Çocukluğumuz

0
103

Bir zamanlar mahalle aralarında, sokaklarda büyüyen bir nesil vardı. Sabah olur olmaz kendini dışarı atan, akşam ezanı okunana kadar mahallenin altını üstüne getiren çocukluğumuzun tadını doyasıya çıkardığımız nesilden bahsediyorum. Hani şu dört köşeli ekranların olmadığı zamanlardan.
Nasıl da yalvarırdık masumca ‘beş dakika daha’ diye. O beş dakika beş saat gibi gelirdi sanki. Zaten en güzel anlarda aceleyle oynanan o son dakikalar değil miydi?
Ne güzeldi bizim nesil. Kimsenin eline su dökemediği anane yemekleri,annelerin oyun arasında pencereden elimize tutuşturduğu salçalı ekmekleri… Akşama kadar koşturup terleyince, annemizin söylene söylene sırtımıza havluyu sıkıştırdığı, yorgunluktan soluksuz uyuduğumuz günler.
Her gün bıkmadan,usanmadan çizdiğimiz sekseklerimiz, bilyelerimiz, erkeklerin mahalle maçları, kızların doyasıya atladığı ipleri…
Ya saklambaç’ımız? Saklanırken ebe bizi fark edince yanındaki arkadaşımızla kıyafetlerimizi değiştirip çelik çömlek patlatmalarımız?
Uzun eşek, beştaş, mendil kapmaca..
yeni nesilden hangi çocuk bilir şimdi bu oyunları? Hangi çocuk çıkıp seksek çizer mahallenin orta yerine?
Hatırlarımda  her gün bir yerimizi kanatıp, üstümüz başımız çamurlu dönerdik evlerimize. Paramparça olurdu dizlerimiz, dirseklerimiz
ama sanki her düşüşte daha sağlam ayağa kalkar, daha da tecrübelenirdik. Hayatın mizahı buydu sanki. Bize gelecek için birtakım mesajlar veriyordu belkide.
Ben o neslin son demlerini yaşadım. Bu yüzden o altın neslin içinde sayıyorum kendimi.
çocuklarımız büyüyor ama çocuk olmak ne demek bilmeden büyüyor. Teknoloji diye kılıf uydurdukları ellerinden düşürmedikleri sözde ‘oyuncaklar’ ile üstelik bu akıma evebeyinlerininde dahil olduğu radyasyonun içinde büyüyor.
Nerede mahalledeki çocuk sesleri diye sormadan edemiyorum gözlerim dolu dolu. Hüzünlü bir şekilde satırlarıma Nazım Hikmet’in şiiriyle veda ediyorum.
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler.

Çocukluğumuz


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.