Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır, Bir Kaç Megabayt İnternetin Değil :)

‘’Dijitalde sosyalleşme’’ kavramı ile özleşmedik mi şu son zamanlarda? Kocaman bir ironiyi betimliyor aslında bu kavram bana. Bir ekran ardında hayata dahil olmak ne kadar mümkün kılınabilir? Sosyalleşmek iletişimle olmaz mı zaten?
İletişim! Etkili iletişim… Peki bu bir ekran ardında nasıl sağlanabilir? Bunun gibi nice soru var beynimi kurcalayan.

İşin ironik kısmı şu ki çok değil bundan bir yıl önce bilgisayarla veya telefonla iletişim kuran, hayatındaki aktiviteleri dijitalde halleden, hayata bu şekilde dahil olan insanlara asosyal derdik. Ama uzunca zamandır artık toplumun büyük çoğunluğu bu şekilde hayata dahil oluyor. Elbette bu yeni normalin beraberinde getirdiği pek çok değişiklikten biri.

Aslında dijitalde bir şeylere dahil olmak benimde sevdiğim tercih ettiğim bir yöntemdi. Hep aklımı kurcalardı, bir ekran ardından hayata dahil olmak neden asosyallikti ki? Meğer her şeyin bir dengesinin olduğu gibi bununda bir dengesi varmış. Elbette dijitalde yapılabilecek çok şey var ama ben iletişim kısmı daha doğru bir deyişle etkili iletişim kısmını atlıyormuşum. İletişimde olduğun bireylerle göz teması kurabilmenin, jest ve mimiklerine anında şahit olabilmenin etkisini göz ardı ediyormuşum. Elbette görüntülü aramalarda bunlar mümkün fakat konuşma esnasında ‘’bir soluk kadar kadar uzağında’’ olması iletişimi farklı boyutlara taşıyormuş.

Tüm bunların yanı sıra aramıza sosyal mesafeler girdikçe daha bir inatla iç içe olmaya çalışmamız peki? Yanımızda daha çok eş dost istememiz? Belki aylarca konuşmadıklarımızla saatlerce dijitalde konuşmamız… Tüm bunları neden bir ekran ardına girdikten sonra yapmaya çalışıyoruz?

Belki de yeni normalin bize kattığı en güzel şey bu. Ansızın ütopik bir olayla herkes birbirinden kaçar oldu ama aynı zamanda sosyal mecralarda daha çok kenetlenmeye başladı. Elbette ‘’elimizdekilerin kıymetini onlar varken bilmemiz gerekir’’ klişesine girmeyeceğim fakat bizler sosyal varlığız ve çevremizdeki kişiler ve olaylar olmadan ruhumuzdaki boşlukları dolduramayız. Sosyalleşmek, hayata, insanlara dahil olmakta bizim temel güdülerimizden. Bu nedenle zaten pandemi döneminde insanların anksiyete sorunları artmadı mı?

Demem o ki bir şekilde bir şeyler ilerler yeniliklere alışınılır. Ama şu süreçte öğrendiğimiz bir şey varsa o da bir ekran ardında hayatımızdakilere zaman ayırmaktansa, karşılıklı edilen sohbetler daha bir keyifli daha bir anlamlı. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır, bir kaç megabayt internetin değil 🙂