Çağımızın Hastalığı: Mutsuz Mutluluk

0
34

          Çevremize baktığımızda insanların daimi bir telaş içerisinde olduklarını görürüz. Hepimiz yaşamımızı devam ettirebilmek için çeşitli yollarda yürürüz. Yıllarımızı bir yaşam kurabilmek, iplerimizden kurtulabilmek, insanlara faydalı olabilmek vs. vs. birçok sebep öne sürerek çalışmakla harcarız. Ama gizil bir amaç vardır ki o da “mutlu olabilmek”. Daha çok paraya sahip olabilmek, iyi bir eş seçebilmek, yeni yerler keşfetmek, ev araba sahibi olabilmek, kısacası hayat şartlarını daima ileri taşımak, hep daha iyisi var oldukça ona ulaşmak adeta mutluluğun hiç bitmediği bir pınardır. Şimdilerde ise sosyal medyaya gördüğümüz o hayatlara ulaşabilme amacı bizler için bir mutluluk kaynağı olmakta ve  maalesef bizler bunun çoğu zaman farkında olmamaktayız.

            Peki, şunu düşünüyor muyuz? O sosyal medya hesaplarında hayatlarını bizlerle -özellikle de daimi mutlu hayatlarını- paylaşan insanlar bir yanılgı olamaz mı? Ya biz aynanın sadece bir yanını görüyorsak ve aksi bambaşkaysa? Sadece mutlu olduklarını gördüğümüz insanların mutlulukları ne kadar gerçek ve daimi? Tüm bunlar belki de ruhumuzu zehirlemekte ve aslında bizleri yetersizlik duygusuyla baş başa bırakmakta değil midir? 

            Bir başka mesele ise “mutlu olma zorunluluğu”. İnsanların sürekli mutlu olmak zorundaymış gibi bir inancın var olduğu bir çağda yaşıyoruz maalesef. Mutsuz musun, neyin var, seni kim ne üzüyor, neden bende herkes gibi mutlu olamıyorum gibi sorulara boğulduğumuz bir çağ bu. Reklamlar, kitaplar, gazeteler, diziler, filmler mutluluk üzerine kurulu. Gerçekten mutlu olmak zorunda mıyız peki? Neden bunu norm haline getirdik? Wilhelm Schmid’in Mutsuz Olmak kitabı tam bu noktada karşımıza çıkıyor. Aslında mutlu olma normunun bizleri etkisi altına alarak stres yarattığı bunun ise mutsuzluğun, depresyon ve melankolinin kaynağı haline geldiğini anlatmaya çalışıyor. O’nun deyimiyle “mutluluk diktatörlüğü” nün bizi sürüklediği bir uçurum.

            Velhasıl aslında bu yazı bir farkındalık oluşturmak için yazıldı. Mutsuz olmak en az mutlu olmak kadar bizim doğamızda var olan bir his. Zıtlıklar olmadan, kayıplar olmadan var olanın şükrünü duymak mümkün olamaz. Mutlu olmakta bu noktada bir zorunluluk değildir. Aksine mutsuz olmak mutluluğa şükrü sağlar, onu anlamlı ve kıymetli kılar. Yani birkaç yıllık mutluluk için yıllarımızı heba etmeye çokta gerek yok. Şimdi ve buradanın manasını kavramak, mutsuzluğumuzla barışmak ve anı tüm duygularla yaşamak gerek.

            Duygularınla barış, çevrende gördüğün tüm bu keşmekeşin içinde daima mutlu olmak zorunda değilsin, güçsüzlüğünden güç al ve düştüğün yerden diril. Hayat mutluluk çabası içinde mutsuzluğa hapsolmak için çok kısa.

Çağımızın Hastalığı: Mutsuz Mutluluk


Önceki İçerikKorkuyorum
Sonraki İçerikRuhum Tok
21 yıllık yaşamımda, okuma yazmayı öğrendikten sonra duygularımı yazarak dışa vurmayı tercih ettim hep. İnsanlarla konuşmaktan ziyade kelimelerin büyüsüne inandım. Bu inancım hala da devam etmekte. En büyük devrimler kelimelerle gerçekleşir. Değişim ve iletişimin kökleri kelimelerdir benim için. Başka dünyalara açılan bir pencere olarak ve özellikle de böylesine kirli bir dünya olan yaşamımızda kitapları bir kaçış ve bir mola olarak görüyorum. Bir öğretmen adayıyım şu sıralar ve en büyük amacım gelecek nesillere okuma ve yazma sevgisini aşılayarak kendi kaderlerini yeniden inşa etme fırsatını sunmak. Çünkü gelecek kalem ve kağıttan ibaret...

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.