Bruskart Ailesi İle Çok Özel Bir Söyleşi

2
2015

Ticari işletmelerin markalaştığı günümüzde yakın bir zamanda sanatında markalaşabileceğine şahit oldum.. Ve “” ile tanıştım. Ebru Bahar PARLAR ile sımsıcacık bir bardak kahve eşliğinde bir sohbeti paylaştık. 9 Saat’e yakın bir sürenin sonunda güneş en kuytu köşesine çekilirken bizim dudaklarımızda bir tebessüm ruhlarımız sanat ile doymuştu.

EBRU PARLAR:”İŞİN İÇİNE LAP DİYE DÜŞTÜM”

” Merhaba Ebru Hanım, Bu işe nasıl başladınız acaba.. Yaptığınız iş nedir?”

“Bu işe nasıl başladım(gülümsüyor). Ege Üniversitesinde Resim bölümü öğrencisiyim ben, bölümündeyken kendime rasta yaptırmak istedim.Sonrasında rasta fiyatları araştırmaya başladım.İstanbul’da bir kişi vardı o zaman.Ve İzmir’de birisi vardı. İkisinden fiyat aldım. Bana çok yüksek fiyatlar verdiler. Çok fahiş fiyatlar verdiler. Çok pahalıydı. O yüzden , kendim yapmaya karar verdim. Onlar yapıyorlarsa ben niye yapamayayım diyerek. Bir adım attım ve araştırmaya başladım nasıl yapılıyor diyerek.  Nasıl yararları nasıl zararları var, neler yapmam gerekiyor. Yavaş yavaş kendime saç almaya başlayarak . Önce ev arkadaşlarımı, okul arkadaşlarımda deneyerek başlamıştım. İşin içine lap diye düşmüş oldum.”

“Sonrasında kocaman bir Bruskart ailesi yaratmış oldunuz. Bruskart sizin yaratmış olduğunuz bir marka, kelime kökeni olarak ne ifade ediyor?”

“Öncelikle şundan bahsedeyim, ilk stüdyo ortamına Kargart ile başladım. Kargartı kurduğum dönemler içerisinde karga resimleri yapıyordum. O yüzden karga ismi ile başladım.Ve daha sonrasına yaşamıma Savaş girdi. Orda biraz işler bozulmaya başlamıştı ve artık tatmin vermemeye başlamıştı. Çünkü benim için önemli olan şey insanların benim yaptığım işten mutlulukla ayrılması. Mutsuzlukla kimsenin ayrılmasını istemiyordum. Tamamen bir ticari işletmeye dönmeye başlamıştı ve bu beni rahatsız ediyordu. Değişime açık olmalıydı. Savaş girdikten sonra farklılaşmaya başladı. Yeni bir stüdyo yeni bir isim olmalıydı. Bruskart literatürde araştırdığınızda karşınıza şimşek olarak çıkıyor ama aslında gök gürültüsü ve ışığın oluştuğu an . O oluşum… Aslında içerisinde kaosu da  barındırıyor.Bana ihtişamlı geldi. Savaş sundu bu fikri. Bana da ihtişamlı geldi.(gülümsüyor). Gelen müşterilerimizden duyduğumuz , burada huzur var. Biz huzurlu olmak istiyoruz. Yaşamımız boyunca huzuru ve insan olmayı, birbirini kandırmadan kırmadan kaliteli ve sağlam işler yapmaktı bu yola çıkarken ki amacımız. Ki öyle de oldu.Her zaman insanların yüzünde gülücükler oluşturarak göndermekti amacımız. O yüzden şuan güzel bir noktadayız diye düşünüyorum”

“İçinde bulunduğunuz sektörü ve Bruskart denildiğinde insanlarda çağrışım yapması gereken işlerden bahsedebilir misiniz?”

“Bu zaman içerisinde değişime uğrayacaktır illaki. Ama şuanda bir taraftan resim yapıyoruz. Bir taraftan da afrika örgüsü, rasta ,cornrows, afro , dövme gibi şeylerle devam ediyor. ”

“Kaç yıldır bu sektörün içindesiniz?”

“4 yılı geçiyor.”

“Almış olduğunuz sanat eğitiminin Bruskart’ı yaratma noktasında ne gibi artılarını yaşadınız?”

“En basitinden Bruskart Stüdyo içerisindeki , nesne yerleştirmelerinden tutun, renklere, müziğine kadar … Sanat eğitimimiz olmasaydı böyle huzurlu bir ortam yaratabileceğimizi düşünmüyordum açıkçası. Afrika örgüsü çalışırken bile renk bilgisi o kadar değerli oluyor ki.. benim iletişimim sanat (gülümsüyor)”

“Çok uzun saatler bir box braid üzerinde çalışıyorsunuz. Bugün ben yaptırırken inanılmaz keyif aldım. Yaptığınız işlerdeki bu süreğenlik nereden geliyor?”

“Sanat ve almış olduğum eğitim gereği hayatımda sabır var. (gülümsüyor)Sabır  olmazsa bu iş yapılamaz. 7 8 saat boyunca aynı şeyi tekrar ediyorsun. bir yandan da sonuca ulaşacağını biliyorsun. İnsanlar mutlu oldukça bizde mutlu oluyoruz. Bir takım hayallerimizde var. Ona giden yolda. Bu bir adım olarak düşünüyoruz.”

“Bruskart günden güne markalaşıyor. Bir çok ilden haftalar öncesinden randevu alıp geliyor müşterileriniz. Önümüzdeki yıllarda farklı illere de Bruskart markasını taşımak gibi bir plan var mı ?”

“Tabi olabilir. Ama şöyle de bir şey var.Biz işimizi çok fazla şubelere bırakmak istemiyoruz.  Çünkü ne kadar bırakırsan kaliten o kadar düşüyor. Hep işin içinde olmalıyım ki kalite asla düşmesin. Şuan da bölünemediğimiz için çok farklı illere gidemiyoruz. Ama ne kadar mutlu insanlar biriktirirsek o kadar büyürüz diye düşünüyorum. Olabilir(gülümsüyor)”

Kitap kokuları eşliğinde , ahşabın büyüsünün harika müziklerle harmanlandığı, kahvemizin fincanlardan hiç eksik olmadığı çok güzel bir gün geçirdim. Teşekkürler Bruskart Ailesi…

 

Bruskart Ailesi İle Çok Özel Bir Söyleşi


2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.