İhtimaller durağında -mışlarla bezenmiş bir yolun başlangıcındayım.
Fırtına öncesi sessizliği misali her yer.
Ellerime tutuşturulmuş birkaç harita ve kendimden ibaret tüm bildiklerim.
Okumayı sökmeye çalışan bir çocuğun çabaları kadar çelişiyorum kendimle.
Bir süre sonra ‘bu ne?’ sorularımın küllerinin kokusunu işitiyorum.
Tükenmez kalemlerim tükeniyor,sebepler şeffaflaşıyor.
Bazen ne hissedebiliyor, ne de görebiliyorum.
Bildiğim şehrin tam ortasında kayboluyorum.
Benim için ağlıyor gökyüzü,
Şiddetli haykırışlarıyla sürüyor bu sisli yas.
Güneş doğacakken ay beliriveriyor,
Yağmur duası yaparken gözlerimin kamaşması,yapmam dediğim tüm şeylerin baş rolünde olmam gibi.
Öylece bakıyorum mehtaptaki yansımaya,
Berrağımsı bir bulanıklık,içimdeki benlerden birinin ayna ile göz göze gelişi.
Öylesine küskün ve karanlığın elinden tutarmışcasına güvensiz.
Tabanlarının altında olması gereken taşları topluyor birer birer.
Dalgalar onun yakarışlarındaki dönüt, Huzurun tadına vardıran dinginlik.