“1984” Üzerine

3
1336

Okunması gereken kitapların belki de en başında gelen, bir sistem eleştirisi niteliğindeki 1984 romanı, İngiliz edebiyatının en önemli kalemlerinden birisi olmuş George Orwell’ın hala güncelliğini korumakta olan başyapıtıdır. İnsanın sorgulama yetisini elinden alan sistemin bireyi ve düşüncelerini ne denli yok ettiğini, onları paranoyaklaştırdığını başarılı bir kurguyla anlatmıştır.

Yalnız “Parti=Devlet” bağlamında her şeyi kontrol altına almaya çalışan, baskı ve zulüm ile insanları tekdüzeleştiren ve Partinin istekleri dışında onların başka bir şey düşünmelerine engel olan rejimi uygulayanların unuttuğu bir şey vardı: İnsanın içine giremezlerdi, duygularına ulaşamazlardı. Şayet insanın duygularını değiştirebilirlerse işte o zaman onu yok etmiş olurlardı.

1947-8 yıllarında yazılan roman, dönemin totaliter rejimlerine de ciddi göndermeler yapmıştır. Sadece sisteme gönderme yapmakla kalmamış, insanlar arası ilişkiler ve insanlık üzerine de anlamlı mesajlar vermiştir.

Henüz okumadıysanız hiç durmayın derim, size çok şey katacak, farklı açılardan bakmanızı, mukayese etmenizi sağlayacak kitaplardan biridir.

Kitapta altını çizdiğim birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak isterim:

“Hem bilmek hem de bilmemek, bir yandan ustaca uydurulmuş yalanlar söylerken bir yandan da tüm gerçeğin ayırdında olmak, çeliştiklerini bilerek ve her ikisine de inanarak birbirini çürüten iki görüşü aynı anda savunmak; mantığa karşı mantığı kullanmak, ahlaka sahip çıktığını söylerken ahlakı yadsımak, hem demokrasinin olanaksızlığına hem de Parti’nin demokrasinin koruyucusu olduğuna inanmak; unutulması gerekeni unutmak, gerekli olur olmaz yeniden anımsamak, sonra birden yeniden unutuvermek: en önemlisi de, aynı işlemi işlemin kendisine de uygulamak. İşin inceliği de buradaydı; bilinçli bir biçimde bilinçsizliğe özendirmek, sonra da bir kez daha, az önce uygulamış olduğunuz uykuya yatırmanın ayırdında olmamak. ‘Çiftdüşün’ dünyasını anlayabilmek bile çiftdüşünü kullanmayı gerektiriyordu.”

“Gerçekler, ne yaparsanız yapın, gizlenemezdi. Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir, işkence yapılarak sizden sökülüp alınabilirdi. Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa, sonuçta ne fark ederdi ki? Duygularınızı değiştirmeleri olanaksızdı; siz kendiniz bile değiştiremezdiniz duygularınızı, isteseniz bile. Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en küçük ayrıntısına kadar açığa çıkarabilirlerdi; ama nasıl işlediğini sizin bile bilmediğiniz, yüreğinizin içi, sırrını korurdu.”

“İnsanın içine giremezler. Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir.”

Sorgulayan beyinlere ve hiçbir çıkarı olmaksızın insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünenlere selam olsun…

3 YORUMLAR

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.