ARAFTA KALANLAR /8

Bir, iki, üç, dört, beş … Can sıkıntısından halının üzerindeki desenleri sayıyordum, tam tamına bir aydır evde hasta rolü yapıyordum. Eski sözde bir şeyim, önce yeni sonra eski olan patronumu aklımca boykot ediyordum, haaa çokta umurundaydı sanki! İstifa edemiyordum çünkü sözleşmem henüz bitmemişti, saçmalığa da bakın senelerdir kazandığımdan daha fazla tazminat ödemek zorunda kalıyordum kendi isteğim ile işi bırakırsam, ne yapalım ben istifa edemiyorsam onların beni kovması için elimden geleni ardıma koymamalıydım, gerçi o şeytan zekalı adam kesin anlamıştır ne yapmaya çalıştığımı, hay lanet beni benden daha iyi tanıyor. Şeytani planlarımı yapmaya devam ederken kapının önündeki sesler girdiğim transtan çıkmamı sağladı, yüzümde canice bir sırıtış şanslı günümdeyim sanırım kapı önünde kim varsa bugün benden çekeceği vardı. Bir hışımla açtığım kapıyı, sonra bir hışımla geri kapattım, tanrım anlayamıyorum tamam çok dua etmiyorum ama bu kadarda olmaz ki, tavana bakarak serzenişlerimi sürdürürken kapının ardından sesler gelmeye devam ediyordu, en iyisi duymamak , evet evet.

-V, aç artık şu kapıyı ve şu iğrenç müziği de kapat !

-Ne var? Ne mi var, ama ağlamak istiyorum ne olmuş bu insan evladına bir ay görmedim sadece bir aycık bu kadar da insan güzelleşmez ama bir ayda. Üfff .. Bir dakika bunu içimden söylemem gerekiyordu.

-Teşekkür ederim, V’cim, ama aynı şeyi senin için söyleyemeyeceğim berbat görünüyorsun.

Çok haklıydı ne diyebilirim ki, üzerimdeki lekeli takımım, dağınık ve yağlı saçlarım, koca ayı kafalı terliklerim, morarmış göz altlarım ve dudağımın kenarındaki uçuk vicky , benden çok herşey ortada resmini çiziyordu zaten, peki bu benim umurumda mıydı tabi ki hayır, depresyondayım sonuçta ne bekliyordu ki bu herif, bütün iltifatlarımı geri alıyorum eskisinden daha aptal artık. -Neden buradasın Leo, hastayım raporumu Kristen ulaştırmış olmalı, evet mimiksiz surat, donuk bakışlar, çok iyi oldu aferin V, çak bir beşlik kızım. Hayır hayır hayır bulaşıcı bir şey içeri giremezsiniz, hey sen tabure bacak çıkart o ayakkabılarını evime onlarla giremezsin!

-Yapma V, büyük büyük Cecila teyzeden daha sağlamsın, üstelik el yazını anlayabiliyorum, bir dahakine raporları başka birine yazdırmalısın, ne dersin?

-Beni o suratsız cadıyla bir mi tutuyorsun? Hemmm, bir dakika sen bana yalancı mı demek istiyorsun? Sen ne pis bir adam oldun çıktın böyle, üstelik bu kadın da kim ? Burnumu kırıştırarak yanımdaki kadını süzmeye başladım, tanrım cidden güzeldi, buda ne böyle, dünyadaki bütün kadınlar güzelleşiyordu da benim mi haberim yoktu acaba, nerenin suyunu içiyordu bunlar böyle. -Mrs, nerenin suyunu içiyorsunuz acaba?

-Monsieur mon cher?

-Yürürken üzerine çamurlar sıçrasın Leon, bi fransızımız eksikti. Amacın ne senin? Ya konuş, yada defolup git yüzüne bakmak sinirlerimi oynatıyor.

-Hı, hı kesin öyle V, seninle konuşmak bir çocukla konuşmak gibi her neyse; bu hanımefendi amcanın kaybıyla alakalı bize yardımcı olacak, kendisi bu soruşturmanın Fransa’da ki ayağını yürütecek.

Dalga mı geçiyor bu herif, hala bana amca deyip duruyor. Sinirden gözümün attığını hissedebiliyordum, yavaştan sıcak basan suratım ise sinirlendiğimin bir başka işaretiydi, derince bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım; Sen yine ne saçmalıyorsun Leon? Hıı, bu aralar çok saçmalıyorsun evet ama artık biraz durulsan mı diyorum, hala bana amca deyip duruyorsun, o iğrenç adam benim umurumda bile değil! Bunu anlaman için ne yapmalıyım hee? Russel’ı çok seviyorsan gidip tek başına arayabilirsin, o günde söyledim anlaşılan o ki anlamamışsın, şimdi de söylüyorum, ben YOKUM. Aptallık diz boyu, evet en büyük aptal benim, karşımda duran adamın hiçbir şeyden haberi yok ve ben her şeyin oldukça farkındayım ama anlatamıyorum. Susmak zorundayım ama içim içimi yiyor karşımdaki adam için susuyorum ama o bunun farkında bile değil, yaptığım sözde fedakarlık, haa halt etmiş fedakarlık, işin sonunda suçlu yine ben olacağım söyleseydin anlatsaydın diyecek ama ben yine susacağım,  neden çünkü biz kadınlar hep susarız; dayak yeriz susarız, kelimelerle kesiliriz susarız, seviniriz susarız, üst seviyede sözde meslek sahibi oluruz yine susarız, çocuğumuz olur susarız, torunumuz olur susarız… neden peki çünkü gecenin sonunda bizi seven birileri olsun istiyoruz, bizde sevildiğimizi hissedelim istiyoruz, ama yanılıyoruz her şeyde olduğu gibi kadın aklımızla bunda da yanılıyoruz. Geçmişte annem için sustum, şimdi de Leon için susuyorum, peki benim için kim susacak? Durun konuşmayın da o mutlu olsun diyecek? Hiç kimse..

-Bak Leon, bıktım artık tamam mı? Görmüyor musun? Anla artık lütfen..

-Son bir oyun V, sonrasında söz veriyorum özgürsün  sözleşmeni bizzat ben fesh edeceğim, sonrasında gitmekte özgürsün.

Her kelimesini söylerken gözlerinin nasıl boş olduğunu görmek beni en çok acıtan şeylerden biri, nerden nasıl vuracağını çok iyi biliyor, neden bu kadar acımasız ki neden, o da biliyor kimsesiz olduğumu. Her ne kadar aksi gibi davransam da bu işin bu mesleğin beni hayatta tutan tek şey olduğunu bile bile bunu da elimden alıyordu, vicdansız köpek! Lanet olsun, kimse bana böyle davranamaz, kimse! Aynaya atılan bir bardak, bir haykırış, koca bir hiçlik, bomboş bir ev, çarpan bir kapı ve sonrasında parçalanan bir ayna, kendi görüntümle bakışıyorum, biri şu halimi görse ne denli bitik olduğumu anlardı, bir sürü parçanın üzerinde yansımam vardı, herbir parça bendim ama ben bir parça değildim. Elime aldığım ucu keskin parça çoktan avucumun içini kesmişti parçalara akan kanım bile beni reddediyordu, kendi kendime bir şeyler fısıldıyorum fakat ne dediğimi kulaklarım seçemiyor, dikkatli dinlemem gerekiyor fakat yine yapamıyorum. Ne kadar süre geçti, neden üşüyorum bu kadar, neden bu ev sessiz, neden kimse gelmiyor, son kez kulaklarımda çınlayan sesim gözlerim kapanmadan önce dalga geçer gibi sesim kulaklarıma doluyor; -Anne, artık sana çok benziyorum. Ve koskoca karanlık, kendimi karanlığa bırakmadan önce son kez yine düşündüm, ışık yok bu defada olmadı..

LEON;

-Dostum bunu neden kendine de ona da yapıyorsun? Görmüyor musun bitmiş bu kadın bitmiş, bak şuna ne o yüzüne bile bakamıyorsun değil mi? Bu işler böyle yürümüyor Aziz Leon, tam vaktinde yetişmesek ne olacaktı, belki de şuan cenazesi için siyah eldiven seçiyor olurduk, hee ne dersin, neden bu pisliği yapıyorsun her şeyi bile bile susuyorsun neden?

-Kes sesini Will, bağırıp durma artık. Sana hesap vermek zorunda değilim, lanet olsun bende biliyorum ki bir suçu yok, bende biliyorum neden sustuğunu ama şuan için her şeyi bildiğimi bilmemeli. Her şeyi adım adım planladığımı görmüyor musun, düzmece tutuklama olayında bir kumar oynadım ve kazandım Will. Artık elimde çok sıkı bir kanıt var, Russel hakettiğini bulacak ama V olmadan bunu başaramam.

-Victoria’yı kardeşim gibi sevdiğimi biliyorsun Leon, onu daha fazla üzersen bende seni üzerim haberin olsun!

Harika en yakın dostumdan azar işitmediğim kalmıştı bir tek, erkek olmam duygularımın olmadığı anlamına gelmiyordu, işte bu konuda V, çok yanılıyordu hangimiz daha çok sever yarışında ben ondan daha öndeydim ama onun bana anlatamadıkları olduğu gibi benim de ona hissettiremediklerim vardı, evet canı çok yanıyor ama bu işi halletmek istiyorsak V’nin yanımda güçlü durmasına ihtiyacım var, ve ben onu o kadar iyi tanıyorum ki eğer onu kırılmaz yapmak istiyorsam onu sınamalıyım, tersine tepkiler veren biri bunu özel yapan da bu zaten, üzgünse gülüyor , gülüyorsa üzgündür, kırılınca susuyor, öfkelenince dalga geçiyor ama içten içe hala küçücük bir kız çocuğu, sevmeyi sevilmeyi isteyen biri. İhtiyacı olan herkese yetebileceğini düşünüyor ama yanılıyor, herkese yetmediğini zor yollardan da olsa öğrenmek zorunda yoksa bu hayat onu mahveder. Senelerdir bende bunun için susuyorum; onun sevgisine, acımasına, nefretine, üzüntüsüne her şeyine ihtiyacım var, kim demiş erkekler güçlü diye, en büyük yanlış asıl bu, kimse güçlü yıkılmaz olmak zorunda değil fakat böyle görünmeye ihtiyacımız var.. Yavaş adımlarla koltukta uyuyan kadının yanına gittim evden çıkar çıkmaz mahvolduğumu bilmiyordu, ona özel tuttuğum korumalar olmasa belki de herşey için çok geç kalacaktım, bunun için kendimi hiç bir zaman affetmeyeceğim. İpek gibi saçlarını okşayıp, başına bir öpücük bırakırken hala hiçbir şeyin farkında değildi.

-Efendim, Bay Russel çiftlik evinde sizi bekliyor.