Dans Bitti

0
650

Yağmura alıştığımız sonbaharın sayfalarına  gizlenmiş bir yaz  günü. İnsanın yüzüne hafifçe dokunan bir lodos rüzgarı.  Havanın bu kadar ılık oluşu beni tedirgin etse de rüzgarın  kollarına bırakıyorum kendimi. En kibar dansımızı ediyoruz. Sıcacık nefesini hissediyorum.  Sessizliğin verdiği huzur ile hafifliyorum.

Rüzgarın adımlarına yetişemediğimde farkediyorum artan şiddetini. Yine bir oyunbozanlık! Yaramaz bir çocuk edası ile giriyor pencerelerden içeri. Perdeleri, kağıtları, gücünün yettiği her şeyi uçuruyor. Sokakta yürüyen kadının, ceketinin üzerine düşen sarı saçları da nasibini alıyor rüzgardan. Kuşlar, yerdeki ekmek parçaları ile sığınacakları bir çatı arasında en hızlı uçuşlarını gerçekleştiriyor.

      Dans , sessizlik bozuldu ve veda başladı.

Rüzgara daha fazla direnemeyip yavaş yavaş kopuyor ağacın dalı ile son bağım. Buruk bir veda bu. İstenmeyen bir özgürlük! Kızmıyorum ona. Biliyorum ki bazı vedalar engellenemez. Rüzgar devasa bir süpürge gibi temizliyor şehrin sokaklarını. Ben de sürükleniyorum diğer yapraklar gibi. Belli ki beyaz örtüye yer açmak için bu  sarı örtünün sürgünü.

Kıyamıyor rüzgar bize yine de. Çıkardığı ürkütücü seslere rağmen hiç acıtmıyor canımızı. Kurumuşluğumuzdan yararlanıp un ufak etmiyor bedenimizi. Hafifçe dokunuyor, değer verdiği misafirlerini uğurlayan bir ev sahibi gibi. Peki yine gelebillir miyiz bir gün?

Yolculuğum şehrin hiç görmediğim sokaklarını, ağaçlarını, evlerini gördüğümde renkleniyor. O ağaçlarda hala yeşil kalabilmeyi başarmış yaprakları gördüğümde ise gururlanıyorum. Bu kez insanlar benim manzaramı  dolduruyor. Yüzlerindeki ifadelerde gizli manzaramın detayları.  Mutlu, hüzünlü, telaşlı, sinirli, yorgun..  İnsanların mevsimi ne kadar çokmuş!

Rüzgarın çizdiği  rotadan kaçarak  en yakınımda bulunan bir tren garına  atıyorum kendimi. Rüzgar beni burada bulamaz!  Yorgun düşmüş bedenimi bir bavulun üzerine bırakıyorum.

Biraz dinlendikten sonra etrafımı izlemeye koyuluyorum. Üzerine kurulduğum bavulun, ağlayan sevgilisine sarılan adama ait olduğunu anlıyorum. “Geleceğim, üzülme.” Demek veda rüzgarları onlara da esmişti! Son kez sarılıyorlar birbirine. Adam bavulunu almak için elini uzattığında beni  farketti . Ani bir hareketle beni alıp kadına verdi. “Yapraklar tekrar böyle solmadan geleceğim.”

     Trenin kalkış sesi duyuldu, gözyaşları özgür kaldı.

Bir eli ile beni tutarken diğer eliyle gözyaşlarını siliyor kadın. Saniyeler öncesindeki vedanın etkisinden kurtulmaya çalışarak atıyor adımlarını.

     Günler geçti,  kadın günlüğüne bir şeyler yazdı.

Daha az üzülüyorum artık. Biraz daha alıştım sensizliğe. Başlarda kızıyordum kendime nasıl alışırsın diye! İnsanın doğası bu. Yapamam dediklerimizi yaparken buluyoruz ya da “Artık nasıl mutlu olabilirim?” diye düşünürken gülümserken yakalıyoruz kendimizi.Gerekli gereksiz koşuşturmalarla dolu hayata kendimizi kaptırıyoruz.Mutluyum çünkü bir tek mutsuzluğa alışmadım! Her hüzünlü veda sevinç dolu kavuşmalara gebedir. Yapraklar her bahar yeşilin daha güçlü bir tonuyla yeşerir.Ve geleceksin biliyorum.

     Yarım kalan cümlede bir umut yeşerdi.

Gelecek. Uzun bir kıştan sonra gelen bahar gibi nazlı ya da yağmura alıştığımız sonbahar  sayfalarına  gizlenmiş bir yaz  günü gibi ansızın.

Dans Bitti


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.