitesi’nde akademisyenlik yapmış ve yönetici başkan yardımcısı olarak emekli olmuştur.
Dünya, yüzyıllardır birçok salgın hastalığa şahit olmuştur. Bu hastalıklar insanların ölümüne, fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz etkilenmelerine yol açmakla kalmayıp aynı zamanda savaşlara, eğitim reformlarına, ekonomik, kültürel, sosyal ve politik değişimlere de neden olmuştur. Kitapta bahsi geçen on iki salgın hastalık da, dünya üzerinde meydana gelen birtakım olayların seyrini değiştirerek insanlığa yön vermiş ve vermeye devam etmektedir. Bu hastalıkların dünya üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin en aza indirgenmesine yönelik, geçmiş dönemdeki salgın hastalıklara dair bilgi sahibi olunması, tecrübelerden yola çıkarak hareket edilmesi belki de çok daha büyük felaketlerin önüne geçecektir.
Bazı hastalıklar toplumun yoksul kesimini fazlasıyla tehdit ederken bazıları ise sınıf farkı gözetmeksizin karanlık yüzünü insanlığa göstermiştir. İnsanların kapısını ansızın çalan bu hastalıkların maalesef ki yan etkileri dolayısıyla kimi zaman “akıl hastalığı” olduğu da düşünülmektedir. Böylece ortaya vahim sonuçlar çıkmıştır. Örneğin, İngiliz monarşisinden olan III. George, taşıdığı porfiri hastalığından bir haber olanlar tarafından “deli” olarak nitelendirilip akıl hastalarına uygulanan tedavi yöntemlerine maruz bırakılmıştır. Ayrıca bu olay, o dönemde “deli işi” olarak tanımlanan psikiyatrinin kurulmasına ve böylece yeni bir bilim dalının doğmasına sebep olmuştur.
Salgın hastalıklar savaşların seyrini, göç dalgalarının yapısını, toplumun hastalık algısını ve ülkelerin politik yazgılarını değiştirebilir. Bu hastalıkların topluma, ekonomiye, sağlık sistemine vb. etkilerinin derin gözlemlerle takibi, süreç ve sonuçlarının kayıt altına alınması, gelecek salgınlara hazırlıklı olabilmek adına son derece önemlidir. Örneğin: Kolera Salgını sonrası; insanların hastalık, hastalık bulaşması ve insan sağlığının nasıl korunması gerektiği konusundaki algıları değişmiştir. Böylece, koleranın yarattığı endişe ortamı bazı ülkelerin aksine birçok ülkede toplum sağlığı sisteminin kurulmasında, hemşirelik mesleğinin önünün açılmasında ve enfeksiyon hastalıklarının tüm dünyada yayılımını izleyen ve kontrol eden uluslararası kuruluşların oluşturulmasında etkili olmuştur.
Bazı toplumlar, zaman içinde elle tutulur silahlarla yetinmeyip, insanlığa büyük bir tehdit oluşturabilecek “Biyolojik Silahlar” kullanmaya başlamıştır. Kitapta adı geçen Çiçek Hastalığı (Benekli Canavar) da bu silahlardan biri olup, çok sayıda can alarak kıtlığa ve karmaşaya neden olmuştur. Salgın hastalıklar bazen de damgalama aracı haline gelmiştir. Irwin bu konuyla alakalı şöyle diyor: “Aslında tüberküloz Yahudilerin toplum dışına itilmesini ve onlara eziyet edilmesini haklı çıkarmak için kullanılan bir ‘antisemitizm’ aracıydı” bu cümleden de anlaşılacağı gibi salgın hastalıklar, bazı milletlerin damgalanması gayesine yönelik önemli bir araç olmuştur. Böylece bu hastalıklar millet ve sınıf ayrımcılığının yaygınlaşmasında rol oynamış, dışlayıcı politikalar benimseyen devletlerin sıkı sıkıya sarılacakları bahaneleri haline gelmiştir.
“Bir salgın eğitim reformuna neden olur mu?” sorusunun cevabı kitapta açıkça veriliyor. Ortaçağ Avrupa’sını etkisi altına alan “Kara Ölüm” birçok can almıştır. Milyonlarca insanın ölümüyle birlikte, okumuş insan sayısı azalmış ve bu durum özellikle hukukçuların, hekimlerin ve rahiplerin yetiştirildiği üniversiteleri etkilemiştir. Seyahat kısıtlaması öğrencilerin uzak şehirlerdeki üniversitelere kayıt yaptırmasına engel olunca yeni üniversiteler kurulmuştur. Böylece bazı eğitim merkezlerinin önemini azaltan bu durum, eğitim reformuna yol açmıştır.
Salgın sürecinin yönetilmesinde devletlere büyük bir sorumluluk düşmektedir. Sürecin seyrinden toplumu haberdar etmek ve ederken de panik ortamı yaratmamak hassasiyet gerektirir. Aksi halde, salgının kırıp geçiremediği toplumu evham kırar geçirir. Salgın hastalıklarla mücadelede geçmişte yaşanan salgınlardan ders çıkarmak, halk sağlığı çalışmalarına devamlılık kazandırmak, halkı bilinçlendirmek yeni salgınların etkisini önemli oranda azaltacaktır. Irwin’in de dediği gibi: “Gelecek felaketler ile nasıl başa çıkacağımız sorusunun yanıtları, karşılaşılan hastalıkların daha iyi sağlık koşullarını nasıl yarattığının incelenmesiyle elde edilebilir.”
Bu amaçlardan hareketle, Dünyamızı Değiştiren On iki Hastalık kitabı bir rehber niteliği taşıyabilir. Salgın hastalıkların yeryüzünde yarattığı etkilerin ve sonuçların idrak edilebilmesi için bu kitabın okunmasının faydalı olacağı kanaatindeyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.