bir heykel(iz) yalnızca

0
118

Herhangi bir günde sıkışıp kaldım. Dün geliyordum sana bugün gelesim bile gelmez. Yarın habersiz heykelimi yontar düne. Kolaysa şimdi ince ince işle derdimi acı ile damarımdan akan kanı lahidine. Durma demiştik avuçlarımızdan bıraktığımız kuşlara, sen de durma. Bugün yalnızca ben kaldım, gelen hiçbir misafir memnun değil bu durumdan. Benim de pek sevdiğim söylenemez taş dolu odada mezar kesilmeyi. Uyandırır beni nasıl soluk halinden anlamadığım lir. Gürültülerin içinden bile seçilen sessiz lir. Çal beni, sıra bende iplerine dizildim. Acım derdim sessiz öfkeyle bakar gözlerim tel tel dizildim.

Mor lavantayı masama kim bıraktı? Üstüne koca bir taş kondurdum, ezilir feryat. Sevgiden haberdar olmayan ezilir gibi lavantam nerede kalır bu ağır yük nereye konar gönlünde. Bunu da çal lir, en ağırken hafiflemeyi de çal. Bugün yalnızca bir kaldık bizi beğenmezler tiksintiyle bakan gözler, burunlarını o kibir kokan ceketleri ile örtenler elleriniz kan ve ihanet. Gözlerinizi alıyoruz, sıçramıyor kiriniz beyazımıza ondan bu hırs. Bu kez herkes memnun. Önüme yıllar öncesinin yarım nadidesini çektim. Şimdi yalnızca sen ve ben. Her gözyaşın bir kayaya dönüştürüyor beni. Yont, her bir darbemde sen beni yont lahit. Lirin çaldığı her notayı da ekle bana. Gözlerim kapansın ve taş keseyim, senin istediğin benim ulaştığım yere yeniden gelsin havalandırdığım kuş.

Kimsenin duymadığı liri dizlerinde duydum iyi bir heykeltraş Enis Batur…

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.