D(S)İLİN RAHATSIZLIKLARI

Bugün bir olay bir şeyi daha da derinden düşünmeme, anlamlandırmama ve öğretilerime şükretmeme vesile oldu. İyi ki yaşamıştım ve iyi ki bana sunulan bu dersin içeriğini fark edebilmiş ve hayata iyi ve olumlu yönde getirisi olacak bir cevap verebilme gücünü içimde hissedip harekete geçebilmiştim…

Olay şuydu: Sosyal medyada bir durum hikayesi paylaşırken bir kısa cümle yazmıştım. Ve paylaştıktan sonra cümlemdeki bir kelimeyi yanlış yazdığımı, imlâsında hata yaptığımı fark ettim. Bilinçli yapmamıştım, unuttuğum bir harfti sadece. Anlam da bozulmuyordu, yani kelime anlaşılabiliyordu. Ancak bir şey beni rahatsız etti. O da bu şekilde bunu görüp okuyan her kim varsa aynı şeyi yapmakta bir sakınca görmeyecekti. Dahası umursamayacak belki de yazım diline öyle yerleşecekti. Daha da dahası “ben” bunu yapmaya, öyle kullanmaya ve yanlışı görmezden gelme, boş verme alışkanlığına, üşengeçliğine, duyarsızlığına imlâ işine, hâttâ yerleşeceği için bu davranış bütün işlerime sirayet ettirmiş olacaktım. Bu bir sorundu. Kendi açımdan da herkes açısından da. Bu sebeple, dönüp paylaştığım şeyi sildim ve doğru bir şekilde kelimeyi yazıp tekrar paylaştım. Bu duruma çoğu insanın, “aman anlaşılıyor nasılsa” diye yaklaşacağını biliyorum. Bir daha şimdi kim dönüp onu düzeltecek ve tekrardan paylaşacak. Ancak, biz kendimizi yaptıklarımızla, gösterdiğimiz tepkilerimizle ve bunun sonucunda bulunduğumuz etkilerle yeniden var ediyoruz ya da yerimizde saydırıyoruz. Aslında yerimizde sayarken kendimizi, umursamazlık çukurunda en dibe sürüklüyoruz. Dolayısıyla yerimizde kalmıyoruz aslında, dibe çekiliyoruz. Her ne yapıyorsak; bu yazmak olsun, okumak olsun, konuşmak olsun, diğer meşguliyetlerimiz olsun “fark ettiğimiz halde”, yaptığımız hatayı görmezden gelip düzeltme zahmetine girişmiyor ve o işten bir fayda ve güzellik umuyorsak doğru yolda değiliz. Sadece yapmış oluyoruz, gerisi kof. Bir işteki ciddiyetiniz, özveriniz; o işe olan saygınızdır, değer verişinizdir. Neyi nasıl yaptığınız, nasıl davrandığınız, hangi yolu seçtiğiniz bütün alanlarınıza aynı yönden etki edecektir. Eğer o kelimeyi dönüp düzeltmeseydim, emin olun bu davranış bende yerleşecekti ve yazma dilim olsun, çalışmalarımın her birine bir virüs gibi yayılacaktı. Tembellik için, üşengeçlik için ve duyarsızlık için bir adım atmış olacaktım. Bunlar benim savunduğum fikirlerime çok ters olan oluşumlardı.

Bu sebeple, alışkanlıklarımıza ve alışkanlığa dönüşebilecek olan bütün uzantılara, girdilere, çıktılara dikkatle ve özenle yaklaşmak, bize ve etkide bulunduğumuz çevreye zindelik, işe yararlık ve kendini gerçekleştirebilme anlamında bir artı değer kazandıracaktır. Yeter ki fark ettiğimiz hatalarımızı düzeltebilme çabasında ve isteğinde olalım. Hayat bizi, özverimizi zaten iyi bir şekilde değerlendirecektir. Bundan hiç şüpheniz olmasın…

Bir işte neye özen verdiğiniz ya da vermediğiniz sizi, bu seçiminize göre olmanız gereken yere ulaştıracaktır. Bundan dolayı her gün nerede olmak istediğimize karar veriyoruz, bilinçli ya da bilinçsiz. Varlığımızın alanını inşa ediyoruz. Bu yönden kendimize nereyi, neyi reva görüyoruz? Hâl böyleyken, dikkat etmeye özenmeye değmez mi?

 

İlmek ilmek örüyorsun yaşamını

Ve sadece sensin sorumlusu

Kendi kaçırdığın ilmeğin.

Dönüp fark ettiğin,

Seni harekete geçirsin.

Yoksa boşluklar genişler

Yerlebir olur emeğin…

 

 

 

Sevgiyle…