Arayıp Bulamadıklarımız…

0
109

Günden güne etrafımızda asık suratlı ve mutsuz insanlar çoğalmaya devam ediyor. Memnuniyetsizlik gitgide insanları ele geçiriyor. Yaşadığı hayattan ve bulunduğu ortamdan mutluluk duyanların sayısı ise epeyce az.

Peki neden mutsuzuz?

Mutlu olmak için sebep aradığında insanın mutsuz olacağı kanaatindeyim. Bir şeyi ne kadar ararsak o kadar bulamıyoruz. Bir şeye ne kadar anlam yüklersek o kadar anlamsızlaşıyor aslında. Duygulara anlam yüklemek ve sebep aramakta insanın başlıca mutsuzluk sebeplerinden biri oluyor.

Hayatı olduğu gibi kabullenmekten kaçınıyor insan. Bazense kendinden kaçıyor daha çok. Fakat her şeyden kaçabiliyor da insan kendinden kaçamıyor. Mutsuzluk her zaman daha cazip geliyor. Her şeyden kaçıp kendi kabuğuna çekilmek yaşamın en kolay kaçış yolu haline geliyor. Mutsuzluğun sebeplerine karşı duramamak, onlarla savaşamamak beraberinde ruhsal bunalımları da getiriyor. İnsanın acziyeti burada ortaya çıkıyor tam olarak.

Oysa hayat kabuğuna çekilip sorunlardan kaçacak ve mutlu olmak için sebep arayacak kadar uzun değil. Bu sebeple bazen sorgulamadan ya da bir bilinmezi aramaksızın yaşamaya devam etmeli.

Milyarlarca insanın aynı yeryüzünde farklı hayatları yaşadığı düşünülmeli. Hiç gün ışığı görmemiş olanlar için sabahları odaya ilişen gün ışığını sevmeli insan. Yahut hiç rüzgarın ıslığını duymamış olanların yerine kulağını daha çok kabartarak dinlemeli.

Mutluluğu somutlaştırmadan yaşayarak anlamalı. Çünkü mutluluk herkes için eşittir. Eşit olmayan tek şey ise insanların onu ne kadar fark edebildiğidir.

Başınızı göğe kaldırın. Eğer herkes kadar dolmuyorsa ciğerlerinize o halde kabuğunuzu kırın.

Arayıp Bulamadıklarımız...


Önceki İçerikBir Sanat Filmi
Sonraki İçerikDost’a
Ben Fatma Nur. İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Yönetimi ‘19 lisans mezunuyum. Tazecik Marmara Üniversitesi Ekonometri Lisans ve Medeniyet Üniversitesi İktisat Yüksek Lisans öğrencisiyim. Lisans hayatım boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarında koordinatörlük, eğitmenlik, katılımcı olarak bulundum ve halen sivil toplum kuruluşları ile bağımı sürdürüyorum. Kendi kurduğum dünyamda kız çocuklarının eğitimini, kadınların kariyer olanaklarından eşit şartlar altında yararlanmasını, üretken bir gençliği, aşılmış toplum yargılarını, okumayı, çokça yazmayı, hürlüğü ama Abdullahlığı savunuyorum. Rus edebiyatına hayranlık, Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç'a minnet duyuyorum. Chopin'den sonra Neşet Ertaş dinleyen Doğu-Batı karması bir temsilim. Aktif bir okuyucu fakat amatör bir yazarım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.