13. Çarşamba

0
144

 

Seni seviyorum. Herhangi bir zamanda gideceksin diye endişeleniyorum. Şu an zaman dursa ve biz hep böyle kalsak diye düşünüyorum. Eğer düşlediğim gibi olursa birbirimizi sonsuza dek sevebiliriz biliyorum. Ellerini sonsuza dek tutabilmek, seni doyasıya sevebilmek için her şeyi göze alabilirim. Çünkü sen öyle bir zamanda çıktın ki karşıma; beni düşmekte olduğum uçsuz bucaksız kuyudan çıkardın. Tam yere çakılacaktım ki ellerin ellerimi tuttu. Öyle sıkı tuttu ki, öyle güvende hissettirdi ki sana âşık olmamak, seni sevmemek olacak iş değildi.  

Karşılaşmaların en güzeli sen oldun. Hayatımdaki en iyi şansım, en renkli hayallerim, en sıkı tuttuğum el oldun. Zorlu ve acılı bekleyişlerimin sonucu, bunca siyahlığın içindeki tek renk oldun. Kurşuni renklere mahkûm olmuşken, renk kattın yaşantıma. Gök mavisi gibi huzur dolu, kar beyazı gibi temiz ve masumdun. Bozuk bir radyoydum ben… Cızırtılı seslerin içinde duyurduğum o şarkı oldun. 

Onca kötü tecrübe ve kötü insanların içinden çıkıp beni buldun. Sevgilim, sevdiğim en yakın arkadaşım oldun. Çiçek açmayan kalbimde rengarenk çiçekler açtırdın, bana umut oldun. Seninleyken, ellerini tutarken, sana sarılırken, seni öperken evimde gibiyim artık. Öylesine güvenli, öylesine huzurlu ve öylesine mutlu… 

Sen benim dinlemekten vazgeçemediğim şarkım, her kelimesini ezbere bildiğim halde defalarca okuduğum şiirimsin. Sevmekten vazgeçemediğimsin… 

13. Çarşamba


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.