Türk Halk Edebiyatı geleneği içerisinde ele alınan şiirler arasında, bir ölünün ardından irticalî biçimde söylenip yas anlamı taşıyan ve Divân Edebiyatı geleneğinde karşılığı “mersiye” olan şiirlere “sagu” denir.
7’li hece ölçüsüyle söylenmiş olup dörtlükler hâlinde meydana getirilir.
Sagunun en ünlü örneklerinden olan “Alp Er Tuñga Sagusu”nu ben de günümüz Türkçesine bir çeviri mahiyetinde aktarmış bulunmaktayım.
Öncelikle orijinal hâlini vermek isterim:

Alp Er Tunga

Alp Er Tunga öldi mü
İsiz ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur

Ödlek yırag közetti
Ogrı tuzak uzattı
Begler begin azıttı
Kaçan kalı kurtulur

Ulşıp eren börleyü
Yırtıp yaka urlayu
Sıkrıp üni yurlayu
Sıgtap közi örtülür

Begler atun argurup
Kadgu anı turgurup
Mengzi yüzi sargarup
Körküm angar törtülür

Ödlek arıg kevredi
Yunçıg yavuz tavradı
Erdem yeme savradı
Ajun begi çertilür

Ödlek küni tavratur
Yalnguk küçün kevretür
Erdin ajun sevritür
Kaçan takı ertilür

Bilge bögü yançıdı
Ajun atı yençidi
Erdem eti tınçıdı
Kerge tegip sürtülür

Ögreyüki mundak ok
Munda adın tıldak ok
Atsa ajun ograp ok
Taglar başı kertilür

Könglüm için örtedi
Yitmiş yaşıg kartadı
Kiçmiş ödik irtedi
Tün kün keçip irtelür

Günümüz Türkçesi:

ALP ER TUNGA

Alp Er Tunga öldü mü?
Dünya ıssız mı kaldı?
Felek öcün aldı mı?
Şimdi yürek yırtılır.

Felek fırsat gözetti
Gizli tuzak uzattı
Beyler beyin şaşırttı
Kaçan nasıl kurtulur?

Erler kurt gibi ulur
Yakalarını yırtar
Islık çalıp haykırır
Göz yaşlarla örtülür

Beyler atlarını yordu
Kaygı onlar durdurdu
Benizleri sarardı
Güzellikler örtülür

İyiler zayıfladı
Kötüler güçlendi
Bütün erdem azaldı
Dünya beyi yok oldu

Felek günü geçirir
İnsan gücünü zayıflatır
Dünya insan seyreltir
Kaçan dahi geçilir

Bilgeler kötüleşti
Dünyayı at yer vurdu
Edep eti bozuldu
Yere değip sürünür

Çevirdiğim metinde görüldüğü gibi bazı hece düşmeleri meydana gelmiştir. Bunu yapmamın asıl nedeni metnin orijinal ölçüsüne bağlı kalmaktır.
Tarihin önemli mirası olan Türk Halk Edebiyatı ürünleri birçok açıdan bizlere bilgi vermektedir: Sosyolojik, ekonomik, kültürel, siyasal ve daha birçok alan. Bizler bu somut olmayan kültürel mirası anlamak, yorumlamak ve gelecek nesillere aktarmak görevindeyiz.
Mustafa Kemal’in de dediği gibi “Tarihini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkûmdur.”

Bizler tüm bunlar ışığında kendi tarihimizi ve geleceğimizi sağlam iplerle tutmak, taşımak zorundayız.
Saygılar.