Bir Nefesin Buğusu

Kaybettik dediler. Hayatın karşısında bir anda yok oluşumuzu anlatan acımasız bir kelime kaybetmek. Bir ömrü bir kelimeye sığdırdılar. Kaybetmekten delicesine korktuğum birini kaybettim. Artık nefes almadığını bildiğim bu acımasız dünyada çocukluğumun ve gençliğimin en güzel parçalarından birini kaybettim. Zaman ne kadar göreceli ve zihinlerimiz ne kadar acımasız. Kaybettim ve bunu öğrendiğim ilk an ses tonunu yitirdim. Sesini unuttum belki ama sırf ben seviyorum diye yaptığın pudinglerin tadını hiç unutmadım. Bütün kaybettiklerimle birlikte sana sığınmak ısıtırdı içimi. Yarım kalmışlığımı tamamladığım insanlardan biriydin sen. Ben hep yarımım artık. Yerin dolmuyor. Esrarengiz bir olay kaybetmek. Yok olma korkusuyla sürekli çabalıyoruz ve her çabaladığımızda eksilerek yeniden doğmayı bekliyoruz. Eksiliyoruz fakat yeniden doğmuyoruz. Konuşmak için ağzımı açmakta zorluk çekiyorum. Gün boyu aynı acıyı paylaştığım insanları izledim. Acılar paylaştıkça azalır dediler, azalmadı. Yüreğim bu kadar kayboluşa nasıl dayanacak bilmiyorum. Yokluğun altında yatan derin ve yoğun bir acı. En çok bu üzüyor beni. İçine tüm kelimeleri sığdırabileceğimiz korkunç bir durum. Bu gidişin ardında bıraktığın sessizlikte bunun izleri var.
İnsanlar ölüyor. Her gün. Ama kimse buna isyan etmek hatta konuşmak dahi istemiyor. Onun yerine bugün yiyeceği, yarın giyeceği sonra harcayacağı paraları düşünüyor. Boş yaşıyoruz yani. Hepimiz hayatın olağan akışı içinde küçük şeylerle kafamızı oyalamayı arzuluyoruz. En çok da şu an bunu gerçekleştiremeyecek olmaktan utanıyorum. Yokluğunu kabullenemiyorum. Biz hayatın olağan akışın da sürüklenirken senin burada olmamandan nefret ediyorum. Sevgililerden ayrılan, ya da notlarına üzülen insanlara çok dargınım. Tüm bu kırgınlığımla birlikte kendimden de utanıyorum. Kapının önüne çıkartılan ayakkabılarına kızgınım. Senin adını başkalarından neşeyle duymaya alışmışken senin adını anons eden hocaya bile kızgınım. Normal seyrin de devam eden düzene kızgınım. Kötülerle dolu bu dünyadan seni alan düzene kırgınım. Ben seni aradığım ama bulamadığım her ana kızgınım. Öyle alışmışım ki kalabalıklar içinde sana sığınmaya evinin bütün odalarında seni aradım. Her an bir yerden çıkıp gelecekmişsin gibi. Her zaman balkondan karşılardın bizi, bu yüzden galiba senin acını en çok o balkonda yaşadım. Senin acını yaşayıp teselliyi yine sen de aradım. Yazdığım yazıları okurdun bunu okuyamayacağını bilmek öyle garip ki…
İsyanımı kime edeceğimi bilmiyorum. Kansere isyan edilir mi? Ben denedim, bu isyanı sürdürmek istedim. Fakat sevdiklerimin bir eli hala kanserde. Ben bu isyana başlayamadan kazanan o oldu. Her çabam daha fazla acıyla geri döndü. Şimdi bu acı gidişin ardından geriye yalnızca susmak kaldı. Susmak ve yaşatmak seni. Bir daha dönmeyecek gidişi tattık. Ölüm sessizliğinin yayıldığı odada herkes yokluğunun acısını paylaşıyordu. Acının başladığı yerde bitti her şey.  Biliyorum varlığınla aydınlattın oradaki zifiri karanlığı. Ama yokluğunla da buralar karardı. Gözyaşlarıma eşlik eden gecenin içinde, öylesine sessiz kaldım ki, varlığım silindi evrenden. Sessizce ağladım. Varlığımı kaybettiğim geceden sonra savruldum. Şimdi senin varlığını kaybettiğin haberini aldığımda aynı yöne savrulmamızı umuyorum.
Hepimize öyle güzel duygular bırakıp gittin ki. Bu dünyada olmadı, başka zamanlarda, başka evrenlerde büyütebiliriz yüreğimizdeki sevgiyi. Bu kadar kötülüğün olduğu dünyaya iyiliği sığdırdığın için teşekkür ederim sana. Öyle güzel şeyler kattın ki bana ve etrafına. Hiç bitmeyen enerjin, bize de bulaştırdığın gülümsemen ve mücadelen ile hatırlayacağım seni. Ertelememeyi öğrettin bana bir de sonsuz sevgiyi. Senin fotoğraflarına bakarken azmi, mücadeleyi ve sevgiyi göreceğim bundan sonra. Sen ve ailen olağanüstü bir mücadele verdiniz. Aile olmanın yalnızca zorunlu bir bağ olmadığını öğrettin. Beni sevdiğin ve bunu hissettirdiğin her an için teşekkür ederim sana. En güzel iyi ki her fırsatta sana seni seviyorum demekti. Artık karşılık alamayacağımı biliyorum, bunu düşündüğüm her an daha da çok ağlıyorum. Seni çok seviyorum. Yenge, abla, anne, eş o kadar çok sıfat verebilirim ki sana. Buraya kadar mıydı, diye soruyorum yine de. Buraya kadar olduğunu bilip son bir umuda sığınmak isteyen insanların umutsuzluğuyla soracağım bunu. Buraya kadar ama aynı zaman da sonsuza kadar. Seni yaşatacağım, yaşatacağız. Senin artık nefes almadığın bu dünyada derince soluyacağım bütün güzellikleri. Nereye kadar olacağını biz belirleyeceğiz bundan sonra. Bize kattığın her şey için çok teşekkür ederim. Sen her şeyinle çok güzeldin. Yollarında güller açsın. Gülümse bize yeniden. Seni çok seviyoruz.
Sen hep var olacaksın.
Mücadelen çok güzeldi.