Bu gün yirmi yaşıma girdiğim zaman iç hesaplaşmamı kağıda döktüğüm bir yazımı tekrar okudum ve fark ettim ki dönem dönem çeşitli sorgularım hep varmış. Ve sizinle de paylaşmak istedim…
Bir şeyler için çaba sarf etmek aylarını hatta yıllarını vermek, ardından beklemek galiba şu zamana kadar yaşadığım en sancılı süreç. Bu gibi süreçlerde insanın daha çok duygusal olduğunu düşünüyorum. Beklerken insan daha bir gözlemliyor her şeyi, daha seçici oluyor her konuda. Emek sarf ettikçe hep daha kusursuz olanı istiyor. Bu dönemde yanımızdaki bireylerin aynı hassasiyette olmasını bekliyor.. Belki de sancılı hale getirende budur.

Yalnız başına beklemeyi öğrenmek, zaten her şey bu kadar zorken insanları anlamayı ve herkesi mutlu etmek için çalışarak yorulmamak gerek. Biraz bencil olup kendini mutlu etmek gerek. Yaptığın fedakarlığa değecek mi? İlerideki benliğine özür borçlu olmayacak şekilde devam etmek gerek. Her şeyi akışına bırakırken ne istiyorum sorusunu sıkça sormak gerek.

Açıklamalar, bahaneler, ihanetler… Bunlara tahammül etmeye gerek yok aslında. Akışına bıraktığın esnada benliğine bir şeyler katmayı hedef edinerek başlanmalı yola. Zannımca bu şekilde tüm süreçler daha katlanılır hale geliyor. ”Güç, yaşam, mutluluk” bunlar nasıl sağlanır yaşamımız boyunca? Çok çalışarak mı elde ediliyor? Sadece bundan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Her şey bir şekilde elde ediliyor çalışarak(!) Bir şeyleri kazanırken bazen de kaybediyor insan. Peki ne kalıyor elimizde.

Yirmili yaşımın başında anladım ki ”kişilik bahçene” ektiklerin kalıyor cübbende. Kişiler, olgular, olaylar unutuluyor. Sonrasında soruyorum kendime ne ektim bahçeme? Ektiklerimden mutlu muyum? Mesleğimi seçtiğim şu günlerde, her şeyden bu kadar bunalmışken, kocaman bir karamsarlığın tam ortasındayken soruyorum kendime ”hiç mi avuçlarında bir şey yok”. Bencilce davranıyorum. Ağır, belki de sınırlarımı zorlayacak planlarım var ama bunları hedef edinecek kadar kendime inancımda var. Bu demek oluyor ki düşüncelerim benim için imkansız değil.

Sormuştum ya kendime bahçemde ne var? Gezdiğim pek çok şehir, okuduğum kitaplarım, yazılarım, iyi ki tanıdım dediklerim… Tüm bunların farkında olmamı sağlayan deneyimlerim. Toparlanma zamanı, düzen zamanı. Mevsimlerden kış. Dinlenme zamanı dinlenirken usulca kendine inanma zamanı, eteğindeki taşları döküp benliğime dönme zamanı, üretme zamanı, başarma zamanı, BAHAR ZAMANI…