999

Bu bir bitişin seslenişi… Şiirin, hecenin, veznin ve hatta insanlığın… Karınca yuvası kadar özenliydi başlamak bir hayata. İlk adımlar, ilk sayfalar…
Ama nedense biz zaman geçtikçe yazımızı bozduk, düzenimizi bozduk. Satırlarımızın arası çoğaldı boşluklarla. Özenimiz yitik kaldı, hevesimiz yarım. İsteksizlik, onarılması zor bir duruma imza attık. İşinden istifa eden bıkkın bir işçiydik artık. Bitmek üzere, ne yaptığından habersiz, sonunu düşünmeden… Çiçekler kuruttuğumuz o solgun defteri yakacaktık belki. Alay konusu olmuş insanlık, aciz insanların ayakları altında tepelenmekteydi şimdi.
9 kez istedik, 9 kez inandık, 9 kez vazgeçtik. Son vazgeçiş en gerçeğiydi. Geri dönülmez bir yola atılan ilk adım gibi net, parlak ve özveriliydi. Belki yanan defterindeki tek şey emekti. İnsanın kendi emeğini yakıp yıkması bile canına iğneler batırabilirdi.
Ucu bucağı bilinmeyen tehlikeli yollar elbet ilgiyi üzerine çekmeyi bilir. 9 defa kanarsın o yolun uğultusuna. 9 defa götürür seni doğru sandığın yanlışlara. Siyahı vardır beyazını bulandırır. Zaten asıl iş de öz rengini kaybetmemektir karanlığa. Asıl iş varlığının habercisi olabilmektir. Ben vardım, ben varım ve ben hep var olacağım diyebilmektir. Ve bazen bunu diyebilmek için 9 canın dokuzunu da yok sayabilmektir. Hep var olmak için, hep bir yerlerden başlayabilmek için. Bitirmek bir sonla yüz göz olmak değildir. Bitirmek yeni bir başlangıç için atılan ilk adımdır.
Zamana uygulanan güç gösterisi gibi ahmak ve alaca insanlara karşı dimdik durabilmektir bitirmek. Vaktinde bulunmak ne kadar önemli ise bir ortamda yeri geldiğinde kaybolmak da bir o kadar kıymetlidir. Anların geri dönülmez bir aurası vardır elbet. Geçmiş mesela, bir saniye öncesine bile dönemezken yıllar öncesini anımsamasını biliriz. Belki o anı hala kafamızın içinde bir uğultu misali yaşatırız fakat o ana geri dönemeyiz elbet. Fakat o değerli pırlantalardan farksız bizi biz yapan geçmiş, geleceğimize yön veren o kıymetli geçmişin de gölgesi ardında kalamayız elbet. Çünkü önümüzde bizi sürüklemeye hazırlayan, bizim yönümüze ve kararlarımıza sahip çıkan, geleceğimize biçim katan şimdiki zaman var. Ve o ne geçmiş kadar can yakar ne de gelecek kadar umutları yorar. Şimdiki zaman bizi gerçek kılar, andır ve sahip çıkar. Hem bir başlangıçtır geleceğe, hem de bir bitiştir geçmişe.