Biliyor musun? Farklıyız!

0
721

Tahmini, 2 hafta önceydi. Hafta sonunu fırsat bilerek gezmeye çıkmıştım. Hava inanılmaz sıcak olduğu için sokak aralarından giderek gölgeden yararlanayım dedim. Evden çıkıp bir kaç sokağı geçtikten sonra, gözüm mahalle aralarına yapıştırılmış etkinlik afişine takıldı. Hem afişteki detayları okumak için hem de biraz soluklanmak için durdum. Dinlendiğim o daracık sokakta, karşılaşmayı istemediğim bir ana şahit oldum. Bu durum fazlasıyla canımı sıktı.

9-10 yaşlarında bir çocuk, dar sokağın köşesinde oturmuş ağlıyordu. Neden ağlıyor olabilir; ya düşmüştür, ya kaybolmuştur ya da ailesine istediği bir şeyi kabul ettirememiştir diye tahminler yürüterek yanına yaklaştım. Merhaba yakışıklı, neden ağlıyorsun? … Islak gözleri ile beni boydan aşağı süzdü, konuşup konuşmamak konusunda tamda emin olamadığını görünce; söyle bakalım neden ağlıyorsun, seni bu kadar üzen ne? Diye ısrar ettim.  Israrım üzerine gözlerime bakmadan kısık sesle, arkadaşlarım ile kavga ettim dedi. Öyle deyince, bir anda çocukluğumda büyüklerimin bana söylediklerinden oluşan bir kaç cümleyle ağlamaması için telkinlerde bulunmaya çalıştım. Ardından neden kavga ettiniz diye sordum. Yine o kısık sesi ile gözlerime bakmadan, kilom ile hep dalga geçiyorlar, ben buna üzülüyorum dedi. İşte  o anda olayın çok farklı can yakıcı bir konu olduğunu fark ettim.

itibariyle bende kilolu biriyim ve çocukluğumda  hatta gençliğimde kilolarım üzerinden sürekli şakalar yapılması, dalga geçilmesi fazlasıyla canımı sıkıyordu. Ağlayan çocuğu daha iyi anlayabiliyordum. İnsan denilen canlı, başkalarının görünüşüne, engeline takılıp hadsizce eleştirebiliyor hatta yetmezmiş gibi lakaplar takabiliyor. Karşısında olan insanın düşüncelerini önemsemiyor, psikolojisini düşünmüyor varsa yoksa dalga geçme arzusu ve o arzusunu kamçılayan düşüncesizliğinin arkasına gizleniyordu. Beraber zaman geçirmeyi sevdiğim arkadaşlarım, kilolarım ile dalga geçtiği zaman sinirleniyor, ben neden böyleyim diye saçma sapan sorgulamalar içerisine giriyordum. Evet, kiloluyum, insanların deyimiyle şişmanım. Hızlı koşamıyor, dar yerlerden geçemiyor, kıyafet alırken her zaman büyük beden aramak zorunda kalan, başkalarına göre daha fazla yemeği seven, başkalarının olduğu her şeyin bir tık üstüne olmak durumunda kalan bir yapıya sahibim. Evet, kiloluyum, insanların göz zevkine uygun değilim, insanların önyargılarına kapılıp, kafasına göre değerlendirmelerde bulunduğu bir yapıya sahibim. Evet, kiloluyum ve böyle olmak benim sorunum, bu durum benden başka hiç kimseyi ilgilendirmez.

İnsanları acımasızca eleştirmeden, yargılamadan, çeşitli kılıflara sokmadan önce herkesin dönüp kendini sorgulaması gerekmektedir. Belirli bir yaşa kadar maruz kaldığım çirkin saldırılara şimdi 9-10 yaşında bir çocuk daha kalıyor ve insanlar bu durum karşısında çocuklarını eğitmiyor, terbiye dersi vermiyor. Toplum, eksiklerin olduğu, yıkılan duvarları tamir etmek yerine daha fazla yıkık duvar bırakıyor geride. Beş para etmez çirkin düşüncelerinizi kendinize saklayın, insanların engeli ile tipi ile başka bir açığı ile beslenip, seviyesizliğinizi bu kadar belli etmeyin. Hiç bir çocuğun gözyaşı, görünüşünden önemli değildir. Bu konuda çevrenizde yapılan tüm çirkin saldırılara karşı tepkinizi koyun.

Ağlayan, tatlı mı tatlı çocuğa kendimden örnekler vererek ve kendisiyle barışık olabilmeyi başaracağı ufacık tüyolar verdikten sonra çikolatalı gofretimizi zafer kazanmış edasıyla paylaşıp yedikten sonra ayrıldık.

İnternette gezinirken bu konuyla ilgili iki farklı video ile karşılaştım.

Birincisi;

Başak Kablan’a ait “Özür Dilerim” Videosu. Bence konuya yaklaşımı ve düşünceleri her şeyi çok iyi özetliyor. Videoyu hemen aşağıda izleyebilirsiniz.

İkincisi; Barış Özcan’ın “Sen Kimsin” Videosu. Bence bu videoya da kulak verelim.

Umarım, insan denilen canlı, başkalarını olduğu gibi kabul etmeyi öğrenir.

Biliyor musun? Farklıyız!


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.