4. Bölüm

0
87

 

İŞ BAŞVURUSU

İş başvurusu için ilk gündü. Ne giyeceğine karar verirken çöplük gibi olan evini biraz daha harabeye döndermişti. Evden bir solukta çıktı. Bütün gün ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını düşünerek geçirmişti. Artık korkmuyordu. En azından çaba gösterdim diyerek kendini motive ediyordu ama yine de kendisinden emin olamıyordu. Yok boyunca diğer işlerde yaptığı hataları yapmamak için söz verdi. Bir keresinde iş mülakatına girmeden önce çalışacağı kurumun yanlışlarını görmüş ve mülakatta da hiç çekinmeden yapılan yanlışların neden düzeltilmediğini sorduğunda, kendisini bir anda kapının önünde bulmuştu. Artık dünya yansa umrunda değildi. Karışmayacaktı. Tabi yapabilirse…

Zeynep iş başvurusunun önüne gelmişti. Tahmininden daha da heyecanlıydı. İlk iş başvurusu eğitim danışmanlığıydı. İşin amacı kuruma öğrenci kazandırmaktı. Kapıyı yavaşça açtı. Ve dışarıdan sakın olan kurumun içerisindeki gürültüden dolayı heyecanı kaybolmuştu. Anladığı kadarıyla ana okuluna giden çocukları kapsıyordu. Her yer, darmadağınıktı. Çocuklar ellerine geçen her şeyi  birbirlerine fırlatıyorlar, demeye kalmadan Zeynep’de kafasına nerden geldiği belli olmayan bir kitap yemişti. Kitap, boyama kitabıydı. “Bu çocukların öğretmenleri yok mu?” diye düşünmeye kalmadan bir görevli çocuklara tek hamlesiyle sınıflara girdirmişti. Ortamda sessizlik ve dağınıklık haricinde tek bir çocuk bile yoktu. Biraz afallayarak, kısacık geçirdiği şoku atlatıp temizlik görevlisine sordu:

– Merhaba. İş görüşmesi için gelmiştim.

– Ee.

– Kiminle görüşmem gerekiyor? Yardımcı olabilir misiniz?

Diye sordu. Kadın elindeki temizlik aletini duvara dayayarak sol elini kaldırıp;

– Bakın orda Müdür yazıyor. Onunla görüşeceksiniz.

-Peki. Dedi ama içinde buranın normal olmadığını düşünmeye başladı. Müdürün odasına gitti. Kapıyı çaldı ve içeri girmeye çalıştı kapı kilitliydi. Öğretmen odasını aramaya koyuldu. Herhalde bir kez daha sorsa dayak yiyebilirdi. Soru sormayı bırakıp tek tek sınıfları gezdi. Üzerinde öğretmen odası yazmayan bir odanın içerisinde masa ve sandalyeleri görünce sanırım burası diye düşündü. Bu kadar şaşırmasının nedenini de o an anladı. Kapıda ana okuluna dair bir ibare yoktu. Odaya girdi, ve bilgisayarla uğraşan aklı selim gibi duran bir insan vardı.

– Merhaba. Dedi.

Adam kafasını çevirerek

– Merhaba. Dedi. Sonra tekrar bilgisayara döndü ve hiçbir şey olmamış gibi devam etti.

Neredeyse bulunduğu duruma kahkahayı basacaktı ama ilk iş görüşmesiydi. Sabretmeliydi.

-İş görüşmesi için gelmiştim. Kiminle görüşebilirim? Diye sordu.

Adam tekrar yavaşça dönerek;

– Buyrun, oturun. Dedi.

Zeynep sorgulamadan adamın dediğini yaptı. Masaya oturdu ve beklemeye başladı. Yol boyunca hep ayakta durduğu için yorulduğunu farketti. Heyecan namına en ufak bir zerre dahi kalmamıştı. Zaten anladığı kadarıyla kendisinden başka iş görüşmesine gelen yoktu. Sinirlenmekle kalkıp gitmek arasında mekik dokuyordu. Neyse dedi son bir çare müdürün odasına gidecekti. Odadan çıkmadan adamın tekrar bilgisayarda oyun oynadığını görünce “Ben nereye düştüm acaba!” Diye söylenmeden edemedi.

Aileler buraya gerçekten güvendiği için mi getiriyordu çocuklarını yoksa ücreti nedeniyle mi? Sorular yığınla kafasına üşüşüyordu. Müdürün kapısı açıktı. Bir an sevinçten ne yapacağını bilemedi. Kapıyı tıklattı ve içeri girdi. Kimsecikler yoktu yine. Bu sefer bekleyecekti. Tekrar bir gürültü koptu. Anladığı kadarıyla teneffüs zili çalmıştı. Çocuklar sanki dakikalarca tuttukları yaramazlıkları teneffüs aralarında bırakıyorlardı. Ve kapıdan iri cüsseli, takım elbiseli, gözlüklü hafif saçları uzun bir bey geldi.

-Ne için gelmiştiniz? Diye sordu.

– İş görüşmesi için.

– Oturun, ayakta kalmayın.

Zeynep hemen yanında duran siyah deri koltuğa oturuverdi.

– Ne için başvuru yapmıştınız.

-Eğitim danışmanlığı.

– Peki. Yarın gelin başlayın.

– Ne?

– Neden bu kadar şaşırdınız? Burada çocuklar çok fazla olduğu için çalışanlarımız bu stresli ortama daha fazla dayanamıyorlar. Burada her şey onlara göre tasarlandı. Eğitim düzeyleri çocukların hayal gücünü kısıtlamayacak düzeyde.

– Nasıl yani? Biraz daha açar mısınız?

– Tabi. Burada sadece normal düzeyli ailelerin çocukları yok. Biz aldığımız gelirlerle yetim çocukları da eğitime dahil ediyoruz. Ve çocuklarımızın ders dışında oyunlar oynamasına karışmıyoruz.

– Ama birbirlerine karşı bir şeyler fırlatıyorlar. Bu çocuklara zarar verebilir.

–  Ne öneriyorsunuz?

– Çocukların oyun oynamasında sıkıntı görmüyorum. Oyun oynama şekilleri sıkıntılı. Burada bulunan çocuklar en fazla altı yaşındaki çocuklar. Onları tehlikeli oyunlardan çok zeka oyunlarının tercih edilmesi gerekir. Bu yaş çocuklar için sizce de tehlikeli değil mi?

– Hayır. Tehlikeli olan sizin tutumunuz!

– Anlamadım.

– İş başvurunuz kabul edilmedi. Çıkar mısınız?

– Zaten ben de burada çalışmak istemem. Eğitim şekliniz oldukça kötü. Burada çalışanların neden kalmadıkları da belli oldu zaten.

– Hadi kardeşim. Çık git!

İlk defa bu kadar şiddetli kovulmuştu. Sinirliydi.  Kapıyı hızlı bir şekilde çarptıktan sonra koşarak çıktı kapıdan. Ağlamak üzereydi ama siniri göz yaşlarının akmasına engel oluyordu. Bir iş de elinden gitmişti. “Aman! Böyle iş olmasın!” Diye düşündü. Biraz yürümeye karar verdi. Diğer iş görüşmelerine gidecek takati kendisinde bulamıyordu. Bir banka oturdu. Derin nefes aldı ve evine gitmek üzere yola çıktı. Sahi her şey neden bu kadar absürt ilerliyordu. Biraz daha siniri azalmıştı. Dünya çok enteresan bir yerdi. Ve kendini bir türlü bu dünyaya ait hissedemiyordu. Toparlandı.

Çocuklara kıyamadığı için şikayet etmekte kararlıydı. En azından yetkililer tarafından denetlenmeliydi. Kendisinin bu konuda çok bilgisi yoktu ama bir şeylerin yanlış olduğu kanaatindeydi.  Eve gelmişti. Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamamıştı. Yürüyerek mi gelmişti. O kadar yolu! Hayretle etrafını izledi. Ve evin içine attı kendini. Eve girdiğinde gören savaş var zannederdi. Umursamadan televizyonu açtı ve yaşadıklarını düşündü. Bir şeyler eksikti ama eksik parçayı bulamıyordu.

Acıkmıştı. Dolabın kapağını açtı, içindekilere şöyle bir göz gezdirip geri kapattı. Yalnız yaşamak ona hiç iyi gelmemişti. Hem fotoğrafçılık da biraz daha beklemesi gerekiyordu. Ayrıldığı dünyasına geri dönmeye karar verdi. …

4. Bölüm


Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.