Kimselere bıraktım masum yıllığımı,

Ve pare pare yaş bıraktı.

Bedenim ucuz met cezirlere kapalı,

Ve ruhum tuzlu sularda yamalı.

Bir “ah” çektim,

Bin “ah” oldu yankılar!

Huzurum;

Bu kadar mı ince boynun,

Yamacından ırmaklar topladığım dağlara?

Eteğine sümbüller, gelincikler döktürdüm,

Affı da bolca olsun bağırmalarımın.

Bir derde düşmüş yolum.

Yollar ki; bana karşı olmuş boğum boğum!

Ayaklarım;

Bu kadar mı dermansız kaldınız,

Sevdasından buseler çaldığım aşktan?

Zira örtün üstümü benim.

Dağlar çığlık çığlığa yükseliyor,

Sümbüller kurumuş,

Gelincikler yapraklarını infaz etmiş,

Teker teker…

Zira atın beni bu dağlardan .

Aşkım müphem olmuş,

Kurumuş,

Solmuş.

Zira bir kefen giydirin bana.

Dağlarımın yamaçlarına gömün,

Sümbül koksun ölüm,

Çünkü ben aşk ateşine düşmüşüm,

Sevdadan ölmüşüm…