Yatağımda Unuttukların…

0
169

Soğuk bir kış sabahına nefretle uyanmanın sebebi olanlar için yazılacak o kadar çok şey varken, bazen susmayı tercih etmek işin en sıkıcı kısmını oluşturuyor ne yazık ki. Yazarak o insanı yükseltmek mi yoksa tam tersi içindekileri haykırmak mı olayın özeti bilemiyorum ama bazen bir insanın pisliğini izlemek, bana çok şükür dedirtebiliyor.

Kurduğun hayaller, yapmağı düşündüğün her şey bir anda kaybolunca, başkaları ile aynı şeyi yaşamaya başlayan bir insan için ne kadar temiz düşünebilirsin ki? Gezmeler, gidilen kafeler, kimsenin haberi olmadan çıkılan uzun yolculuklar vs vs her şey tamamda ya bir akşam yatakta bırakılanlar ne olacak? Daha doğrusu açıklaması nasıl olur. İnsanlar için “onur” denilen kavram bu kadar basit iken, başkası ile hiçbir şey olmamış gibi yaşanılanların adı tam olarak ne bilemiyorum. Hiç bir şey için pişman değilim şeklinde aciz bir savunmanın getirisi ile kimsenin bilmediği yerlerde yaşanılan gecelerde bırakılanların getirisi aynı değerde mi oturup bunu düşünmelisin.. Evet, sen, kendini bir halt sanan sen oturup bir şeyleri düşün bakalım.

Sinirlenmeden düşün ama önce derin bir nefes almaya başla sonra düşünmeye başla, içinden çıkmadığın bir karmaşada yaşadıklarını önüne serdikten sonra düşün… Sonra yanında ki insana dönüp sor: İkinci el olmuş bir bedeni ve kalbi kabul edebilecek mi?

Karaktersizliği ele almış insan denen mahlûklara saygılarımla…

YORUM YAZ!

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.