Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin

Yolla beraber tam bir hafta sürecek Güneydoğu turumuza başlıyoruz. İlk durağımız Doğu’nun Paris’i Diyarbakır, sonra tarihin medeniyet ile birleştiği yer Mardin, ardından sıra geceleri ile meşhur Şanlıurfa, hemen sonrasında ise baklava ve bakır ustalarının cenneti Gaziantep, son olarak ise sıcağı ile ünlü Adana ve Tantuni lezzetinin ünlü olduğu yılanlar şehri diye de anılan Mersin’e uğrayarak yolculuğumuzu bitiriyoruz. Ancak bu yazı da karşımıza çıkan şehir, gidenin bir daha gitmek için can atığı, gidemeyenin aklının hep orada olduğu, herkesi kendine aşık eden kültürlerarası birleşimin medeni noktası eşsiz Mardin.

Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin  Mardin birçok etnik grup, din ve dile ev sahipliği yapan bir Mezopotamya şehridir. Taş işlemeciliği ile ön plana çıkan Mardin, eski ve yeni Mardin olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Şehrin sınırları içerisinde girdiğinizde sıcaklık seviyesi ne kadar yüksek olursa olsun sizi asla bunaltmayan ferah bir havayla karşılanıyorsunuz. Bunun en büyük sebebi de nem oranının çok düşük olmasıdır. Yeşilliğin oldukça az olduğu bu coğrafya da her yer sapsarı dağ ve ufacık sayılı bozkır ağaçlarının manzarası ile dolu. Tarım da en çok buğday tarlaları, üzüm ve zeytin ağaçları çoğunluktadır. bu yüzden de Süryani şarabı oldukça meşhurdur. Tarımı yoğun olmamasına rağmen bu demek değildir ki bu şehir serin sulardan tamamen yoksundur.Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin  Meşhur Beyaz Su, Midyat’ın güneyinde kalan plato ve tepelerin eteğinden kaynağını alan bir dere ve vadi içerisinde Nusaybin’e doğru akar. Etrafına da kurulan restoran ve kafelerle yemeğinizi yiyip çayınızı içerken buz gibi suya ayaklarınızı sokarak serinleyebileceğiniz, doğanın bir lütfudur.

Turizm konusunda hala gelişmekte olan Mardin’in özellikle Midyat ilçesi turistlerin gözde mekanıdır. Tarihi eski konakları, mağaraları, yöresel şal bağlamaları, ellerde ve yüzde adeta bir görsel şölen yaratan ‘‘Dek’’ sanatıyla Mardin kültürünün o otantik havasını yansıtmaktadır. Mor Gabriel Manastırı, Deyrulzafaran Manastırı (Safran Çay’ını denemek için güzel bir fırsata sahip tarihi mekan), Dara Antik Kenti, eski Mardin’de bulunan tarihi Ulu Camii, Kasımiye Medrese’si, Zinciriye Medrese’si ve bütün şehri oradan doyasıya izleyebileceğiniz Mardin Kalesi… Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin  Her biri ve çok daha fazlası farklı medeniyetlere, din, dil ve ırklara ev sahipliği yapan kıymetli Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin  tarihi yapılardır. Her birinin hikayesi o kadar etkileyici ki! Bir de tabi şans kapınızı çalar ise belki sizin de karşınıza Deyrulzafaran Manastırı’nda İlber Ortaylı çıkabilir. Fazlasıyla özel bir andı. Mardin işte her köşesi ayrı bir güzellik ayrı bir sürpriz ile dolu.

Bu kadar gezmeye bir yorgunluk kahvesi iyi gitmez mi? Özellikle eski Mardin ve Midyat’ta en lezzetlisini bulabileceğiniz özel Dibek veya Menengiç kahvelerini denemelisiniz. Şayet her damak tadına hitap edecek kadar lezzetli ve hafiftirler. Ağır tatlar sevenler için ise Süryani Kahvesi ve Mırra farklı bir deneyim olacaktır. Son olarak ise meşhur Mardin badem şekerini de lezzet denemelerine eklemeyi unutmayınız.Barış ve Kardeşliğin Pusulası: Mardin
Gündüzü seyranlık, gecesi gerdanlık olan bu şehri anlatmaya kelimeler yetmez. Mardin’i keşfetmek için, uzun uzadıya devam eden taşlarla örülü o tarihi sokaklarda kaybedin kendinizi! Belki yolunuzun sonu yepyeni bir tarihe çıkar. Ne demiş Murathan Mungan ‘‘ Bir kez girdi mi Mardin hayatına, kader gibi takip eder…’’