DİL BAĞLAMINDA KADIN-BAYAN ÇATIŞMASI

1
71

 

     Günümüzde en çok tartışılan konulardan biri de -bayan ikilemidir. Feminist görüşe sahip bireyler tarafından bayan kavramının kullanımına yönelik yapılan eleştirilerin ve bayan kavramı yerine kavramının kullanılmasının istenmesinin amacı; bireylerin cinsiyetlerinden bahsedildiği durumlarda, insanların  kelimesinin kullanımından kaçmaya iten algı ve zihniyeti yok etmektir. Bu algıyı yaratan zihniyetin, bir cinsiyeti temsil eden kavramı yerine sadece bir hitap şekli olan bayan kavramını dile lanse ederek kullanımını normalleştirmeye çalışıldığı düşünülmektedir. Bu durumun karşısında durarak algılarıyla oynanmasına izin vermemek içinde bayan kavramının kavramıyla yer değişikliği yapması istenmektedir. Çünkü eril kişiler, erkek kavramıyla cinsel ve cinsiyet özelliklerini rahatlıkla taşıyabilirken; dişi kişiler, cinsel ve cinsiyet özelliklerini yansıtmak için kavramını kullanamadıklarını ifade ederler. Peki, bu eleştirel yaklaşım gerçeği mi yansıtmaktadır? 

     Eleştirel düşünce, reklamcılık ve medya tarafından egemenlik altına alınan bireyleştirilmiş insan ihtiyaçları üzerine eylemsizlik yaratmak için daha yumuşak kavramlarla ilgili olmaya başlamıştır. Bir kavramı yumuşak kılmak içinde yükleme hapsolmuş özneler seçilmektedir. Çünkü kapitalizmin oluşturmuş olduğu egemenlik mekanizmaları, insanı sosyal ve ekonomik bağlamdan uzaklaştırarak sadece kendi biricikliğine karşı sorumlu kılarak hiçbir zaman sahip olamayacağı özgürlük idealleri sunar. Bu ideallerin gerçekleşmeyeceği gerçeği ise özneyi değiştirmeye çalışıp yüklemi görmezden gelmekte yatıyor.  Kadın-bayan ve işçi-patron gibi kavramlar zıtlık, çelişki veya yanlış algı içerdiği yanılgısıyla düalist bir konum alır ve bunun sonucunda insanlar bu özneleri değiştirmek gibi ideallere sahip olurlar. Dişi bireyler kadın kavramıyla emek gösteren kişiler ise patron kavramıyla özgürlük idealleri edinirler. Belki kadın demek istemezsiniz. Bayan, hanımefendi…  

     4 yaşındaki bir çocuğa kadın kavramını öğrettiğinizde öğretilen sadece bir kavram değildir, onun nasıl hareket edeceğine yönelik bir düşünce biçimidir. Çocuğa kadınları nasıl göreceğine, nasıl anlamlandıracağına ve kadınlara nasıl davranacağına yönelik bir algıyı öğretirsiniz. Bunun sonucunda ise Anadolu kültüründe yetişen bir bireyin sahip olacağı algı, kısaca ‘’bayanlar; evde oturup ütü yapar’’ önermesidir. Batı kültüründe yetişen bir bireye göre ise kadın; ütü yapmak zorunda değildir, üretimin içindedir. Buradaki çelişkinin sonucunda da batı kültüründe yetişmiş bireyler, Anadolu kültüründe kullanılan bayan kavramını kadın kavramıyla değiştirmeye odaklanmışlardır. Çünkü onlara göre doğu kültürünün bu önermeleri yanlış olmasının sorumlusu ‘’bayan’’ kavramının kullanımıdır. Yani kadınların ikinci sınıf varlıklar olduklarına ve cinsiyetlerinin söylenmesindeki olumsuz tutuma yönelik algının sorumlusu bayan kavramıdır. Aynı şekilde Anadolu kültüründekilere göre de batı kültürünün önermesi yanlıştır ve ayıp, günah, kıyamet yaklaşıyor gibi düşüncelere sahiptirler; fakat onlara göre bunun sorumlusu kadın kavramı değildir, onun dışındakilerdir. Nedir bu dışındakiler?  

     Her iki kültürde kendi bağlamlarına bakarak karşı tarafın düşüncelerini değerlendirmektedir. Anadolu kültüründe geleneksel kadın ve erkek rolüne bakıldığında bu bağlamda yetişen bireylerin; bayanları ütü yapan, yemek yapan, çamaşır yıkayan, çocuğa bakan, evden sorumlu olan ve erkeğe göre statüsü daha düşük olan bir kişi olarak görmesi yanlış değildir. Çünkü kadın kavramının içini bu tarz bir anlamla doldurmuşlardır. Anadolu kültüründe yaşayan biri için dişi özelliklere sahip olan bireye kadın mı yoksa bayan mı denilmesinin bir önemi yoktur. Çünkü ütü ve yemek yapan, çocuklara bakan kişi; ister bayan ister kadın olsun aynı kişidir. İki kavramda aynı anlamlara ve koşullara sahiptir. Bundan dolayı da geleneksel kültürler ‘’ütü ve yemek yapmak zorunda değildir, üretimin içindedir’’ yüklemiyle ilgilenmektedirler. Bunu kabul etmemektedirler. Bu yüklemi değiştirmek içinde kendi bağlamlarını, kültürlerini ve ekonomik ilişkilerini kullanırlar. Çünkü burada bayan kavramının içini doldurmalarını sağlayan, davranışsal ideolojilerini belirleyen yetiştikleri bağlamdır.  

     Dişi özelliklere sahip bireylerin eril özelliklere sahip bireylerle eşit konuma gelmesi ve kötü algıların yıkılması için yapılan feminist eleştirilerin etkisiz olmasının sebebi de burada yatmaktadır. Çünkü belirleyici olan bağlamken ‘’bayan; ütü yapar, yemek yapar, çamaşır yıkar, çocuğa bakar, evden sorumludur ve erkeğe göre daha aşağıdadır’’ önermesindeki bayan kavramını kadın kavramıyla değiştirmek bir şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü bu önermedeki bayan kavramını kadın olarak değiştirdiğinizde anlam değişmeyecektir. Kısacası burada değiştirilmesi gereken şey kadın-bayan özneleri değildir, yüklemdir. Başka bir ifadeyle bir toplumun veya daha alt grupların kadın kavramının içini daha adil bir şekilde doldurmalarını sağlamak için bağlamı değiştirmeliyiz. Çünkü bireylerin ihtiyaçlarını ve arzularını belirleyen koşullardır. Her ne kadar öznelliği yok sayamasak da hapse girmiş birinin ihtiyaçlarını ve tatmin olacağı şeyleri belirleyen hapishane koşullarıdır. Hapishane koşullarını değiştirirseniz bu ihtiyaçları ve arzuları da değiştirebilir ve geliştirebilirsiniz. Bu hapishanedeki kişinin kadın mı yoksa bayan mı olduğunun bir önemi yoktur. Aynı koşullar ikisi içinde geçerlidir.  

     Büyük fotoğraftaki bağlam geleneksel olarak bakıldığında üst ve alt olmak üzere iki tür yapıya sahiptir. Üst yapı, kültüreldir. Alt yapı ise ekonomiktir. Alt yapıdaki değişim üst yapıyı etkilemektedir. Örneğin; çiftçilik ile ekonomik kazanç sağlayan kişilerin kültürel aile yapıları ile bir plaza da çalışarak ekonomik kazanç sağlayan kişilerin kültürel aile yapıları farklıdır. Bu iki ayrı ekonomik araçlara sahip bireylerin kadın-bayan kavramlarının kabuklarını kaldırdığınızda ortaya çıkacak anlamlar farklı olacaktır. Çünkü koşulların kavramlar için belirlediği ihtiyaçlar, tatminler ve davranışlar farklıdır. Hem Marksist görüşe hem geleneksel yapılara göre alt yapıyı değiştirirseniz üst yapıyı da değiştirebilirdiniz. Ancak artık üst yapının sadece kültürel özelliklerden oluşmadığına dair gözlemlere sahibiz. Bu gözlemlere dayanarak kapitalist sistem üst yapının sadece kültürel değil; ihtiyaçların, tatminlerin ve davranışsal ideolojilerin psikolojik üst yapı olduğu görüşüne dayanarak düşünsel inşasını gerçekleştirmiştir. Reklamcılık ve medya araçlarıyla bu yapıyı kontrol etmeye çalışmaktadır. Bunun sonucu olarak artık sistemden ayrı bir kişisel kimlik görüşü imkansız hale gelmiştir. Çünkü psikolojinin gelişimiyle de birlikte insanın özelliklerini içeren İd,ego ve süperego artık üst yapı içerisindedir. Bu yeni üst yapı ekonomik sistem tarafından biçimlendirilen ve psikolojik ile kültürel üst yapının yaşadığı çatışmaların yarattığı psikolojik sorunlara sahip olan koca bir kaos haline gelmiştir. Dişi özelliklere sahip bireylerin, kadın-bayan ikileminde yaşadıkları da bu kaosun içinde lisede yapılan dönem sonu partilerinden ibaret. İyi partiler! 

 

                                                                                                  Biraz oyalansanıza                                                                                                                              -Ma

DİL BAĞLAMINDA KADIN-BAYAN ÇATIŞMASI


1 Yorum

  1. Bu bakış açılarını seviyorum fakat benim gibi bu konularda bilgi düzeyi düşük olan kişiler için biraz daha açıklayıcı olmanızı öneririm. Aksi takdirde anlamadan okumayı bırakma riski var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.