DÖRT DUVAR BİRLEŞMEYİNCE BİR ODA OLMAZ

0
445

Bende bu kitabı buraya bıraktım. Meçhullerin ortasına… Benim kitabım değildi belki ama kimin olduğunu da bilmiyordum. Tüm masalar doluydu. Aklımın doğrularını da arka odalarına gönderdim. Haktır, hukuktur adını bile sürmem zaten dilime. Düşüncelerimi de önemsemezken, ben bile, kendim duydum, kendim gördüm, fikrime kendimi sormadım da bende bu kitabı buraya bıraktım. Kötü bir niyetim olduğundan değil biri de alsın, okusun istedim. Dersen ki sende nefesini alayım, koyayım bir bitkiye biri de alsın, çeksin içine, hakkındır. Canımdan da olsam anladım ki aslını düşünmeyince bu düzlük önüme yol olmuyor. Sende sorma yolum nerde diye? Hak, hakikat olsun da yeter ki düzlük eğri kalsın ayaklarında. Her vakit yeni bir plan yapıyorduk ya hayatımız bir düzene girsin, ha şunu da yapayım, tam olsun derken, kimliğimiz cüzdanın hep üçüncü bölmesinde gizli kaldı. Bir kitabın sahibine akıl sır erdiremezken, Af buyurun! Kendimizi yere göğe sığdıramazken bir de yolları yapmadan ardına tekdüze sererken, bu düzlük kimseye yol olmuyordu. Akıl sorunca dil aklın söylediğine sükut etmiyorsa, baktığımız boşluk kalıyor, dört birleşmeyince bir oda olmuyordu.
Kaç tuşla kaç demir de koysak üstüne, alçı sürmeyince duvar tutmuyordu. Yaşamak diyoruz ya buna! Hepimizin başında bir akıl hocası bir emir buyuran bir kukla gibi iplere bağlanmış halimizle izliyorken kendimizi, asıl niyetimizi, gayemizi göz ardı ederken bir de üstüne duvar örmek diyoruz. Hatalarımızın tuğlalarını bilir sayıp bilmediğimizle sıvıyoruz. Şu had bilmez halimizle bir de ders almayıp hata üstüne hata eklerken, alçının üzerinden cahilliği boyuyoruz. Güzel, iyi, hoş da hesaba katmadığımız bir yer var. Hata, haksızlık, acizlik… Hakikatin olmadığı bir yerde koyduğumuz tuğlalar, ayaklarımıza takıldığında anlamak düşecek bize. Bir gün yürüdüğümüz yolda, dizdiğimiz tuğlalara takılıp düşersek yaptığımızın her zaman doğru bir karar olmadığını anlarız. Ördüğümüz duvarların arasında haksızlığın sessizliği boğduğunda, aklın sükutu çınladığında, bir de doğruluk dediğimiz başkasına yanlış bize doğruysa, bu duvarı olmamış sayarız.
Kafamızın dikine gittiğimiz bir vakitte her hatanın affı olmuyor. İkinci şansı vermek çoğu zaman yeni bir sayfa anlamına da gelse bu her zaman için geçerli değildir. İlkinde yaralayan, ikincisinde öldürebilir unutmayın! Bu yüzden atılan her adım bir değer ifade etmeli, paha biçilmeliydi. Sükutun çınlaması korkudan değil cesaret yahut güvenden olmalıydı. Doğruluk kulağımıza hoş gelen değil de çevrenin karşısında sergilendiğinde, garipsenmeyen, manen vicdan rahatlığıyla hareket ettiren olmalıydı. Çünkü biliyoruz ki, bizim her doğru saydığımız doğru değildi. Hak dediğimiz bize huzur, başkasına acı veriyorsa, koyduğumuz bir tuğla diğer bir tuğlayı düşürüyorsa hatta alçı tutmuyorsa, dimdik durup duvar olmuyorsa, birde yan yana gelip destek almıyorsa, dört duvar birleşmeyince bir oda olmuyordu.

DÖRT DUVAR BİRLEŞMEYİNCE BİR ODA OLMAZ


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.