Birini sevebilmek, onu tanıyabilmek yeterince zorken çok iyi tanıdığımız insanları bazen arkamızda bırakmamız gerekebilir. Karşılıklı olarak zarar verdikten sonra ne kadar birini seversek sevelim bu ilişkileri yürütmenin faydası olur mu? Bu zararlar kişinin değişmesinden kaynaklanabilir ancak ne olursa olsun birini içimizde silmek acımasızlık mıdır?  Belki arkadaşlarımızı, ailemizi onlara hiçbir şey demeden sırtımızı dönmenin bize ne gibi bir yararı olabilir ki?

İçimizde birilerine yaşadıklarımızı, düşündüklerimizi anlatma ihtiyacı duyarız. Bazı zamanlar bu basit bir defterken bazı zamanlarda en yakınlarımızdır. Değer verdiklerimize anlattıklarımız bizi her geçen gün birbirimize bağlar ancak ya bunu çok fazla yaparsak, ya hayatımızdaki her şeyi anlatırsak birine, o zaman ne olur? Bazen karşımızdaki bizden soğurken bazen de bizler o kişiden kaçıp saklanırız, peki bunu neden yaparız? Bunun sebebi bizim veya karşımızdakinin değişmesinden değildir, ilişkimiz anlatmaya dayalıysa ve her şeyi anlattıysak geriye ne kalır ki? Bu sebeple kişiyle olan dostluğumuzu tozlu raflara kaldırırız. Sonuçta ona anlatabileceğimiz bir özelliğimiz, paylaşabileceğimiz bir anımız kalmamıştır ancak bu yaşayacağımız, beraber geçireceğimiz mutlu günlerin sona ermesi demek midir? Evet, her şeyi anlatmış olabiliriz ancak gelecekte olacakları anlatmış değilizdir. Bu yüzden bence hayatımızda bizi kabul etmiş olan insanları, hakkımızda çoğu bilgiye sahip olanları silmek yerine yeni maceralara bu insanlarla atılmalıyız. Tabi ki bu maceralarımızda yeni kişilerle tanışmak, onlarla dost olmamız kaçınılmazdır.

Elbette tüm dostluklarımızı, karşımızdaki hakkımızda çoğu bilgiyi edindiği için bitirmeyiz. Bazı zamanlar kişiyle olan ortak noktalarımız azalır ve yavaşça aramızdaki ilişkiyi kaybedebiliriz. Bu da bizi daha az görüşmeye, daha az konuşmaya, daha az iletişim kurmaya iter. Her gün konuştuğumuz, her günü beraber geçirdiğimiz arkadaşlarımız yavaşça birer güzel anıya dönüşür ve daha az –belki yılda bir ki bu bile çok- görüşmeye başlarız ancak görüştüğümüzde hayatımızda olup bitenleri birbirimize anlatmaktan çekinmeyiz. Sonuçta artık hayatımızda olmayan güzel anılar bizi yaptıklarımız için yargılayamaz. Sonuçta artık görüşmediğimiz, günlük hayatta karşımıza çıkmayan insanlar anlattıklarımızı yüzümüze vuramazlar. Bu yüzden belki eski bir dostumuz aradığında direkt telefonu açar, bir buluşma ayarlamaya çalışırız. Bu yüzden de buluşmaları ayarlarız ancak gitmeyiz.

Bizi bizden daha iyi bildiğini düşündüğümüz dostlarımızla aramız açılabilir hatta aramızdaki ilişkiler hangi sebeple olursa olsun bitebilir. Bu sebeplerin bazen mantıklı açıklamaları olmayabilir, karşımızdakinden bir şekilde soğuyabiliriz ve bazı zamanlar sessizce gitmek iyiyken, bazı zamanlar açıklama yapmamız gerekir ve bu minik açıklamayı eski dostlarımızdan esirgemenin ne kadar kötü bir şey olduğunu umarım hiçbir zaman fark etmeyiz. Çünkü fark ettiğimizde kendimizden nefret etmemek mümkün olmayacaktır.