Bir Parçası Eksik Yapboz

Ateşin dağladığı kurşun taneleri kadar ağır gece. Benliğim kendine bir yabancı gibi bakıyor aynada. Sen ne ara bu kadar kırıldın küçük kız? Daha dün saç örgülerin bozuldu diye ağlardın oysa. Kızıl tepelerin ardındaki yangınlar ne zaman düştü bir süveyda gibi yüreğine? Titrerdin ay ışığında mutluluktan. Şimdi karanlık gökyüzüne bakarak titriyorsun yine. Bu kez yalnızlıktan… Kalabalığın içinde yalnızlık, kimsesiz bir çocuğun gülüşünde yalnızlık, bir kuşun göğe kanat çırpışındaki yalnızlık… Oysa bunun adı özgürlüktü. Özgürlük biraz da yalnız olmak demekti. Kalbinde süveyda taşıyan insan ne kadar özgürdü? Evet, bileğinde bir pranga yoktu ama ruhundan zincirlenmişti. En çok ruhundan zincirlenen insan mahkumdur. Tutsaklığın en beteridir kendine mahkumluk… Kafasından gelen o küçük seslere mahkumdur, düğüm düğüm kaybolan nefesinin yokluğuna mahkumdur kimi zaman da. Senden çalınanlar büyüdükçe nefeslerin küçülmüştür. Artık minik soluklardan öteye gidemez. Hepimizin nefesini çalan vardır birileri. Nefes almadan yaşar mı insan? Yaşar elbet… Çoğu zaman fark etmez bile alamadığı nefesleri. Oysa hisseder. İçinde bir ağırlık vardır, kalbinde bir sızı… En karanlık denizlerde çıplak elleriyle boğduğu nefesinin sessiz çığlıklarıdır onlar. Feryatlar hiç bitmez. Yürek kavuşmaz ölene kadar huzura. Yine de fark etmez insan çünkü kendine kördür kendine sağırdır çoğu. Ölesiye korkar ruhunun içine bakmaktan. Yüzleşemedikleri vardır orada. En çok da gamsız insan nefesini arar durur. Ne acınası varlıktır o! Yüreğinin yarasından haberi bile yoktur. Öyle kalın zincirlerle kilitlemiştir ki ruhunu onun varlığını bile unutur. En cesurlar kendi içine bakabilme cesareti bulanlardır. Aynı zamanda en mutsuzlardır onlar. Çünkü insan neyi kaybettiğinin farkına varırsa, çırpınır. Çırpındıkça batar dibe. Yine de cesaretin büyüğüdür bu, tutkunun en yalın halidir. Kendini bulmak bir tutkudur artık onun için. Kafasının içindeki kutuda köşelere bakınır durur. Her seferinde bir umut… Tam yakaladım der, bir kere daha vurulur kaybolmuşluğundan. Tam inandım der, bir kere daha kaybeder inancını. Ama aramayı bırakmaz. Çünkü insan bir kez ruhuna baktı mı bir daha aynada aynı insanı hiç göremez. Gördüğü yansıma bir parçası eksik bir yapbozdan ibarettir artık.