bir cesede vurgun.

0
100

Kahverengi binalar, sarı binalar, pembe binalar. Yirmialtıncı daire beşinci kat. Ellerin hep depremlere gebe. Ellerim bir göçük ağıdı Farsça, Türkçe, Kürtçe. Binbir dilde bilinmezce… Camlarda martılar, martı bokları. Lunapark çok uzakta, yıldızlar nasıl yakın, nasıl güzel de kafamız böyle bir günaha battık? Çocuk değilsin. Çocuksun. Annesin. Babasın. Acımasızca, inanarak. Hiç bitmemiş bir duasın. Yirmisinde, kırkında, onsekizinde bir yangınsın. Kurtulmayı başaran tek şey dudakların.
Onurum siyah bir kül, hezeyan boynum da. Dudaklarınla bir arayışı boğuyor; yalanlar doğuruyorsun durmadan. Daimi devinimde olan geçmişin duvar gibi, Berlin gibi önünde sevginin,,, Geç kalınmış bir yaşam, görülmemiş bir serap. Dudaklarınla inandırıyorsun şansa. ”Elimi uzatsam tutacağım. Bak ne kadar da yakın.”
Ben ne zaman Adem oldum Tanrım, beni neden kovdun? Cenneti öptüm yalnızca, neden helak oldum?

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.